CHP’nin Sağa Açılımı

CHP’nin Sağa Açılımı

Ömer Atagenç yazdı:
“Farklılığa saygı duymanın, herkesi dinlemenin bu memleketin demokratik geleceği açısından ne denli kıymetli olduğunun da bilicindeyiz. Ancak bu manevi değeri yüksek kavramları, ideolojik deformasyonun ve tavizin örtülmesi için paravan yapmaya başladığınız noktada da itiraz hakkına da sahibiz.”

Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Oy için her şey mübah ise “ideolojilerin sonu”nun geldiğini hep birlikte ilan edebiliriz ve ilkeli duruş, kurucu ideolojinin takipçisi olma vb. siyasal iddiaların tamamından vazgeçebiliriz.

CHP’nin sağ siyasetle kurduğu ilişkinin partiyi ne denli bir anti-Kemalist çizgiye taşımaya başladığı senelerden beri konuşulan bir husus, yeni değil. Hatta daha da geriye gidilirse Baykal’ın “Anadolu Solu” açılımından beri çok farklı yönelimlerin bir irtibat değil bir değişim noktası olduğunu da unutmamak gerekir.

Son süreçte partinin iki önemli çıkışı, ideolojik deformasyonun çok bariz bir tezahürüdür. “Sağ seçmenden oy alma” ihtiyacı, seçmelerin sorunlarına kendi gündemleri ile çözüm üreten bir zeminden giderek daha fazla kopmaya başlamıştır. Sağ seçmene “sol” bir çözüm sunulması yerine sağın kutsallarının içselleştirilmesi ile bir dönüşüme müsaade edilerek siyaset yapmanın bir sorun olmadığı düşünülmeye başlanmıştır.

CHP’nin yeni “normalleşme” süreci, seçim odaklı bir süreç olup basit bir biçimde başka partilerden oy kapma yarışına doğru dönüşmeye başlamıştır. Siyasetin kurallarını kendi belirlediği bir alanda dönüştürmekten ziyade sağın ve düzenin koyduğu kurallarla oynamaya çalışması, CHP’nin yeni bir düzen yaratma amacının olmadığını yalnızca mevcut sistemde kendisine bir yer bulma çabası olduğunu da göstermektedir. Bu bağlamda Nihal Atsız Parkı ile Maraş Katliamı’nın yıldönümünde Seval Türkeş ziyareti, seçim sonuçlarıyla kendini dokunulmaz ilan eden herkesin kürsülerdeki gürlemeye karşılık olarak güncel pratikte hangi yollarla sonuca ulaşmaya çalıştığını da açıklamaktadır.

CHP’nin tarihinde çok benzer başka bir süreç vardı. DP’ye oyları kaybetmeye başlayan ve muhtemel bir seçimde koltuğu kaybedeceğini anlayan İnönü CHP’sinin Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında devletçilik ve laiklik aleyhine yaptığı açılımların CHP’ye hiçbir olumlu etkisi olmamıştı. Ne İslamcı Başbakan, ne tekke ve zaviyelerin kaldırılmasına dair kanunun kaldırılması ne zorunlu din dersi ne de Kuran kursları… Bunların hiçbiri ne seçmenin DP’ye kaçmamasını sağladı ne de 1950 seçim mağlubiyetinin önlenmesini…

Kendi ideolojik duruşunuz ve ilkelerinizle Türkiye’nin sağ seçmenini ikna edemiyorsanız ve buna dair kendi projenizi sunamıyorsanız partinin siyasal ve tarihsel mirasının iflas ettiğini de kendi ağzınızla itiraf ediyorsunuz demektir. Size yakın olmayan seçmeni kazanmak için kendi kurallarınızı koyamıyor ve bir başka siyasetin kavramlarıyla konuşmaya başlıyorsanız üstü örtülü olarak bu siyasetin zaferini pekiştirdiğinizi de söylemek o kadar da yanlış olmayacaktır. 

Soğuk Savaş’ın en çetin dönemlerinde her ne olursa olsun, süreç nereye evrilirse evrilsin “Ortanın Solu” süreci doğru ya da yanlış CHP’nin kendi sol projesini ve reçetesini ortaya koyabildiği bir dönemdir. Eyleminin muhasebesi başka bir zeminde elbette yapılabilir ancak Ecevit kendi kavramlarıyla ve söylemiyle yoksulları, emekçileri kendi programı içine dahil edebilmiştir. Solun bu ülkede yeniden umut olabileceğini kanıtlayabilmiştir. Sağın figürleri ve gerçekleri üzerinden sağ seçmene ulaşmaya çalışmamıştır. Kendi siyasal doğrultusunun herkes için çözüm olabileceğine dair bir öneriyle halkın karşısına çıkabilmiştir. Ecevit örneği dahi bugünün CHP’sine örnek oluşturmaktan oldukça uzaktır.

“Farklı görüşlere saygılı olma” iddiası ile “çoğulcu bir siyasal” anlayışa sahip olmak ile oy kaygısıyla kontrolsüz bir biçimde taviz verme arasındaki farkı anlayacak kadar bu memleketin siyasal tarihine hakimiz. Farklılığa saygı duymanın, herkesi dinlemenin bu memleketin demokratik geleceği açısından ne denli kıymetli olduğunun da bilicindeyiz. Ancak bu manevi değeri yüksek kavramları, ideolojik deformasyonun ve tavizin örtülmesi için paravan yapmaya başladığınız noktada da itiraz hakkına da sahibiz.

Diğer Yazılar