Talibanlaşmak ve Saygınlık

Talibanlaşmak ve Saygınlık

Günay Güner yazdı:
“Talibanla uyumluyuz, ayrılığımız yok! Hamt olsun! Bugünleri de gördük… Öyle bir AKP aymazlığı ki Türkiye’nin laikliği özümsemiş, çağdaş değerlerden, yaşam biçiminden kesinlikle ödün vermeyecek Türk ulusunu hiçe sayabiliyor.”

                Bir devletin iç ve dış siyasası bir bütün oluşturduğu gibi her adımın, kararın ayrıntılı düşün süreçlerine, olasılık öngörülerine, çağdaş değerlere, ulusal çıkarlara, tarihsel çıkar gereklerine, güven kaygısına dayanması gerekir. Planlar, izlenceler geçerlidir. İktidarlara göre değişmez. Hele hele ulusu küçük düşürücü uygulamalara kesinlikle yer verilemez. Bunun alınan oyla, propagandayla ilgisi yoktur. Kuşkusuz söz konusu duyarlı alanın başat gereği ekonomik güçtür. Bir yandan ekonomiyi alaşağı eder, bir yandan da ortaçağın bile gerisinde anlayışları defalarca ortaya saçarsanız, benimsediğinizi, desteklediğinizi açıkça gösterirseniz, bırakın gelişmiş devletleri, dünyanın en kıytırık devletleri bile size saygı duymaz. Deyim yerindeyse sizinle eğlenir, insanınızı aşağılar.    

                20 yıllık AKP dönemi bu durumun sayısız örnekleriyle doludur. Daha iktidara geldiği gün tezkereyi geçirmek, Irak’ın emperyalist ABD ordusunca Türkiye üzerinden işgalini sağlamak amacıyla grup kararı almaya çalıştı. İlk andan başlayarak hizmete amade. Bereket ki o sıralardaki AKP milletvekilleri henüz duyarlıklarını yitirmemişlerdi de onların da bir bölümünün oylarının muhalefete eklenmesiyle tezkere onaylanmadı. Onaylanmadı da ne oldu? Başka arka kapı yollarıyla yine destek verildi; milyonlarca Iraklı sivilin öldürülmesi için…

                Kürt açılımı, Ermeni açılımı, Roman açılımı… diye diye devlet yapısı deneme alanına çevrildi. Ortada ne çizgi kaldı, ne de ışık. Önünü göremez duruma gelindi. Dış görüşmelerde devlet belgeliği için kayıt bile tutulmadı. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurucu öndere ve silah arkadaşlarına hakaretler edildi. Sonradan adı FETÖ olacak casusluk çetesine bilerek devlet teslim edildi. Büyük kentlerimizin bomba patlamadık, kıyım yapılmadık meydanı kalmadı, yüzlerce insanımız paramparça olarak öldü, öldürüldü. Suriye sınırı diye bir şey kalmadı. O ülkenin halkı mahvedildiği gibi, milyonlarca sığınmacı Türkiye’de sefil oldu, onurunu, gururunu, her şeyini yitirdi. İsrail ve ABD milyar dolarlar harcasa bu kazancı sağlayamazdı. Cihatçı-selefi kıyım örgütleri bir biçimde desteklendi. Yunanistan 18 büyük, yüzün üzerinde de küçük adamızı işgal etti. Görmezden gelindi, geliniyor. Kıbrıs’ta Rum kesimi yönetimine her ödün verildi. FETÖ’nün darbe girişimi Allah’ın lütfu görülünce, kalan kırıntı hukuk da buharlaştı. Artık her muhalifin adı FETÖ ya da PKK oldu. PKK demişken, bu eli kanlı ABD çetesi de en güçlü durumuna bu dönemde ulaştı. Ağır silahlara, helikoptere, tanka sahip olduğu biliniyor. Libya’da Muammer Kaddafi’nin ve yönetiminin vahşice kıyımına ortak olundu. ;izleyen dönemde kurulan devletçiklerde de iç savaşta cihatçı yana destek veren Türkiye yönetimi bugün hiçbir kazanç sağlayamamış durumdadır; yitimlerimiz de cabası…

                Daha çok olay var ama son açıklama tüy dikti; Talibanla uyumluyuz, ayrılığımız yok! Hamt olsun! Bugünleri de gördük… Öyle bir AKP aymazlığı ki Türkiye’nin laikliği özümsemiş, çağdaş değerlerden, yaşam biçiminden kesinlikle ödün vermeyecek Türk ulusunu hiçe sayabiliyor. Kim adına bu açıklamayı yapabiliyorsunuz? Ulusu temsil etmeniz gerekmiyor mu? Öyle bir kaygınız yoksa demokrasilerde istifa da bir kurumdur, yöntemdir; bizde hiç ama hiç görülmese de gerçek budur. Taşeron iş alır gibi Kabil Havaalanının korunması işini hem de bedava, düzeltiyorum, para vererek aldılar. Ardından da talibanın şiddet içeren açıklamalarından sonra durumu toparlamak için hem ulusu hem Mehmetçiği feda ediyor. Bu yeni Kore girişimini kimbilir AKP seçmenine nasıl süslüyordur. Her yerde ve coğrafyada güçlüyüz; varız. Dili varırsa yakında emperyalistiz de diyebilir. Nasıl olsa şehit düşenler bu ülkenin çocukları, yiğitleri. Onuru kırılan Türk ulusu. Onların umurlarında mı?..

                Türk ulusuna davranışın ve bakışın nasıl kötüleştiğini, katlanılmaz duruma geldiğini, yurtdışına gidip gelmek, oralarda yaşamak zorundaki Türkler açıkça görmekteler. Aşağılama daha havaalanlarında başlamaktadır; zaman zaman günlük ilişkilere de yansımaktadır. Böyle bir gerçeğin bulunmadığını savlayanlar yalancıdır. Bu denli kesin ve keskindir yaşanan.

                Bu sonuçta ABD’nin ve Avrupa ülkelerini de payı yok mu? Bal gibi var ama onlar yaparlar. Sen onlardan önce kendini imha edersen onların tuzaklarını neden diye ortaya koyamazsın. Emperyalizmin işi bu. Ya sen ne yapıyorsun? Bunu sorarlar, sorarlar, sorarlar…

Diğer Yazılar