Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Yanlış Denklemden Doğru Sonuç Alınmaz!

Şöyle demiş Şah Hatayi:

 “Hakikat bir gizli sırdır

Açabilirsen gel beri”.

Hakikatin de bir görünen kısmı vardır, o çok somuttur; çoğu insan görünen o kısımla yetinir.

Oysa “görünenle yetinilmiş olsaydı bilime gerek kalmazdı”.

Bilime gerek var ve insanlık, bilimsel gelişmelerin sayesinde ilerlemektedir.

SOSYAL MEDYA İYİDİR AMA…

Bununla birlikte popüler hayatın en temel belirtilerinden biri “görünen ile” yetinmektedir.

Görünen ile” yetinmenin somut olarak yaşandığı alanların başında sosyal medya gelmektedir.

Boşuna “Hamburger çağı” denilmiyor!

Pek çok teyit edilmemiş bilgi, sosyal medyada ulu orta paylaşıldığı için gerçek eğilip bükülmekte; eğilip bükülen gerçek ise insanlık için büyük bir risk oluşturmaktadır.

COVİD 19’a karşı aşı çalışmasında önemli başarılar elde eden Dr. Özlem Türeci ve Dr. Uğur Şahin’e ilişkin paylaşımlarda da gerçek biraz eğilip büküldü.

Gösterdikleri başarı, New York Times gibi evrensel ölçekte yayın yapan bir gazetede kapsamlı bir makalenin konusu oldu ve bu başarıdan ötürü hepimizi gururlandık.

Umarım daha da fazla haber olur. Çünkü oğlu geçen yıl Kore’de, liseler arasında Matematik dalında Altın Madalya kazanmış biri olarak, diyebilirim ki bu tarz haberlerin medyada yer bulması, yetişme çağındaki gençlerimiz için ciddi bir motivasyon kaynağıdır.

YARIM GERÇEĞİN TEHLİKESİ!

Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e ilişkin, “12 Faşizminden kaçıp sürgünleri yaşayan, yurdundan edilen insanlar” ve hatta Alevi oldukları yazıldı.

12 Eylül darbecilerinin bu ülkeyi haddinden fazla tahrip ettiği; insanımıza ve ülkemize çok büyük zararlar verdiği tartışma götürmez.

Darbecilerin baskısı yüzünden pek çoğumuzun bu topraklardan koptuğu da!..

Ancak bilmemiz gerekir ki “yarım gerçek, çoğu kez bir yalandan daha tehlikeli” sonuçlar doğurur.

Küçük bir araştırma yapıldığında dahi sosyal medyada Türeci ve Şahin’e ilişkin hızla yayılan o paylaşımın doğru olmadığı görülecektir.

Edindiğim bilgilere göre Özlem Türeci, Fındıklı kökenli Dr. Yurdaner Türeci’nin kızı. Aile yıllar önce Almanya’ya göçmüş; Türeci de, orada doğmuş.

Uğur Şahin ise İskenderunlu bir ailenin çocuğu!

Babası, Köln’de, otomobil fabrikasında çalışan bir“Alamancı”; Uğur Şahin, henüz 4 yaşındayken Köln’e göçmüşler.

Her ikisinin de yaşlarına ve göç tarihlerine bakıldığında, hem kendileri hem de anne-babalarının 12 Eylül darbesiyle bir bağlantıları gözükmüyor.

Aleviliklerine gelince…

Muhtemelen Fındıklı’da Alevi yoktur; Hatay ise Arap Alevilerinin (Nusayrilerin) yaşadığı bir yer olmakla birlikte Uğur Şahin’in Alevi olup olmadığı bilinmemektedir.

MESELE ŞU Kİ!

Olsa bile böylesine bilimsel bir başarıda, inancın herhangi bir payı olmadığına emin olabilirsiniz; çünkü bilim evrenseldir!

Dr. Özlem Türeci ile Dr Uğur Şahin’in övünülecek bir iş yaptıklarından eminiz.

Bize düşen tıpkı kuduz aşısını bulan Louis Pasteur, Kolera ve veba aşılarını bulan Waldemar Haffkine ve Hepatit B aşısını bulan Dr. Baruch Blumberg ve diğerleriyle övünmesini bildiğimiz gibi Türeci ve Şahin ile de övünebiliriz.

Asıl mesele, bütün çocuklarımız için fırsat eşitliğinin sağlandığı ve bilimsel çalışmaların yapılabileceği uygun ortamlar hazırlamaktır.

Aslolan bilime ilgi duyan çocuklarımızın hayallerini gerçekleştirebilecekleri atölyeler, laboratuarlar açmak ve çocuklarımızın buraları kullanmasını teşvik etmektir.

Hem hayalini gerçekleştirebileceği bir zemine hem de bu zeminin boy vereceği ölçekte demokrasi kültürüne sahip olunabilirse hiç kimse, doğup büyüdüğü coğrafyayı terk etmez.

Demokrasinin evrensel ilkelerini rehber edinmiş kamusal bir düzen kurulabilirse çocuklarımızın içlerinden çok daha fazla Özlem Türeciler, Uğur Şahinler çıkacaktır.

“Hakikat” budur ve bunu konuşabildiğimiz gün, övünebileceğimiz daha fazlasına sahip olacağız; bundan emin olun!

Exit mobile version