Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Sosyal Demokrasi ve Bolu Belediyesi

‘’Arkadaş, yardımı kesiyorsun gitmiyorlar. ‘İş yeri ruhsatı vermiyorum’ diyorsun gitmiyorlar. Biz yeni önlemler almaya karar verdik. (…) Türk vatandaşıyla yabancı uyruklu vatandaş aynı fiyattan suyu kullanamayacak. 10 kat suya, 10 kat da katı atık vergisine zam yapacağız.

Bu sözler CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’a ait. Buna şaşırmadık, çünkü Özcan daha önce de göçmenleri/mültecileri  hedef alan şeyler söylemişti. 

Şimdi bir an “Siyaset Bilimine Giriş” dersinde olduğumuzu düşünelim. Konumuz “Siyasi İdeolojiler” olsun. Özcan’ın yukarıda söylediklerini tahtaya yazalım ve soralım: 

Bu sözleri hangi ideoloji mensubu söylemiş olabilir? 

A) Sosyal demokrat

B) Liberal

C) Faşist

D) Anarşist

E) Marksist

Dünyada ne olup bittiğinden az çok haberdar olan bir kişi bu soruya hiç düşünmeden “C” yanıtını verecektir. Evet, yanıt “C”dir çünkü dünyanın her yerinde bu tür bir göçmen/mülteci düşmanlığını sadece aşırı sağcılar yapar. Özcan’ın söylediklerini merkez sağdaki bir politikacı bile söylemez. Bu sözler Marine Le Pen gibi ya da Donald Trump gibi kişilerin ağzına çok yakışır.

Ya sol ne yapar? Sosyal demokratından komünistine kadar solun tamamı göçmenlerle/mültecilerle dayanışma içinde olur. Güvencesiz işlerde çalışan, sağlık, eğitim, konut gibi sorunları olan, her türlü ırkçı, ayrımcı saldırılarla karşılaşan insanların hakkını, hukukunu savunur. Bunun istisnası yoktur. Örnek olsun; Almanya’da SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) yıllarca göçmenlerin partisi olarak görülmüştür. 

Tanju Özcan sağcı hatta aşırı sağcı bir partinin mensubu olsaydı eğer bu söylediklerini pek sorun etmezdik. Ama öyle değil. Özcan “sosyal demokrat” olma iddiasındaki bir partinin belediye başkanlığını yapıyor. CHP’nin ne kadar sosyal demokrat olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bu partinin programında sosyal demokrasi vurgusu vardır: 

Partimizin ideolojisini besleyen, üç ana kaynak:

Atatürk’ün modernleşme devrimi ve altı ok ilkeleri,

Sosyal demokrasinin evrensel kuralları ve

Anadolu ve Trakya’nın tarihsel ve felsefi birikimidir.”

Böyle bir programı olan bir partinin üyesi Özcan gibi konuşamaz. Konuşursa bu kişinin derhal ihraç edilmesi gerekir. CHP yönetimi ise “Tanju Özcan’ın görüşleri kendisini bağlamaktadır” diyerek konuyu geçiştirmektedir. Düşünsenize, SPD’li bir belediye başkanı “Türkleri Almanya’da istemiyoruz” diyor ve hala parti üyesi olarak kalmaya devam ediyor. Böyle saçmalık olmaz. 

Bir noktanın daha altını çizelim: Sosyal demokrasi her ne kadar kapitalizmin sınırlarını aşmayı amaçlamasa bile emekten, sosyal adaletten yanadır. Sosyal demokratlar yoksulların, emekçilerin refah içerisinde yaşayacağı bir toplum için mücadele ederler. En azından olması gereken budur. Hal böyleyken CHP’li Bolu belediye başkanının göçmenlerden/mültecilerden (ki bu insanların çoğu işçi ve yoksul) daha fazla ücret alacağını açıklaması sosyal demokrasinin evrensel ilkelerine fena halde aykırıdır. Eğer söz konusu sosyal demokrat belediyecilikse tam tersi yapılmalıdır. Göçmenlerin/mültecilerin refahını gözeten politikalar hayata geçirilmelidir. 

Türkiye’de bugün özellikle Afgan göçmenlerin gelmesiyle birlikte ciddi bir ırkçı, milliyetçi, göçmen karşıtı bir hava oluştu. Bu havaya karşı “ama” demeden “fakat” demeden mücadele etmek  gerekiyor. İşsizliğin, yoksulluğun, savaşların sorumlusu göçmenler/mülteciler değildir. Sorumlu olan bu düzenin ta kendisidir. Bunu hiç unutmayalım.

Biliyoruz, bu söylediklerimiz kimileri için oldukça boş gelecektir. Siyasetin ilkelerden, değerlerden önemli ölçüde uzaklaştığı bir dönemde böyle şeylerden bahsetmek gereksiz görülecektir. Varsın görülsün. Biz inatla değerlerden ve ilkelerden bahsetmeye devam edelim. 

Exit mobile version