Muarızlarınız Sizi Övüyorsa!

Muarızlarınız Sizi Övüyorsa!

Yüksel Işık yazdı:
“Cevabım hem yazının yazarına hem de bu yazı üzerinden “havada bulut var- sen bana ördek dedin” bağlantısı kuracak olanlaradır.”

Yıllardır, Ankara’nın kötü yönetildiğini anlatır; halkçı bir belediye yönetimi kurulması için yazıp çizerim.

Ankara’ya dair çok satan gazetelerde yayınlanan ilk yazımı, Radikal’de, “Ankara Elden Gitmeden” başlığıyla yazmıştım; son yazımı Cumhuriyet’te, “Burası Ankara’dır; Tarih Burada Yazılır” başlığıyla daha geçenlerde yazdım.

Çünkü ben çekirdekten belediyeci; tam elli yıldır da “damardan Ankaralı”yım.

Yaşadığım şehrin, gündelik hayatının kolay, kentin ulaşımının rahat, maişetinin ucuz olmasını isterim; bunu sağlayanın da esas olarak belediye yönetimleri olduğuna inanırım.

Demokrasiye de inanırım!

Seçimle gelenin seçimle gitmesini ısrarla yazarım. Seçimle gelenin de, kendisine yetki verilen süre boyunca katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir olmasını önemserim.

Böyle bir belediye yönetimi oluşturmak için çok dil dökmüşlüğüm de var.

NASIL BELEDİYECİ OLDUM?

Nasıl belediyeci olduğuma da kısaca değinmek isterim.

Basında işten çıkarmaların yaşandığı 1991’de, Çankaya Belediyesi’nin açtığı memur sınavına girip muhabir kadrosuyla işe başladım.

Kısa bir süre sonra Halkla İlişkiler Uzmanı; ondan da kısa bir süre sonra Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevine atandım.

Ardından da Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcılığı görevine getirildim.

Bilen bilir; iş hayatımın her aşaması, kendi emeğimledir. Çok çalıştım; çok okudum, okuduklarımdan çokça proje çıkarttım.

Yeri geldi; o projeleri uygulama imkanı buldum.

Bugün Çankaya Evleri adı altında faaliyet yürüten yerler, ilk olarak benim tarafımdan “Semt Evleri” Projesi adı altında uygulandı. Adları sırayla TODAM ve Çankaya Evleri olarak değiştirildi. Bugün adı “Hoş Geldin Masası” olan uygulama da gene yıllar önce benim “KENTLİ İLETİŞİM MERKEZİ” Kısaca KİM olarak adlandırıp uyguladığım projenin isim değiştirmiş halidir. Sloganı da “Kime Sorsan Bilir” şeklindeydi.

 İsim değişikliği önemli değil; önemli olan işlevleridir ve çok önemsiyorum.

İnternetin henüz yaygın olmadığı yıllarda Çankaya sokaklarına “KİOSK” konularak, herkesin aradığını bulmasını kolaylaştıran proje de tarafımdan hazırlanmıştı.

Kısacası hem iyi belediyeci hem de halka dokunan projeleri geliştiren biriyim ve hep kendi uzmanlık alanlarında görev yaptım.

SAYIN YAVAŞ’I DESTEKLİYORUM; ÇÜNKÜ…

Cumhuriyet’in Başkenti Ankara’nın daha fazla kasabalaşmadan, Ona evladı gibi bakabilecek, Onu evladı gibi sevecek, bağrına basabilecek bir başkan seçilmesini hep istedim. Bir Ankaralı seçmen olarak, önceleri Sayın Murat Karayalçın’ın; son iki seçimde de Sayın Mansur Yavaş’ın kazanmasının Ankara için önemli olduğunu hep yazdım.

Mansur Yavaş Bey, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğu günden beri kendisine açık destek verdim.

Belediyecilikte kazandığım bilgi birikimini Sayın Yavaş’ın yönetimindeki Ankara Büyükşehir Belediyesinin başarısı için vermeye hazır olduğumu da açıkça belirttim.

Sağ olsun, Sayın Mansur Yavaş da, seçilip mazbatasını aldıktan bir süre sonra birlikte çalışmamız için beni davet etti.

Ekim 2019’dan beridir Sosyal Medya Daire Başkanı olarak Sayın Mansur Yavaş’ın şahsında Büyükşehir Belediyesi’nin başarısı için görev yapıyorum.

Bu süre içinde kendisinden gördüğüm şey, nezaketinden ödün vermediği ve seçilmiş bir belediye başkanı olarak herkese eşit mesafede durduğu gerçeğidir.

YAZMAK BENİ VAR EDİYOR AMA…

Öte yandan ben üniversiteyi kazandığım 1977’den beri yazıyla iç içeyim. Yayınlanmış 12 kitabım var; bunların bazıları iki baskı yaptı. İçlerinden biri de “Temel Belediyecilik Sözlüğü”. Bu vesileyle halen yayına hazırlanmakta olan kitaplarım olduğunu da belirtmek isterim.

Giriş bölümünde de belirttiğim gibi 1997’den beri basılı gazetelere yazılar yazıyorum. Uzun süredir de dijital mecralarda makalelerim çıkıyor. Siyasete, yönetime, siyaset, iletişim ve yönetim stratejisine ve belediyecilik modeline ilişkin pek çok kez yazılar yazdım.

Yazılarım, politikyol, gazeteduvar, İstanbulgerceği, habermilas, haberveinsan gibi pek çok sitede yer alıyor. Habermilas’a yazdığım yazılar, bir süredir, Telgrafhane’de de yayınlanıyor.

“Yoksul hırsızlığa çıkmış; ay akşamdan doğmuş” sözü de burada devreye girmiş bulunuyor.

Aynı sitede, dün itibariyle kendisini şahsen de tanıdığım Mahmut Aslan imzalı bir yazı yayınlandı.

Yazının, kurumsal bir cevabı hak edip etmediğine belediyemizin ilgili birimleri karar verir.

Beni ilgilendiren yazılarımın da yayınlandığı sitede, Sayın Mansur Yavaş’a yönelik eleştirilerin yayınlanmasıdır.

Bu vesileyle birkaç kelam etmek isterim. Çünkü ben bile yazıyı görür görmez, “bu yazının benimle ilişkisinin kurulmasına şaşırmam” diye tepki vermiştim.

Bütün gün düşündüm; nihayetinde “sükut ikrardan gelir” atasözünü hatırlatarak cevap verme gereği duydum.

Cevabım hem yazının yazarına hem de bu yazı üzerinden “havada bulut var- sen bana ördek dedin” bağlantısı kuracak olanlaradır.

MEKTUP AÇIK AMA İÇERİK SPEKÜLATİF!

Mansur Yavaş’a Açık Mektup” başlıklı yazının içeriği, tartışma götürür.

Görebildiğim kadarıyla Sayın Başkanımız, kendisini aday gösteren politik mutabakatın ortak iradesine uygun davranmaktadır. Hiç kuşkusuz, herkes, meselelere durduğu yerden bakar; meseleyi bütün yönleriyle görenler ise politik mutabakat konusunda ortak irade gösterenlerdir. Görünen o ki Kemal Bey de, Meral Hanım da, Gültekin Bey de ve Ankara halkı başta olmak üzere bütün Türkiye Sayın Mansur Yavaş’ın gösterdiği performanstan memnundur.

Kamuoyu araştırmaları da bunun kanıtıdır!

Şahsen ben de belediyemizin bugüne kadar göstermiş olduğu performansta emeğimin olmasından gurur duyuyorum.

Türkiye, farklı politik eğilimleri içinde barındıran kocaman bir ülke!

 Belediyecilikte ve elbette merkezi iktidarda, başarılı olmanın koşulu, eğilimleri ne olursa olsun alanında uzman, liyakat sahibi, yetenekli, nitelikli ve tecrübeli kadrolardan yararlanmaktan geçer.

Sayın Mansur Yavaş’ın da, kadrolarını oluştururken, bu titizlikle hareket ettiğine tanığım. Başaracağına inanıp, göreve getirdiklerinden tökezleyenleri değiştirmesi de normaldir.

Kendisi de bir hukukçu olan Sayın Yavaş, bütün iş ve işlemlerinde olduğu gibi yazılı ve sözlü talimatlarında da, açıklıktan, şeffaflıktan ve katılımcılıktan yana olduğunu belirtir ve mevzuata uyulması konusunda kesin emir verir. Partizanlığa izin vermez!

Dolayısıyla yapılan ihaleleri kimin aldığından çok o ihalelerin nasıl yapıldığı önemlidir. Kamuoyunun da yakından bildiği gibi bütün ihaleler canlı olarak yayınlanmaktadır.

Canlı olarak yayınlanan ihalelerde şaibe aramak, beyhude bir çabadır.

Dolayısıyla Mahmut Aslan imzalı bu yazı, toplumsal duyguları kışkırtmaktan başka bir işe yaramadığı gibi atıldıkları kenarda sürekli olarak belediye dedikoduları hakkında yayın yapmaktan başka işi olmayan “boş damacanalar” için işe yaramaz malzeme olmaktan öteye gitmez.

ELEŞTİRİ HAKTIR AMA…

Ben gazetecilik eğitimi aldım. Bizim mesleğin en temel argümanlarından biri eleştiridir. Dolayısıyla ben eleştiriye açığım; Sayın Yavaş da eleştiriye açık bir belediye başkanı olduğuna bütün Ankara tanıktır.

Bununla birlikte Mahmut Aslan’ın yazısı, somut sorunları konu edinen bir eleştiri yazısı olmaktan çok siyaset dedikodusuna malzeme olabilecek spekülatif bir yazıdır.

Gelelim meramıma!

Böyle bir yazının yayınlandığı yerde benim yazılarımın yayınlanıyor olmasını etik açıdan doğru bulmam.

Bu arada Telgrafhane için ilk kez özel bir yazı yazdığımı da not düşmek isterim. Telgrafhane de, tıpkı diğer siteler gibi, benden izin alarak, www.habermilas.com için yazdığım yazıları yayınlamaktaydılar.

Dolayısıyla bu Telgrafhane için hem ilk, hem de son yazıdır.

Son kez de olsa bir “dost tavsiyesi”nde bulunmak isterim; yazı önemli bir sihre sahiptir.

Bir kez yazı yazmadan önce kırk kez düşünmenizi ve bu çerçevede nesnellikten uzaklaşmamanızı öneririm.

Bir de “muarızlarınız tarafından övülüyorsanız”, kırk kez düşünmenizi…

Diğer Yazılar