İsmail Hakkı Tonguç’u Tanımak

İsmail Hakkı Tonguç’u Tanımak

H. Olcay Taşlı yazdı:
“Türk toplumunun 24 Haziran 1960 yılında kaybettiğimiz, Türk köyü ve köylüsü için özveriyle çaba harcayan bu büyük eğitimcimize şükran ve minnet borcu vardır. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.”

Eski fotoğraflar ilginizi çeker mi? Size bilmem ama benim çok ilgimi çeker. Uzun zamandır Erken Cumhuriyet Dönemi ile ilgili fotoğraf toplarım.  Bu fotoğraflar, çekildiği dönem ile ilgili birçok ipucu sunar bize, ayrıca fotoğrafın etkili bir temsil gücü de vardır. Türk Devrimi’nin lideri Mustafa Kemal Atatürk ve Devrim’in kurmayları fotoğrafın bu temsil gücünden oldukça faydalanmıştır.  Eminim hepinizin Atatürk’ün yeni Türk imajını perçinleyen fotoğrafları, gözünüzde canlanmıştır. Ayrıca Türk Devrimi yurttaşına da bu yeniliği ulaştırmaya önem vermiştir; Halkevleri’nde ve Köy Enstitüleri’nde fotoğrafçılık konusuna özellikle yer verilmiştir.

Köy Enstitüleri’nin fikirsel öncülüğünü yapan İsmail Hakkı Tonguç sadece bu okullarda fotoğrafçılığa önem vermek ile kalmamış, kendisi de her enstitü ziyaretinde fotoğraf makinesini elinden düşürmemiştir,  o yüzden bazı enstitü fotoğraflarında onun gölgesini görmek mümkündür. Şimdi size, bir Köy Enstitüsünde çekilmiş bir fotoğrafın bana anlattıklarından bahsetmek istiyorum. Yalnız bu kez fotoğrafı çeken İsmail Hakkı Tonguç değil, kadrajın kahramanı İsmail Hakkı Tonguç’tur. Bazen tek bir fotoğraf çok şey anlatır bize; işte öyle bir fotoğraf bu.

Fotoğraf, Hasan Ali Yücel ile birlikte Arifiye Köy Enstitüsü’ne gerçekleştirilmiş ziyaretten bir karedir. Fotoğrafta Hasan Ali Yücel, Falih Rıfkı Atay ve Okul Müdürü Süleyman Edip Balkır’da yer almaktadır. Tonguç fotoğrafta Süleyman Edip Balkır’ın arkasında kalmış olmasına rağmen kravatsız, yakası açık gömleği ve kasketi ile etrafındaki kravatlı devlet erkânından hemen ayrılmaktadır.

Aslında kasket Tonguç’un, en önemli özelliğinin fotoğrafa yansımasıydı. Oğlu Engin Tonguç’a göre babasının en önemli özelliği: “ Öğretmen okulundan çıktığından beri sürekli bir şüphe ve arama içerisinde.” olmasıydı. Onu bir arayış içerisini iten en önemli etki sahip olduğu sınıf bilinci olmuştu. Tonguç, köylüydü. Ona sorunlar karşısında çözüm getirecek gücü de yine sınıfından almış ve içinde taşıdığı gizil gücün farkında olmuştu. O hep köylü olarak, halkının çektiği ıstırapları dindirme arayışı içerisinde olmuş, bunun için oldukça gerçekçi çözümler getirmiş, “61 vilayet merkezi, 305 ilçe, 9150 köyü” gezdiği için Anadolu’nun şartlarını ve sorunların bilen ve o yüzden somut gerçeklerden yola çıkarak çözümler arayan bir eğitimci olmuştur.

İsterseniz şimdi genç bir köylü iken Tonguç’un başından geçen bir olaya bakalım. Tonguç, öğretmen olmak için köyden ayrılarak İstanbul’a geldiğinde burada tanıdık bir avukat tarafından öğretmen okuluna yazdırılma vaadiyle dolandırılacaktır. Tonguç cebindeki azıcık paradan da yoksun ve çaresiz İstanbul’da yapayalnız kalacaktır. Onun için artık tek çare yine babasından adını duyduğu paşayı bulmak ve yardım istemektir. Tonguç, paşayı bulur bulmasına ama Paşa, onun beklediği gibi yardımsever çıkmaz, Paşa ona şu sözleri söyleyecektir:

   “ Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz… Tramvay şirketine seni biletçi yazdırayım. Birkaç ay çalış orada. Köyüne dönecek kadar para biriktir. Sonra çek git evine. Buralarda boş yere sürünme.”

    Paşa’nın bu acımasız tutumu, Tonguç’un hayatının kader noktası olur. Bu sözler Tonguç’un aklına adeta bir mıh gibi saplanır ve öğretmen olduktan sonra yıllar boyunca parası olmayan köy çocukları okusun diye mücadele edecektir.

İsmail Hakkı Tonguç, parası olmayan köy çocukları okusun diye kurulan Köy Enstitüleri’nin yaratıcısı ve baş uygulayıcısıdır. Bu özgün ve eşsiz kurumlar, köye öğretmen ve diğer köy meslekleri erbabını yetiştirmek üzere açılmıştır. Ayrıca köy çocukları bu okulda kazanacakları sınıf bilinci ile görev yapacağı köyde,  köylünün ve emeğin yanında toprak ağalarına karşı saf tutacaktır ve artık okumak için bir köy çocuğu kapı kapı gezmeyecek, kilometrelerce yolu yürümek zorunda kalmayacaktı.

Türk toplumunun 24 Haziran 1960 yılında kaybettiğimiz, Türk köyü ve köylüsü için özveriyle çaba harcayan bu büyük eğitimcimize şükran ve minnet borcu vardır. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 

Diğer Yazılar