19.10.2015, Pazartesi







İLKER BELEK YAZDI.. SON DÖNEMEÇ
İLKER BELEK YAZDI.. SON DÖNEMEÇ
15 Ekim 2015 17:54
Font1 Font2 Font3 Font4

HAZİRAN AYAKLANMASI STRATEJİK MÜTTEFİKLİĞİ SARSTI
 

Haziran ayaklanması ucu düzen dışına taşan bir siyasi ve ideolojik içeriğe sahipti. Gericiliğe, diktatoryal gidişe, her tür yağmaya, savaşa karşı verilmiş, aydınlanmacı, antikapitalist duyarlılıkları olan, barıştan ve özgürlüklerden yana bir tepkiydi.
 

Sol ayaklanmanın hakkını verip, O’nu gereken örgütlü zemine taşıyamadı ama, sermaye sınıfı ve emperyalist güçler anlamaları gerekeni anladılar ve ayaklanmanın sorumlusunun AKP’de ifadesini bulan iktidar ve yönetim anlayışı olduğunu saptamakta gecikmediler.
 

AKP’nin aynı yönetim tarzını sürdürmesi durumunda yeni Haziranların ortaya çıkma ihtimali yüksekti. Her seferinde bu çapta olması gerekmiyordu-zaten olanaklı da değildi, ama, bu içerikteki toplumsal tepkilerin başka bir sosyoekonomik formasyonu talep eden bir çizgiye doğru evrilme ihtimali zaman içinde güçlenecekti.  Sonuç olarak AKP aklını başına devşirmeliydi.
 

Ancak bunu iktidar bloğuna anlatmayı başaramadılar. AKP’nin içindeki Bülent Arınç gibi kimi önemli isimler buna dair bir tutum takınmaya çalıştılarsa da çabuk bastırıldılar.
 

17-25 Aralık tape operasyonu bunun üzerine geldi. Operasyon Cemaat’e bağlansa da daha büyük bir gücün yapımı olduğunu düşünmek gerekir. Sonuç olarak ABD Haziran Ayaklanması’ndan beri AKP’ye bir şeyleri anlatmaya ve kendisini benzeri toplumsal tepkilerin ortaya çıkma ihtimalini azaltacak bir yasallık-meşruluk zeminine çekmeye çalışıyor.
 

SURİYE’DE ÇÖKEN STRATEJİK DERİNLİK VE CİHADİSTLERİN GÖREVİ
 

AKP Suriye konusunda öyle net siyasi ve askeri bir angajman sergiledi ki, zaman içinde konjonktürde ortaya çıkan önemli değişiklik noktalarında gerekli esnekliği göstermeyi başaramadı.
 

Esad birkaç ay içinde düşecekti olmadı, serbest bölge denemeleri boşa düştü, YPG’nin genişlemesi engellenmeye çalışıldı sonuç alınamadı, Rojava’ya Amerika’nın askeri destek vermesini önleme çabaları da fiyaskoyla sonuçlandı. Rusya’nın oyuna doğrudan dahil oluşu sonrasında artık tam bir iflas durumu yaşanıyor ve yeni ortama uyum sağlayacak bir siyaset değişikliği AKP’nin neredeyse kendisini reddetmesi anlamına geliyor.
 

ABD IŞİD’e karşı tutarlı bir müttefik beklerken AKP açıkça bu kanlı örgütü destekledi, korudu, besledi, şimdi de Rusya bombardımanından kaçan örgüt militanlarına sığınma evi rolü oynuyor.
 

AKP’nin IŞİD’e olan muhabbetini anlamak için de analize mutlaka Kürt halk sınıflarının siyasal dinamizmini ve bir kez daha Haziran Ayaklanmasını dahil etmek gerekiyor. AKP kendisine karşı yönelecek herhangi bir kitlesel toplumsal harekete karşı devletin askeri gücünün yanı sıra paramiliter sivil kuvvetlerini ve cihadist örgütleri elinin altında hazır bulundurmak istiyor. Bu yapıların 6-7 Ekim Kobani eylemlerinde ne işe yaradıklarını hep birlikte gördük.
 

Evet 7 Haziran seçimleri sonrasında, hep vurguladığımız gibi, AKP, MHP’ye kaptırdığı yaklaşık 1.5 milyon oyu geri almak için kaos yaratmak, Kürt illerinde savaş çıkarmak zorundaydı ve bunu da PKK’nin yanıt vermek mecburiyetinde kalacağı bir şekilde gerçekleştirmesi gerekiyordu, ama; bu faktör tek başına savaşı açıklamaya yetmez, bir kez daha Suriye konjonktürünü dikkate almak gerekir.
 

Suriye’de ABD Kürtlere yaklaştıkça ve Kürtler ABD’nin bölgedeki en iyi müttefiki konumuna yükseldikçe, AKP YPG ile PKK’yi aynı hatta yerleştiren bir politikaya iyice kilitlendi. Suriye’deki gelişmeler AKP’de, hem bölgedeki hem de PKK karşısındaki pazarlık gücünü de yitirmekte olduğu yönünde, kesinlikle gerçek zemini olan, bir algı yarattı. Dolayısıyla içeride başlatılan Kürt savaşının ABD ve Kürtler (hem içeride hem de dışarıda) karşısında pozisyon kazanmaya yönelik bir hedefinin olduğu da çok açık.
 

AKP SURİYE’DEKİ OYUNDA DEMODE OLDUKÇA ABD İLE ARASINDAKİ MESAFE AÇILDI

Rusya’nın Suriye sahnesine doğrudan girişi Suriye’ye yaklaşım bakımından ABD ile AKP arasındaki farklı konumlanışlara bağlı bakışımsızlığı tamamen belirgin hale getirdi. Rusya’nın Suriye’ye girişi ABD’nin tutukluk, tedirginlik ve başarısızlıklarını fırsat bilen bir tutumdu. ABD bu nedenle yeni güç dengeleri içinde arkasını sağlama alacak bir siyaset geliştirmeye ve Türkiye’den stratejik müttefikliğin gerektirdiği sorumlulukları acilen yerine getirmesini istemeye mecburdu.
 

Kürt illerindeki savaş için her iki tarafa da itidal tavsiye eden ve kamuoyuna seçime kadar beklenmesini, 1 Kasım sonrasında nasıl olsa yeni bir müzakere masasının kurulacağını açıklayan ABD, Rusya sonrasında kendisini seri adımlar atmak zorunda hissetti. Öncelikle YPG’ye karşı desteğini artırdı, Kürt ve Arap güçlerini birleştirmeye ve bu koalisyonu silahla tahkim etmeye yöneldi, arkasından bu güçlerin birlikte Rakka’ya ve Cerablus’a saldırı başlatacağı haberleri geldi. Rusya Esad yönetimiyle birlikte savaşırken, ABD buna karşı kuzeyde farklı bir cephe oluşturmaya yöneldi.
 

Bu gelişmeler çerçevesinde sorun yine, AKP’nin oyunun genelinden kopuk tutumunda ısrar ediyor ve IŞİD’e desteğini sürdürüyor olmasıydı.
 

Ankara Katliamının hemen sonrasında Times’ta çıkan değerlendirmeler durumun Batı tarafından nasıl bir aciliyet çerçevesinde algılandığını ve neyin istendiğini çok açık biçimde gösteriyor. Şöyle deniyor söz konusu yazıda:  "Erdoğan 100 odalı sarayında oturup düşmanlarına bağırırken, 'krallığı'.. kendini savaş, çatışma ve karşılıklı suçlamalarla parçalara bölüyor. Sınırında genişleyen savaşın bulaştığı Türkiye, kaosa doğru kapaklanıyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki nispeten istikrar sağlayıcı ülke imajını, muğlak ve bazen de yıkıcı bir müttefiğe dönüştürdü. Erdoğan, tüm zayıflıklarına rağmen, şamar oğlanına dönüşmemeli. (…) Acilen, Osmanlı komplolarının gizli kurallarına göre değil, akla uygun bir şekilde yönetilen bir Türkiye'ye ihtiyacımız var." NATO, artık bu haliyle Türkiye’yi, kendi Ortadoğu sınırını güvensizleştiren bir ülke olarak değerlendiriyor.
 

Kısacası, AKP’nin arkaik Suriye politikasını sürdürmekte ısrar etmesi, Türkiye-ABD-NATO ilişkileri açısından sürdürülemez bir duruma işaret etmektedir. Suriye’deki yeni gelişmeler içinde bu Türkiye siyasetinin yeri yoktur. ABD, Rusya’nın oyuna girişiyle birlikte AKP ile arasında belirginleşen Suriye politika açısının mutlaka kapatılmasını istemektedir. Emperyal ilişkiler çerçevesinde bunun tek yolu Türkiye’nin siyasetini değiştirmesidir, hem içeride hem de dışarıda.
 

İstenen Türkiye’nin yeni şekillenmekte olan Kürt devletleşmesiyle uyumlu bir hatta oturması ve içeride de yeniden müzakere masasının kurulmasıdır. Suriye’de hem ABD hem de Rusya Kürtlerle çalışmaya tamamen açıkken ve bölgedeki Kürt devletleşmesini destekliyorlarken, Türkiye’nin Kürt sorununa dair politikasının mevcut haliyle devam etme şansı yoktur,
 

Şimdi, 10 Ekimle birlikte yaratılan ortam, yaz aylarından beri kullanmakta olduğu kontrollü kaos stratejisini AKP’nin elinden almaya ve kendisine karşı kullanmak üzere şekillendirmeye yöneliktir. Ankara Katliamı böyle anlam kazanıyor. ABD, uzun zamandır, hem Suriye konusunda daha uyumlu hem de içerideki toplumsal gerginliği azaltacak farklı bir iktidar yapısı istiyor.
 

AKP bütün gelişmeleri ve verilmeye çalışılan mesajları anladı anladı, anlamadı, senaryoya, asker de dahil, başka aktörler eklenir.
 

Kısa erimde hedeflenen ise, hep sözü edilen geniş koalisyona AKP’yi razı etmek ve bunun üzerinden Erdoğan’ın hem AKP hem de genel siyaset sahnesindeki etkinliğini azaltmaktır.
 

İLKER BELEK
Telgrafhane.org



Yukarı Geri Ana Sayfa

x

Telgrafhane'yi Facebook'tan takip edin



Telgrafhane'yi Twitter'dan takip edin

x
Telgrafhane facebook uygulamasına
bağlan
70 Sorgu Yapıldı. 0,287 Saniyede Oluşturuldu.