Tahir Elçi’yi Anarken Düşünceler

Tahir Elçi’yi Anarken Düşünceler

Günay Güner yazdı:
“Tatlısu ulusalcıları Ankara’dan, İstanbul’dan PKK’ye karşı haklı tepki savaşımı içinde olabilirler. Doğrudur da. Ne ki aynı iş Diyarbakır’da, Mardin’de, Batman’da… öyle kolay değildir. Sevgili Tahir Elçi işte bu duyarlı denge çabası içinde, başarılı bir aydındı.”

Türkiye’nin en büyük çıkmazı aydınının sefaletidir. Ayrıksı insanları, aydınları ayırıyorum. Çok azlar. Yabancı dil bilmez, matematik bilmez, düşünbilim (felsefe) bilmez ama her şeyden anlar gözükür sürekli konuşur. Böyle bir tip işte. Klişeleri hazırdır. Hemen mahkûm eder, yaftalar. Kurtuluşunuz yoktur. Oysa işi gücü blöftür…

Benim ortaokul çağlarım Diyarbakır’da geçti. 1970’li yılların ikinci yarısı. Diyarbakır insanını yeniyetmelik yaşıma karşın iyi tanıdım. Diyarbakır karpuzu gibi “ağır”, ağırbaşlı, yürekli insanlardı. O yılarda Kürtlük de öyle sabahtan saat 24.00’e kadar insanların kimliğini belirlemiyordu. İnsanlar insan oldukları için sevilirler ya da olmadıkları için sevilmeyebilirlerdi. Uzatmayalım, 12 Eylül 1980 faşist darbesi ulusun çivisini öyle bir söktü ki bir yandan tabutluk Diyarbakır Cezaevinin öcü, bir yandan PKK namlusunda verilen şehitlerin öcü bugüne değin geldi uzandı. Şimdi çık çıkabilirsen belanın içinden. Uğur Mumcu’nun öldürülmesi pahasına belgeleriyle açıkladığı CIA paravanı Bulgar Kintex Şirketi, silah kaçakçıları İbrahim Telemenler, Bekir Çelenkler… ayrı tarafların ellerinde gezmiş silahlar, Şahin Yargıç Baki Tuğ’un nedense Abdullah Öcalan’ı ne yurt “hak”kından ne de  eğitim “hak”kından yoksun etmeyişi… olaylar olaylar Diyarbakır (kimilerine göre Amed) başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu’yu hiç mi etkilememiştir?.. Musa Anter’e kurulan pusuda rol alanlar, faili meçhullerin arkasındakiler…

Günümüzde kendilerini ana akım diye adlandıran, (akım derken …okum diyen, Türkçeden habersiz) liloş kanallarından birindeki ahlaksız (sözde programının adında …sız sözcüğü bulunan) ahlaksızın hedefe koymasının hemen ardından Hukukçu Tahir Elçi Diyarbakır’da, tarihi Dört Ayaklı Minare’nin altında basın açıklaması yaparken kurşunlanıp öldürüldü. Bugüne kadar yapılan yine bir hukuksuzluk klasiği. Kusura bakan baksın, Türk işi! Beş yıl geçmesine karşın ortada hiçbir sanık yok, kanıt yok. Yine zamana yayıp sönümlendirme taktiği.

Tahir Elçi Diyarbakır Barosu Başkanıydı. En üst düzeyde korunması gerekirdi. Öldürüldüğü basın açıklamasının konusu Dört Ayaklı Minare simgesinden hareketle, şiddeti, kıyımları protesto etmek, tüm kesimleri uyarmak, insan olmanın gereklerine çağırmaktı. Bir insanın kişiliğini tanımanız için illa muhabbet etmeniz gerekmez; ben Elçi’yi doğru tanımış biriyim. Tahir Elçi, aynı Hrant Dink gibi yurtsever, insancı, incelikli, bu halkı (halkları) yabancı kırımlarından, entrikalarından, oyunlarından korumaya çalışan bir aydın kişiydi.

Tatlısu ulusalcıları Ankara’dan, İstanbul’dan PKK’ye karşı haklı tepki savaşımı içinde olabilirler. Doğrudur da. Ne ki aynı iş Diyarbakır’da, Mardin’de, Batman’da… öyle kolay değildir. Sevgili Tahir Elçi işte bu duyarlı denge çabası içinde, başarılı bir aydındı. Türkiye’nin çok gereksinimi olan bir aydındı. Hedef seçilenlere bir bakın, tümü değerli, yurtseverdir.

Bir çözümleme yapayım. Tahir Elçi’yi hangi güç öldürdü/öldürttü? Baştan söyleyelim, tetikçinin kim olduğunun hiç önemi yoktur. Tam karşıt tetikçiyi, karşıt güç kullanmış olabilir. Bu tür olaylara şu “istihbarat” yaklaşımıyla bakmak gerekir: Bu öldürümden kimler, hangi güçler kazançlı çıktı? Dolayısıyla hangi güçler yitime uğradı? Yanıtını bulmak zor mudur? Hiç değil. Okyanus ötesi, Türkiye’deki hiçbir kesimde, ama hiçbir kesimde yurtsever, kişiliği emperyalist kullanımına kapalı, diğer kesimlerle duygudaşlık kurabilen, saygınlığı, derinliği ve düşüncesiyle etkili, kandan uzak aydınların var olmasını istememektedir. Çünkü bu aydınlar, yayılmacı siyasalarına, dizüstü çöktürme operasyonlarına, izlemlerine, enerji alanlarına yönelik egemenlik planlarına ve uygulamalarına karşıdırlar. Böylelikle kimlerin yitime uğradığı da anlaşılmıyor mu? Her şey bu kadar açıktır, nettir. Böyle bakınca faili meçhul kalmıyor. Tahir Elçi’yi derin saygıyla anıyorum; ışıklar içinde uyusun.            

Diğer Yazılar