Üzgünüm Sayın Suzuki

Üzgünüm Sayın Suzuki

Kâmuran Şems yazdı:
“Zihin şunu öğrenmelidir: Her şey yeniden başlayabilir, bu başlangıç farklı bir biçimde olabilir ve durum aynı noktaya geri dönebilir veya tam tersi aynı biçimde başlar farklı evrilir. Önemli olan her şeyin yeniden başlama gücünü hissetmek ve anlamaktır.”

Shunryu Suzuki, Zen Budizm’inin ve zihninin popülerleşmesine vesile olmuş 1900’lerin başında doğmuş bir rahip. Kendisiyle yoga dünyasına eğitmen olarak katılmak üzere çıktığım yolda tanıştım, 2019 sonu. Yogiler arasında pek bir popüler olan düşünür özetle Zen zihninin başlangıç zihni olduğunu söyler. Zihnin bilmecesini çözmek ve onu anlatmak için kılavuz bir kitap yazmıştır.

Bendeniz pek bir hevesle kitabı okumaya başlayıp, yarım yamalak okuyup ( evet hepsini okumadım) alacağımı almış bulunuyorum.

Bir cümleyle özetlemek gerekirse, olay tüm olasılıklara açık ve yapısı gereği şüpheden uzak duramayan bir zihnin varlığıdır ve bu zihin şunu öğrenmelidir: Her şey yeniden başlayabilir, bu başlangıç farklı bir biçimde olabilir ve durum aynı noktaya geri dönebilir veya tam tersi aynı biçimde başlar farklı evrilir. Önemli olan her şeyin yeniden başlama gücünü hissetmek ve anlamaktır.

Elbette başlangıç felsefesini icat eden Suzuki değil. Suzuki, metodik önerilerde bulunarak zihni kontrol etme becerisi üzerinde duruyor.

Kitabı rastgele karıştırırken DENETİM başlıklı bölüm ilgilimi çekti. İlk okuduğumda oldukça etkilendim ve bir takım hasbihallerde bundan bahsettim; ama henüz pandemi başlamamıştı.

Bağlamından çok da koparmayarak kitaptan ufak bir alıntı:

“İnsanları denetlemenin en iyi yolu, onları haylaz olmaya cesaretlendirmektir. Böylece kelimenin en geniş anlamında denetim altında olacaklardır.” Özünde bu fikrin çok şahane olduğunu söylemeliyim, neyse devam edelim.

“Koyunlarınızı ve ineklerinizi denetlemenin en iyi yolu onlara geniş bir otlak vermektir. İnanlar için de aynı durum söz konusudur. İlk önce istediklerini yapmaları için onları serbest bırakın ve bir yandan da onları izleyin.  Bu en iyi siyasettir. Onları göz ardı etmek iyi değildir; bu en kötü siyasettir. Bundan sonra yapılacak en kötü şey, onları denetlemeye çalışmaktır.”  En iyi yöntem onları denetlemeye çalışmadan izlemek, yalnızca izlemektir.”

Acaba bu strateji uygulansaydı farklı bir Türkiye olur muydu bugün? Nefes darlığı? Burada yazar, Kamuran, üstü kapalı bir tonla sesleniyor. Kaldığımız yerden devam;

Suzuki aynı yöntemin bireysel olarak da işe yaradığını söyleyerek devam ediyor. Zihnimiz meşgul eden düşünceler, hayaller, karabasanlarla uğraşmak yerine onları izlemeyi öneriyor. Bunun hiç kolay olmadığını da vurguluyor.   

Bu noktada, zihnin içinde oluşan gelgitleri denetleme çabasından uzaklaşıp soluğa yakınlaşarak zihnin dinginleşeceğini öne sürüyor, ve finalde “nesneleri oldukları gözlemlemenin ve her şeyin istediği gibi devinmesine izin vermenin en geniş denetleme olduğunu iddia ediyor.

Evet daha önce dediğim gibi bu yöntem bir takım zihinsel badireler atlatmış bendenize bir süre şifa verdi. Ne yazık ki bu saadeti pandemi bozdu.

Memleketimde pandemi süreci zen zihni gibi yönetildi, yöneticilerin bunun farkında olduklarını sanmıyorum, bu bağlantı ne alaka diyebilirsinz ama uygulamalara bakarsanız benzerliği yakalayabilirsiniz. Kısıtlamalar olabildiğince geç başladı, yıllardır ekonomik dar boğazda sıkışıp kaldığımız için serbestlik tanındı vs. Kısaca, farkında olmadan insanları haylazlığa teşvik eden Zen Zihinli bir Türkiye çıkıverdi ortaya. Bu akıl yapısının düşünülerek değil de mevcut şartlardan kaynaklı olduğu gerçeği ve içimizi sıkan, kronik meseleleri dile getirmeye elim varmıyor artık. Şimdilerde dillerden düşmeyen “Bir Başkadır” adlı diziden bunalmam işte tam bu yüzdendir: 40 yıldır aynı tiplemelerin temcit pilavı gibi sofraya konmasından yani. Bu konuya önümüzdeki haftalarda değineceğim.

Dönelim muhteşem zihnimize; kuşkusuz Zen zihni bireysel anlamda kişiyi cesaretlendirecek, vazgeçmesine ket vuracak olumlu bir zihin yapısı. Ancak bu, kişilerin egosantrik dünyalarında  başarıyı yakalama çabasından öteye gitmeyip, kolektif bir zihniyete dönüşmüyorsa neyleyeyim Zen kafasını.

Keşke her şey yeniden başlasa, insanlık sıfır noktasına dönse ve yeni bir dünya inşa etmeye başlasa falan feşmekân gibi ütopik düşünceler kapılıyor insan kimi zaman.

Maalesef gerçeğin ısıran tarafından bakarsak nüfusunu eksponansiyel bir biçimde artıran, doğayı, diğer tüm canlıları katlede katlede giden, pandemiye bile bana mısın demeyen, onca sağlık görevlisinin hayatına saygı duymadan, ölümüne çalışmalarına kayıtsız kalan, maske takmayı nefes alma özgürlüğünün elinden alınması olarak yorumlayan,  bunlar daha ziyade gavurlar ( kelime burada inatçı anlamında kullanılmıştır.), maske çenede sigara içerek kuralları tam tekmil uygulan bizimkiler, yani insan oğlu insan kabak tadı vermiştir.

Ödül ve ceza ile yönetilmeye müstahaktır.

Üzgünüm sayın Suzuki, çoban ineklerini en geniş meraya bırakmayı hedefleye dursun, dünyada çayır, çimen tükenmekte. İnsan alışkanlıkları yüzünden kudurmuştan beter durumda.

Diğer Yazılar