Amerikan Rüyası mı Karabasanı mı?

Amerikan Rüyası mı Karabasanı mı?

Günay Güner yazdı:
“Trump eşkıyalarının da yeniden kanıtladığı gibi, Amerikan rüyası diye bir şey yoktur, Amerikan karabasanıdır tüm dünyaya yaşatılan. ”

Amerika Birleşik Devletleri’nde dünya tarihinin çok önemli olaylarından biri yaşandı; seçimi yitiren Donald Trump, önemli bir bölümü silahlı taraftarlarını kışkırttı ve Kongre Binasını basmalarına, dört kişinin öldürülmesine neden oldu.

ABD sistemi üzerine söylenecek çok şey var. Bugüne kadar da çok yazıldı, konuşuldu. Gelecekte ise bu kanlı olay üzerinden birçok yaklaşım ortaya konacaktır. Öncelikle belirtilmeli ki ABD’de yapılan seçim çok sorunludur. Partiler, siyasal oluşumlar, seçmen kitlesi, propaganda özgürlüğü gibi yönlerden çok sorunludur. Siz hiç ABD seçimlerinde komünist ideolojinin savunusundan, sosyalizmden, sınıfsal savaşımdan söz edildiğini duydunuz mu? Duyamazsınız. Oysa ABD’de sömürünün âlâsı var, “vahşi” kapitalizmin hem anası hem babasıdır ABD. Michael Moore’un belgesel filmlerini, özellikle “Kapitalizm” adlı filmini salık veririm. Güçlü bir sav olarak öne sürüyorum: Türkiye’deki siyasal yelpaze ABD’dekinden daha gerçektir, inandırıcıdır. Tarihsel kökleri belirgindir.

ABD’de ilgilenen çok az sayıdaki seçmenin oyuyla sözde seçilen birbirinden ancak ton ayrılığı bulunan iki partidir. Demokrat Parti, Cumhuriyetçi Parti. Pinpon maçı gibi yönetim birinden diğerine gider gelir. Kamplaşmış cahil seçmen de seçtim sanır. Aslında bir şey seçtiği falan yoktur; hangisi yönetime gelirse gelsin kararlarını ve siyasasını uygulayan, değişmez biçimde uygulayan perde gerisindeki uluslararası tekelci sermaye, silah tekelleri, finans kapitalin arsız kuruluşlarıdır. Ve kuşkusuz Dış İlişkiler Komisyonu’dur.

ABD dünyanın en eli kanlı, sabıkalı, kıyımcı, suç örgütü gibi çalışan devletidir. Eğitim, kültür gibi bir kaygısı bulunmadığından halkını da eğitmez. Bu eğitimsiz bırakılmış halk da Bush gibi, Trump gibi (ama özellikle Trump gibi) kafayı sıyırmış, davranış bozukluğu içindeki kişileri başkan diye seçer. Daha kısa süre önce oğul Bush da kendisini Tanrı’nın görevlendirdiğini, Ortadoğu’ya haçlı seferi düzenlediğini söylemiyor muydu?..

ABD Japonya’ya atom bombası attı, Japonları kitleler halinde, kuşaklar boyu öldürdü. Asıl acısı insanlığın bu anlatılmaz kıyımı kanıksamasıdır. Hiçbir yer ve zamanda dillendirildiğini, kınandığını, suçlandırıldığını görmüyoruz. Buna karşın ortalık hâlâ komünizmin şeytanlaştırılmasından, hür dünya güzellemesinden geçilmiyor. Hiçbir ulusa atom bombası atılmasını istemeyiz ama bu bombanın, milyonlarca Yahudiyi toplama kamplarında öldüren, fırınlarda yakan Nazi faşizminin Almanyasına atılmaması, Japonya’ya atılması ilginçtir.

Hitler faşizminden söz etmişken, Nazi Partisinin yükselişinde ABD desteğinden de hiç söz edilmez. ABD’li Otomotiv Sanayicisi Henry Martin Ford, Hitlerin Yahudi düşmanı propaganda kitaplarını yayımlayıp dağıttığı gibi, güçlendikten sonra da Hitler ordusunun kamyonlarını sağlamıştır.

 ABD’de güney-kuzey çatışması aslında hiçbir zaman tam anlamıyla dinmemiştir. Özellikle güneyli bugün de ırkçıdır. Bugün de geridir, gericidir. Irkçılık demişken, daha 1950 yılında bile siyahlar aynı otobüse binebiliyorlar mıydı? 1950’li yıllar uzak bir tarih midir? Günümüzde siyahlara saldırıların nasıl arttığını görüyoruz.

Parıltılı Amerikan rüyasının mimarı Hollywood’dur. Bu sinema mekânı bir yanıyla sürekli CIA’yla birlikte çalışmıştır. Dünyanın her yerine Amerikan propagandası başlıca görevidir. Hollywood, yaptığı filmlerde kıyamet sonrası çetelerin arkası silahlandırılmış kamyonetlerine alıştırdığı için IŞİD’in aynı biçimdeki kamyonetlerini kimse yadırgamadı; benzerliği de fark etmedi. Öte yandan Hollywood hemen her filminde yerli yersiz mutlaka bir Amerikan bayrağı gösterir…

CIA seçimle gelen sosyalist yönetimlere suikastlar, ordu darbeleri (ki bunların arasında Türkiye’de 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 15 Temmuz 2016 faşist darbeleri de vardır), giderek kendi ülkesinde bile siyah mahkûmlar üzerinde psikiyatrik, beyin yıkanması ilaç ve şok deneyleri yapmasıyla eli kanlıdır, insanlık düşmanıdır. Ne yazık ki insanlık bunu da kanıksamıştır. ABD’liler bile olağan karşılamıştır.

Amerikan yanılsamasını yaratan yukarıda açıklanan bu algı yönetimi ve düne kadar az çok dağıtılabilen, dolar basarak sağlanabilen pastaydı. Ne ki artık ekonomi epey zora girmiş durumda ve pastanın azalışı ABD’nin çatırdamasına yol açıyor. Gelecekte çatlaklar daha genişleyecektir. Amerikalılar diye bir ulus yapısından söz etmek çok ama çok güçtür.   

Trump eşkıyalarının da yeniden kanıtladığı gibi, Amerikan rüyası diye bir şey yoktur, Amerikan karabasanıdır tüm dünyaya yaşatılan.           

Diğer Yazılar