Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri Bu Sınavı da Başardı; Ya Öğretim Üyeleri?

Türkiye’de 2021 yılının sürprizlerinden biri Prof. Dr. Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanması oldu. Öğrenciler karşı gösterilere başladılar; yılmadan sürdürdüler. Tepkileri, seçim yapılmamasına, Üniversitenin dışından birinin “ben yaptım oldu” dayatmasıyla atanmasınaydı. Bulu’nun akademik yetersizliğiyse cabası. Öğrencilerin tepkisinin yerinde ve haklı olduğunu anlamamak için “bir yerlere” çalışmak gerek.

Gözdağı vermek isteyen AKP yönetiminin öğrencilerin evlerini sabahın kör karanlığında, tam donanımlı, dişine kadar silahlı takımlarca, bağırtılarla, haykırışlarla basılarak göz altına alınışları tüm dünyaya “adalet reformu” uygulamaları olarak yayıldı! Öğrenci gençlere çıplak aramanın, darbın, itip kakmanın reva görülmesinin hesabı gün gelir sorulur. Zorla terörist yaftası asmak kimseyi kurtarmaz. Karşınızda kim var da ağır silahlarla ev basıyorsunuz? TSK silahlarını kullanma yetkisini de polise verdiklerine göre yarın, öbür gün tankla, füzeyle basacaklar herhalde!..

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri her sınavı olduğu gibi bu sınavı da başardılar. (Onların başarıları aynı ev basanlarca, kitlelerinin “aşağılık kompleksini” sömürmek amacıyla da kullanılıyor: Bunlar elittir, sizi beğenmezler! Ve ne acı ki bu az ya da çok işlerine de yarıyor.)

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri için başarıdan söz etmek kolay olmuyor. Kuşkusuz ayrıksı adlar vardır, ayırıyoruz. Boğaziçi Üniversitesi’nin geçmişi, ulusal ve aydınlanma duyarlıklarımız yönünden pek parlak değildir. Bilimdışı birçok işi vardır. Nasıl mı? Daha başlığı belirlenirken hüküm verilmiş, Ermeni soykırımı “sempozyumları”, kitapları orada yapılır, yayımlanır. Cemaatler, tarikatlar, türban… insanı özgür kılar, yollu incilerin kalemşorları Boğaziçi Üniversitesi’ndedir. Köy enstitüleri Naziliktir, faşistliktir, gibi aymazca savları ortaya atanlar Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesidir. Yetmedi dinci faşizmin de destekçisi olmuşlardır.

Dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri bu bilimci geçinenlerden de hesap sormalı, bu kişileri de protesto etmelidirler. Başlarına gelen bu ağır kötülükte payları çok büyüktür. Sözgelimi Prof. Dr. Nilüfer Göle, Prof. Dr. M. Asım Karaömerlioğlu neredeler? Neden sesleri çıkmaz? Ses çıkarabilecek yüzleri var mı? Bir soru daha: Prof. Dr. Melih Bulu’dan ayrılıkları nedir? Aynı yolun yolcusu değiller mi? Efendim öğretim üyeleri de öğrenciler arasında protesto etmektelermiş! Öğretim üyeleri karşı çıkışı böyle olmaz. Çıkarsın adam gibi, (şimdi kadınlar buna da alınacaklar,) kamuoyuna bildiri yayımlarsın. Öyle saklambaç oynamanın alemi yok.            

Exit mobile version