Taliban Afganistan’ı

Taliban Afganistan’ı

Günay Güner yazdı:
“Bugün özellikle Afgan kadınları, çocukları ağır zulüm, kıyım altındadır. Dille anlatılabilir gibi değildir. Talibanı da IŞİD’i de El Kaideyi de… kuran ABD’dir CIA’dır. Bu gerçeği bilmeyen kalmadı. Talibanı Afgan halkı üretmedi. Ha, katkısı yok mudur? Vardır. Ne ki belirleyici, Afgan halkı olmamıştır.”

İlk kez bir kıyım (terör) örgütü bir ülkeyi işgal etti, yönetimini ele geçirdi. Yirmi yıl önce ABD emperyalizmi ve yancı, sırtlan AB emperyalistleri  sözde Taliban’ı yok etmek için Afganistan’ı işgal etmişlerdi; şimdi ise ruh hastalarından oluşan (ki kıyım örgütlerinin tümü ruh hastalarından oluşur, normal ilişki ve yaşam düzeni kurabileceklerden değillerdir) o Talibanla gizli, açık anlaşarak, silahlarını da onlara bırakarak şimdilik çekilmiş gibi yaptılar. Emperyalizm hiçbir zaman tümüyle çekilmez. Geçici çekilmelerinde de geride kıyımlar, en ilkel, vahşi, katlanılmaz, insanın yönetim demeye bile dili varmadığı yönetimler bırakır; bugün de Afganistan’da aynısını yaptı. Tıpkı geçmişte Hindistan’a Pakistan’ı bıraktığı gibi… Bir başka bakımdan da emperyalizm, Afganistan’ın yakın geçmişte, yetmişli yıllarda yaşamaya, tanımaya başladığı modern, ilerici, yurtsever, toplumcu deneyimin izlerini silmek için de işgal etti. Taliban bu amacın kılıfı oldu. Birçok etnik öbekten oluşsa da Taliban kirinin Afganistan İslamıyla örtüştüğünü söylemek olanaksızdır.

Bugün özellikle Afgan kadınları, çocukları ağır zulüm, kıyım altındadır. Dille anlatılabilir gibi değildir. Talibanı da IŞİD’i de El Kaideyi de… kuran ABD’dir CIA’dır. Bu gerçeği bilmeyen kalmadı. Talibanı Afgan halkı üretmedi. Ha, katkısı yok mudur? Vardır. Ne ki belirleyici, Afgan halkı olmamıştır. “Uygar” AB ne yaptı? Birkaç uyduruk “temenni” açıklaması yaptı. Başka hiçbir şey yapmadı, yapmaz da. Avusturya’da ırkçı Haydar’ı sandıktan çıkmasına karşın engelleyen, çıktığı sandığa gömen AB’den söz ediyoruz. Burada nasılsa kıyım altında kalan, Doğulu Afgan laikleri, masum insanlarıdır. AB’ye neden dert olsun ki… Yugoslavya’yı yıkarlarken binlerce insana kıyılmasına göz yummamışlar mıydı.

Türkiye’nin partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talibana göz kırpıp durması başlı başına çelişkidir de bu kaçıncı çelişki, sapabilmek olanaksız. AKP seçmeni nasılsa ne olsa öğütüyor. Daha iki gün önce, neredeyse kimsenin sandığa gitmediği Mısır seçiminde “seçildi” denerek yönetimi işgal eden kıyımcı, ahlaksız Mursi’ye karşı durarak, Mısır halkının onurunu bir yere kadar da olsa koruyan General Sisi’ye darbeci haykırışları arasında küsülüp, ilişki kesilmemiş miydi? Peki, taliban seçimle mi geldi? Hem de ne kıyımların, ne kıyımların suçlarıyla dolu olarak… Bu nasıl vicdandır?..

 Ne ki tuz kokunca başka bir nen aramamak gerek. Türban için (yasalar o dönemde olduğu gibi durmasına karşın) her cuma cami önlerinde gösteri yapan AKP seçmeni, bir kez de örneğin Afgan halkının uğradığı taliban kıyımına karşı gösteri yapın, değil mi? Ne gezer. İçtenlik yok, düşünce ahlakı da sıradan anlamıyla ahlak da yok.

Onlar öyle de “Türkiyeli” etnikçiler, sözde insan hakları savaşçıları, sözde komünistler ayrı mı? Pek değil. “İtinayla,” Türk Devriminin, cumhuriyetin, Atatürk Devriminin değerini yeniden ortaya çıkardığı vurgusundan kaçınmaktalar. O nedenledir ki, ulusun gönül telinin bir türlü titretememekteler; onyıllardır. Çünkü ulus, kitapla, gazeteyle, deneyimle biliyor gerçeğin nerede olduğunu. Bunlardan yoksun kalanıysa sezgisiyle biliyor. Ad vermeyi sevmem ama bu kez ad vereceğim. İletişimci Gökmen Karadağ, taliban kıyımları ve işgali konusunda halktan gelen, Atatürk Devriminin bir kez daha değerinin ortaya çıktığı yönündeki iletilerden hareketle, düşüncelerine önem verdiğim, saydığım insanlardan Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan’a düşüncesini sordu. Kemal Okuyan ise içinde Türk Devrimi, Atatürk geçmeyen, “zaten bu gerçeği biz de biliyoruz” türünden bir yanıt verdi. Bu neden yapılır? Demek ki hâlâ aynı noktadayız. Biz yalnızca şeriatçıların, cihatçıların, Yunanın galibiyetini dileyenlerin Atatürk adı geçirmeden Çanakkale, Cumhuriyet, 30 Ağustos, 19 Mayıs, 23 Nisan… bayramları, anmaları konuşmaları yaptıklarını (o da eğer yaparlarsa) sanırdık, değil mi? Hele bir de “insan hakları savaşçısı” Av. Eren Keskin var ki mantığına hayran olmamak elde değil. Örneğin şöyle cicik (tweet) atmış: “Kadınların katledilmelerine, şiddet görmelerine gerekçe yapılan ‘ namus’ kavramı, sınırlar üzerinden ‘normalleştiriliyor’. Peki CHP, ‘sınır namus ise, sınır dışı operasyonlara ‘ evet demek ne oluyor???” Mükemmel değil mi? CHP’yi de bizi de öyle kıskıvrak etti ki diyecek yanıt bulamıyor, savunma yapamıyoruz! Sap saman, toz duman. Bu sözleri, 20 yıldır ABD’ye çalışmış Afganların Türkiye’ye sokulması üzerine ettiği açık. Nasıl, nereyle ilişki kuruyor.

“Sol”un Fethullahı Doğu Perinçek ve partilileri ise en azından büyük düşkırıklığıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını talibanla koşut anmak kadar büyük ayıp, düzeysizlik, hakaret olamaz. Onca ciltlik Atatürk’ün Bütün Eserleri’ni bu saçmalıkları dillendirebilmek için mi yayımladınız? Arkadaşım dediği Deniz Gezmiş’in savaşımı talibanlık mıydı? Hiç yakışmadı, hiç. Günümüzün Damat Feritiyle birlik olduğu yetmedi, şimdide taliban övgüsü… Unutulmasın, kısa süre önce de D. Trumpçı bir Doğu Perinçek vardı karşımızda; eminim bu çarpık anlayışı da sürdürmektedir.  Doğu Perinçek ve partisi öngörülemez bir gericilik noktasına ne de hazırmış, teşneymiş.

Sağıyla soluyla, ne denli tersini kanıtlamaya, bu yolda oyunlara ve yalanlara başvurmaya çalışsalar da, bir yerlerini yırtsalar da emperyalizmin giremediği tek dönem 1923-1938 Atatürk Devrimi dönemidir.     

Kolay olmadığını bilmekle birlikte belirtmeliyim ki uygar Afganların yapacağı tek şey silah depolarını basıp, silahlanıp bir önderlik altında karşı savaşa geçmektir. Kadınların, hiçbir kişinin idamına izin vermemektir. Bu kadar alçaklık yeter!

Diğer Yazılar