Derdin Ucu Derinde

Derdin Ucu Derinde

Mucize Özünal yazdı: “Laik eğitimle bilmek öğrenmek, dinci vesayetten kurtulmanın yoludur. Bilgi ağacının meyvasını erkeğe veren kadınlara Tanrının gazabı bundandır belki de…”

Tekvin Bab 2 (4) :  “ Rab bahçenin ortasına hayat ağacını iyilik ve kötülüğü bilme ağacını dikti. Ve Rab adama emretti. Her ağacından istediğin gibi ye fakat  iyilik ve kötülüğü bilme ağacından  yemeyeceksin.

Bab 3 (4) ve devamı :  Yılan kadına dedi “ Yerseniz ölmezsiniz. Çünkü Allah bilir ki ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak iyiyi ve kötüyü BİLEREK Allah gibi olacaksınız. “

Bab  3 (22 ) :  Ve rab dedi “ İşte şimdi iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldun “

 İşte bu cennetten kovulma öyküsü binyıllar boyu kutsal kitapların hepsinde durmadan harlandırılan Adem ve Havva’yı lanetlenme ateşiyle süre geldi. İnsan oğlu tanrıya biat etmemiş, emirlerine uygun davranmamıştı. O zaman yeryüzündeki bütün yaşamı bu ilk günahtan kurtulmaya çabalamakla geçecekti. İlkel insanın düşünce dünyası henüz olmayana varlık yüklemeye ulaşmadığı için, ilk versiyonlarında hilekâr olan duyusal varlık yılandır. Daha sonraları şeytan icat oldu ve Adem aklandı.  Asıl suçlu Havva’ydı. Bilmek ağacının meyvası olan elmayı hem kendi yemiş, hem Adem’e yedirmişti. İyilik kötülüğü bilme ağacının meyvasını yiyerek tanrının tekelinde olan bilmek yetisini ele geçirmişlerdi. Bilmeye cüret etmek tanrının iktidar alanına el atmak demekti.

 Olan biten hakkında şüphe ederek düşünmek, yargı gücü ile yargıya varmak bu yolla bilgiye ulaşmak ancak tanrısal bir edim olarak kaldıkça insan vesayet altında tutulabilirdi. Bütün bilgi tapınakta, kilisede havrada camide tanrı adına bu bilgiyi elinde tutanlardaydı. Böylece daha sonraları bir insan hakkı olarak kabul edilen bilmek hakkı, geri alındı. Ve özellikle, yılanın ve şeytanın ta kendisi olan kadınların gözleri hep kapalı, dilleri suskun, akılları hep işlevsiz kalmalıydı.

  İşte bu bağnazlığa karşı yüz yıllarca süren mücadele bizde Cumhuriyetle taçlandı. Devletin kuruluş amacı o devletin topluma ve insana iyi bir yaşam sunup sunmayacağını belirler. Eğitim Öğrenimin Birliği yasası Cumhuriyetin devlet felsefesinin hedefi olan “İnsan ve toplum için devlet “ amacını gerçekleştirmenin asıl araçlarından en önemlisiydi.

 Eğitim öğrenimin birliğinin yıkılmasıyla Cumhuriyet Devletinin amacı yıkılmıştır. Ama bilgi ağacının meyvesini yiyenlerin damağındaki o lezzet, o bilinç aydınlanması unutulmaz. Işığı gören göz açılır.  Bu nedenle ulusal eğitim politikaları yerine dinci eğitimi yerleştirmek isteyenlerin yarım yüzyılı aşan vesayet çabaları,  baskıları oyunları boşa gitmekte, küçük bir direnç noktasına tutunabilen ana babalar çocuklarını dinci eğitim kurumlarına vermek istememektedirler. Bilhassa analar. Neden analar?

Bunun yanıtı için gelin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin anayasal organlarından biri olan Diyanet İşleri başkanlığının yayınladığı, 12 ciltlik Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi Ve Şerhi adlı yapıta bakalım. Bu yapıt Kuran olmayan hadisleri kapsamaktadır.

1.C. Sh 223 “ Kadınlar aklen ve dinen dûn (eksik ) yaratıklardır. “

Kuran 2 Bakara 282 “İki kadının tanıklığı bir erkeğin tanıklığına bedeldir.”

Sure 4 Nisa ayet 11 ve 176 “..mirasta erkeğe iki dişinin hissesi kadar vardır.”

Bakara 2 223  “ Kadınlar tarlalarınızdır… tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin. “

Usama Bin Zeyd in anlatımını esas alan hadis “…(namazda) önünden köpek eşek domuz ya da kadın geçerse namaz kat edilmiş (bozulmuş) olur…”

Daha fazlasına gerek yoktur sanırım. Merak edenler için Hocamız İlhan Arsel in -anısı önünde saygı ile – Şeriat ve Kadın isimli kitabını öneririm.

Burada bizi ilgilendiren yitiği yitirdiğimiz yerde aramak uyanıklığını göstermemektir. İçerisi karanlık diyerek “dışarda “ aramaya çıkmamaktır. Eğitim öğrenimin birliği, laik eğitimle sadece akılcı bilimsel bir eğitim değil,  bunun temelinde insan bilimleri, insan değerleri eğitim öğrenimini de amaçlamaktadır.  “ Cumhuriyet Fazilettir “ ilkesi ile erdeme vurgu yapılırken eğitimin amacının başta adalet olmak üzere erdem eğitimi ve öğrenimi olduğu ortaya konmuştur. Bu ötelenerek bilimsel bilginin gündelik yaşama uygulanması olan teknolojiye, doğa bilimlerine indirgenmiş bir eğitim ile ancak insan değerlerinin, bilhassa adaletin eşitliğin özgürlüğün özverinin dayanışmanın ölçülü bir yaşamın bilgisinin yoksunu, bunlara düşman, robotik bireyler yetiştirilebilir. Bu düşmanlıkta kadın veya erkek olmanın da bir önemi yoktur. Dinci eğitimin, minberden teşhir edilen silahı, sadece kadın cinayetlerini değil bütün cinayet ve şiddet eylemlerini yok etmenin yolunu görmek ve göstermekte bizi uyarmış olmalıdır. Bu yolun başında dinci eğitim kurumlarının yeniden cumhuriyetin eğitim kurumları olarak inşa edilmesi vardır.

Yitiği kaybettiğimiz yerde bulacağız. Recm törenlerine,  “şeytanın tefi “ denen bendirlerle kırbaçlanarak getirilen kadınların çalgılarıyla çıkılmış meydanlarda değil.

Derdin ucu derinde. Çözüm ne Hunhan ırmağında ne Kara Burunda ne de bir başka vesayetçinin sözleşmelerinde. Gözlerini  “Gök Kuşağı“na dikenlerin önlerindeki çukuru göremeyen acemi bilicilerin gafleti ile değil, cinsiyete indirgenmiş insan anlayışına karşı, özgür akıl ve istençle yola çıkma yürekliliğini gösterebilirsek. O zaman din adamları politik alandan çekilip ibadethanelere dönebilir, inanç politikacı esnafının elinden kurtulabilir. Ve Cumhuriyetin öğretmenleri dersliklere dönebilir.

Eğitim Öğrenim birliğini yeniden inşa etmek, toplum ve birey için insan haysiyetine yaraşır bir yaşamı inşa etmektir. Aristothales’in Metafiziğinin ilk tümcesini anımsayalım, merak eden ilk insan Havva ile birlikte : “İnsanlar doğal olarak bilmek isterler. “

Laik eğitimle bilmek öğrenmek, dinci vesayetten kurtulmanın yoludur. Bilgi ağacının meyvasını erkeğe veren kadınlara Tanrının gazabı bundandır belki de…

habermerkezi
habermerkezi
ADMINISTRATOR
PROFILE

Diğer Yazılar