Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Sarıklı Amiral

Deniz ne güzeldir. Girmenin, yüzmenin, o tuzunu tadıp, kokusunu içine çekmenin hoşluğu bir yana saatlerce izleyebilir insan. Denizciler de bir ayrı güzel insanlardır. Balıkçılar, uzun yol kaptanları… Hele askerler, subaylar. Denizciler beyaz giyerler. Şık, özenli giyimleriyle gıpta edilen insanlardır.

Ne ki bu algımızın da içine edildi; memlekette düş kurmaya bile izizn yok. Bir amiralin makam arabasıyla bir tekkeye gittiğinin, tekkenin içinde sarık kafada namaza durduğunun fotoğrafları yayıldı. Haberi yapan Veryansın TV’deki dostları kutlarım. Bu köpeğin insanı değil, insanın köpeği ısırmasıdır; haberin âlâsıdır.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açıklamasından anlıyoruz ki “amiral”in fotoğrafları özenle incelenmektedir! Bu yazı yazılırken inceleme sürmekteydi. Bu amiral gerçek araştırmacılarca araştırıldığında son anda terfi vagonuna (yoksa gemisine mi demeliydim) atlatıldığı görüldü. Sevildiğini anlıyoruz. Amiral sevgiye doymuyor, daha sevilmek istiyor; tekkede sarıklı fotoğraf veriyor, “mesaj” veriyor.

FETÖ (önceki adıyla Fethullah Hocafendi) terör örgütü darbe girişimi 15 Temmuz 2016’da yaşandı. 2019’dan buyana kaç yıl geçti. FETÖ’nün uyuyan hücrelerinin ne oranda olduğunu bile tam bilemezken, FETÖ ile bağlantıları açıkça belli kişilerin (kimileri kendi ağızlarıyla söylemişken) istihbarat gibi önemli görevlere getirildiği, ihalelere alınıp iş verildiği, üzerlerine gidilmediği görülüyor. Eşzamanlı olarak diğer tarikat ve cemaatler tam özgürlük, serbestlik içinde adeta memleketin altını üstüne getirmekteler. Bir tahmine göre yaklaşık 1 milyon çocuk-genç şu anda tarikatların elindedir. Bu, tek yanlı eğitimden geçiriliyorlar, beyinleri yıkanıyor demektir. Yetişip orta yaşa gelmeden evlenip kuracakları aileleriyle düşünüldüğünde, bir çırpıda en az 3’le çarpmak gerekir bu sayıyı.

AKP oy oranı yönünden sıkıştıkça (tek neden bu da değildir, dinci yönetim amaçlarından hiç vazgeçmediler), tarikatlara, cemaatlere, köktenci gruplara daha fazla sarılmaktadır. Anlamı daha koyu bir faşizmdir. Laikler, eleştirel, akılcı yaşamdan yana olanlar yargıya, polise, üniversiteye, giderek kamu kurumlarına nasıl güvenecekler derken, ordunun da onların can güvenliğini sağlamaktan hızla uzaklaştığı açık gerçek durumuna geldi. Su anlaşmaları yapılan Katar’la varsayalım ki işler tersine döndü, aramız limoni oldu, bu tür amiraller “Müslüman kardaşım” deyip sarılacak mı, yoksa ona üstlerinin verdiği buyruğu uygulayacak mı? İkinci olasılığı ki doğru olandır, pek geçerli sayamıyorum.

FETÖ darbesini bile kendi deyimleriyle, “Kemalist”lerin üzerine yıkmaya çabalayan arsızlara sormalı, bu sarıklı amiral de Kemalist olmasın?! Öylesine arsızdırlar ki en uslanmış, bazı yanlışları görmüş sandıklarınız bile Atatürkçülere son anda bir çelme takmaktan geri durmazlar.

Sarıklı amiralin deniz güvenliğimiz, işgal edilmiş adalarımız, mavi vatan umurunda değil; onun derdi “şıh”larının gözüne girmek. Atatürk, cumhuriyet düşmanlarını hastanelerde, evlerde ziyaret eden generallerden, komutanlardan, kaymakamlardan, Tilloseverlerden, şıhseverlerden, yine bir şıhsever sarıklı amirale geleceğimiz belliydi. Cübbeli Ahmetlere alışıldı nasılsa, sarıklı amirallere de alışılır. Askeri okullara girişte engel de kaldırıldı ki artık askeri sarıklı, cübbeli tugaylar, mürettebatı sarıklı, cübbeli gemiler bile görülür bu gidişle.                 

Exit mobile version