Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Kaba Materyalizm ve Bilimsel Materyalizm

Bu yazıda Darwinci materyalizm (kaba materyalizm) ile Marksist materyalizm (bilimsel-diyalektik- tarihsel materyalizm) arasında bir karşılaştırma yaparak, bir sonuca ulaşmaya çalışacağım.

Öncelikle Marx’ın teorisinde önemli bir yer tutan, emek- değer teorisini açarak başlamak gerekir. Emek- değer teorisi, değerin kaynağının emek olduğu savına dayanır, makinelerinde emekle üretildiğini ileri sürer ve artık değer de emekten elde edilir.  Dünya’ya ve olaylara tarihsel maddeci bir perspektifle bakmanın sonucu olarak, değerin kaynağını da emek olarak kabul etmeye götürür.

Marx’ın yöntemi ise tarihsel(diyalektik) materyalizmdir. Diyalektiğin karşıtların iç içe geçmişliği, niceliğin niteliğe dönüşmesi ve yadsımanın yadsınması gibi temel yasaları vardır. Diyalektik düşünmenin gözü olarak da nitelendirilebilir. Özellikle niceliğin niteliğe dönüşmesi ve karşıtların içiçe geçmişliği yasası toplumsal düzenin değişim ve dönüşümünü incelemekte yardımcı olmaktadır. Engels’in bahsettiği diyalektik, fikirlerin ve bilginin değişim ve dönüşümünü yani ilerlemesini yadsımaz tam tersine içinde barındırır. İnsanın bilgisinin ve dolayısıyla gelişiminin kümülatif bir şekilde ilerlediğini kabul etmek, insanın değişip dönüştüğünü ve ilerlediğini kabul etmeyi de kapsar. Formel mantığın çözümleyemediği olgular, böylelikle açıklanabilir. Ancak tam bu noktada Darwin’in evrimde sıçramayı kabul etmediğini ve böylelikle diyalektiğe aykırı düştüğünün bir çok düşünürce ileri sürüldüğünü görürüz. Bu noktada, Marx ve Engels’in eleştirilerini bu perspektifle irdeleyeceğiz. Marx; Darwin’in hakkını verir ve Kapital’i ona ithaf etmekle birlikte Engels’e yazdığı yazıda, Darwin’i ve onun Malthusyenliğini  eleştirmekten geri duramaz.  Doğal seleksiyon sürecinin “doğal”lığını  eleştirir ve insana içinde gelişebileceği uygun toplumsal koşulların sağlanması yani doğru toplumsallaşmayla, vahşi rekabetin aşılabileceğini ileri sürerken, Darwin’le arasında ki sınırı da çizmiştir. Yine Darwin’in, doğa bilimlerinde ki çığır açıcı yönünü ve sınıf savaşımını açıklarken kendisine sağladığı faydayı kabul etmekle birlikte, Darwin’in öğretisinde Malthus’un etkisinden çıkamamasını ve toplumsal Darvinciliğin rekabet sürecine aşırı önem vermesini eleştirir.

Darwin’in seleksiyonu bir bütün olarak ele almasının ve evrimi sıçramasız bir süreç olarak kabul etmekle bir olduğunu kabul etmek gerekir. Engels ise bunun Malthusyen karamsarlıktan ileri geldiği eleştirisini yapar. İşte Marksizm’in “koşulların insanın varlığını belirlediği” bilimsel materyalist düşüncesi de Darwin’e yapılan eleştiri üzerinden şekillenir. Engels koşulların varlığı belirlemede çok etkili olduğunu ve dolayısıyla değiştirilebilmesi gerekliliğine vurgu yaparken, yine aşırı nüfus basıncıyla seleksiyonun da geçersiz olduğunu ileri sürer. Böylelikle rekabet sürecinin sürekliliğini eleştirmeden kabul edilmesini de eleştirmiş olur.

Darwin’in Malthusyenliği ise biraz ilginçtir: Marx’ın Darwin’in doğa bilimlerinde bir çığır açtığını kabul ettiğine değinmiştik. Yine bir o kadar onun Malthusçuluğunu eleştirmiştir. Malthus’a göre insan nüfusu geometrik oranda, oysa geçim maddeleri aritmetik oranda artmaktaydı. Darwin ona tam manasıyla katılmaz: Darwin’de üretimde ki gelişmelerle birlikte, geçim maddelerinin arttırılabileceği ve nüfus artışının denetlenebileceğini düşünerek Malthus’u gerçekçi bulmaz ancak ilginç bir şekilde onu bitki ve hayvan dünyasıyla ilgili bilimsel bir öncü olarak kabul eder. Darwin’in “varkalma mücadelesi” kavramını daha önce oluşturduğu bir gerçektir. Zaten Herbert Spencer tarafından bu kavram 1864’te yani Darwin’den de önce kullanılmıştı. Dolayısıyla teorisini geliştirmesi için de Malthus’a ihtiyacı yoktu. Tarihin Malthus’u yalanladığını ise bugün biliyoruz. Ancak Malthus’dan, esinlendiği husus, doğal türler arasında gördüğü varkalma mücadelesiydi ve insanlar içinde bunun en genel anlamda geçerli olduğunu düşünüyordu. Engels’in Darwin’e yönelik “Malthus’u hiç yadırgamadan kabul etti.” eleştirisi de buradan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Marksizm, insan toplumunu doğal bir olay gibi kabul eden Darwin’in kaba materyalizmini kabullenmeden sadece biyoloji alanında ki buluşlarını kabullenmiştir. Zira Darwin’in rekabeti doğal kabul etmek ve dolayısıyla evrimi tek düze hale getirmek gibi hataları mevcuttur. “Bilimsel felsefeye büyük katkıları olmuş ve onun doğabilimsel temelini kurmuştur… Darwin bir materyalisttir ama diyalektik olmayan materyalizmin sınırlılığından da elbette kaçınamamıştır.”(Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansikolopedisi, 116)

Sonuç olarak, Marksizmin de temelinde toplumsal koşulların ve dolayısıyla insanın değişim ve dönüşüme ve ilerlemeye tabi olduğu yatar. Marksist materyalizm, Darwinci düşünceden ve onun açtığı perspektiften etkilenerek toplumsal düzenin evrimini incelemeye çalışmıştır. Ancak bu etkileşim onun bütün görüşlerini kabul etmeye varacak kadar ileri gitmemiştir. Darwin’in açtığı rekabet perspektifiyle ancak ona karşıt olarak, özel mülkiyetin tek bir elde toplanması ölçüsünde, rekabetin eksik hale gelmesiyle, toplumsal yapının çözülmeye başlayacağı gerçeği, Marx tarafından ayrıntılı bir şekilde ortaya konulacaktır. Malthus ve Darwin arasında ki, daha önce ki bölümlerde ifade ettiğimiz içsel bağlantıyı, burada daha net açabiliriz: “Çağdaş toplumbilimin bir başka biçimi de doğalcı toplum bilimidir. Bu akım yaşambilimci toplumbilimle, ırkçı toplumbilimin, Darvincilikle Malthusçülüğün toplamıdır. Toplum bilim alanında ne kadar bilimdışı öge varsa tümünü içermiştir. Nüfus olaylarını da toplumsal gelişmenin başlıca etkeni sayar.”(Orhan Hançerlioğlu, Düşünce Tarihi, 399) Malthus’la Darwin’in rekabet sürecine gereğinden fazla değer verdiğini daha öncede ifade etmiştik. Yine buradan da görüldüğü üzere iki öğreti, nüfus olaylarını toplumsal gelişmenin başlıca etkeni sayarak, doğal seleksiyon sürecine aşırı önem vermektedirler. Marx’ın tarihsel materyalizm öğretisi ise işte bu toplum bilimi bütün idealist ve metafizik yönlerinden arındırmış ve bilimsel bir temele oturtmuştur diyebiliriz.

Erdem Yaşar

KAYNAKÇA

Engels,Friederich. Anti-Dühring(1878)

Engels, Friederich. Doğanın Diyalektiği(1882)

Hançerlioğlu, Orhan. Düşünce Tarihi

Hançerlioğlu, Orhan. Felsefe Ansiklopedisi

Marx, Karl. Alman İdeolojisi

Marx, Karl. , Engels, Friederich. Seçme Yazışmalar

Marx, Karl. Kapital, c.1, 2.Baskıya Önsöz(1873)

Exit mobile version