Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Önce Kaptırım, Sonra Yaptırım

ABD yönetimi başkan değişimi öncesinde, senatoda, üçte iki çoğunlukla, Türkiye’ye S-300’lerle ilgili olarak yaptırım uygulanmasına karar verdi. Şimdi yaptırımların bileşimi için bekleniyor. AB ise aynı amaçlı toplantısında, kararı hem ABD kararlarına ve uygulamalarına, hem de Mart 2021’e bağladı. Gerekçesi biraz ayrılık gösteriyor: Türkiye’nin Akdeniz’deki arama çalışmaları!

Ortalık söz bolluğundan geçilmese de uluslararası ilişkilerin özeti şudur: Ekonomin kadarsın! Bu denli basit ve karmaşık. Basit, çünkü bunda anlaşılmayacak hiçbir şey yoktur; ekonomik yönden güçlüysen, kimse senle uğraşamaz, küstahlık edemez. Karmaşık, çünkü bu ekonomik gücü sağlayacak yönetimlere geçit verilmez. Tam tersi, böyle yönetimler gelemesin diye on yıllar öncesinden hazırlık yapılır, önlem alınır.

Ne ABD’ye ne de AB’ye Amerikan ve Avrupa halkları demek olanaklı. Birleşik Krallık da içinde olmak üzere tümü emperyalisttir. Halklarıyla ilişkilerinin durumu sarı yeleklilerden, öldürülen siyahlardan, salgında kitlelerce ölüp gidenlerden, iklim değişikliğini önleyin çağrılarına kulak tıkamalarından bellidir. Emperyalizm gezegenin, insanlığın başına beladır; toplumbilimsel, stratejik bela!

AKP’nin siyasetinin bilimden, akıldan, birikimden yoksunluğu bir yana, Türkiye’ye yöneltilen emperyalist savların haklı hiçbir yanı bulunmamaktadır. Rusya Federasyonu’ndan S-400 füzelerini neden aldınız? Akdeniz’e neden gemi çıkarıp arama yapıyorsunuz? Oysa her iki başlıca konuda da söz sahibi olması gereken Türk ulusudur. Ve her iki eylem de hukuka uygundur.

James Jeffrey hangi hakla “diş göstermek”li, “pençeye almak”lı tümceler kurabilir? Türkiye’nin aymaz yönetimlerini ABD’nin hazırladığını bilmeyen varsa o bilmeyenlerin sorunudur. Ya AB sözcüleri? Atatürk portrelerini indirin, vesayettir, “AK parti” demokrasinin feriştahıdır, diyen AP raporlarını ne çabuk unuttular? Ayrıca bundan da önemlisi, neredeyse yakında kıyılarımızdan denize girmemizi yasaklayacaklar. Yunanistan 19. adayı da işgal etti. Hem de Yunan ve AB bayraklarıyla. Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye halkıyla, AKP’yi ayırdığını bildiresiymiş. AB de halkımız salgınla boğuşurken kötülük etmek istememekteymiş. Açıklamalar bu yönde… Vah vah, çok acıklı. Laiklik kökünden sökülürken AKP’ye sonuna dek destek verdiklerinde Türkiye halkının çektiği çile umurlarında değildi.

ABD de örtük ya da açık Yunan tarafını destekliyor. AKP ses çıkarmıyor, ses çıkarmayı isteyecek bir yapı değil. Bir saniyelerinin bile halkın gönenci, iyiliği kaygısına ayrılmadığı, işlerinin güçlerinin yağmaya çıkmış Bedevi gibi talan olduğu 19 yıldır açıkça görülmüştür.  

Yetmedi birinci sınıf Amerikancı ve Hocaefendici endüstri mühendisini, bakaracı makaracıyı, ABD yurttaşı “bayan”ı büyükelçi yapsın. Katar konu olunca, “kıskandınız di mi, Müslüman diye böyle yaparsınız,” çeksin, yağmur yağacağı günlerde duaya çıksın… Hani bir anlamlı söz vardır, ülke yönetiyorsan bagajın dolu olmayacak, diye. Yoksa biri hesaplarınla şantaj yapar, diğeri pençe mence der, dişlerini göster, der gıkını çıkaramazsın.

Batı emperyalizmi sonuna kadar kullanacaktır. Hiç kuşkunuz olmasın. Giderek erkeniyle, geçiyle ilk seçimde “muadil”lerini getirirse de başkasını bilmem ama ben hiç şaşırmam. Orhan kalmadı, ferdi verelim… Kastım YCHP değildir. Bu da biline.

Demem o ki paçayı kaptırmayacaksın.

Exit mobile version