Bir Eğitim Dizgesinin Unutulan Okulu: Köy Bölge Okulları

Bir Eğitim Dizgesinin Unutulan Okulu: Köy Bölge Okulları

H. Olcay Taşlı:
“Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü’nü aldıktan sonra verdiği bir röportajda, kendisine öğretmenleri sorulduğunda : “Çoğu köy enstitüleri mezunu, çok idealist insanlardı” demişti. Enstitülerin harladığı aydınlanma ateşi o kadar canlı ki daha uzun süre hatırlanmaya devam edecek gibi, ne dersiniz?”

Bundan 80 yıl önce açılan bir eğitim kurumu, kısa sürede dönemin kurulu düzeninin köşe başlarını tutmuş olanları rahatsız etmiştir. Mevcut kurulu düzenden nemalanan birtakım muhterisler, bu eğitim kurumundan bir parça koparmak için fırsat kollamışlar ve yakaladıkları ilk fırsatta önce işlevsizleştirmişler, ardından da kısa sürede kapatmışlardır. Yalnız kısa süre eğitim veren bu kurumlar, toplumun yüreğinde öyle bir kıvılcım çakmışlardır ki kor olmuş, yıllarca küllenmemiş ve her fırsatta yine bu eğitim kurumu hatırlanmıştır. Evet, sizin de tahmin ettiğiniz gibi bu eğitim kurumu, köy enstitüleridir. 

Henüz unutmadık değil mi? Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü’nü aldıktan sonra verdiği bir röportajda, kendisine öğretmenleri sorulduğunda : “Çoğu köy enstitüleri mezunu, çok idealist insanlardı” demişti.  Enstitülerin harladığı aydınlanma ateşi o kadar canlı ki daha uzun süre hatırlanmaya devam edecek gibi, ne dersiniz?

Sizin de bildiğiniz bu okulların kuramcısı İsmail Hakkı Tonguç’tur. Tonguç, enstitüleri köyleri canlandırmak için kurulmuş santraller olarak düşünmüş yalnız bu yükü sadece köy enstitülerinin omzuna yüklememiştir.  Ama genelde bu okulları anlatırken aydınlanmanın diğer santrallerini unuturuz. İsterseniz 19 Haziran 1942 gün ve 4274 sayılı Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu’na göre açılan okullara bir göz atalım:

1- Öğrenim çağı çocukları için zorunlu okullar :

a. Eğitmenli köy okulları

b. Öğretmenli köy okulları

c. Öğretmenli ve eğitmenli köy okulları

d.Pansiyonlu ve pansiyonsuz bölge okulları 

2- Öğrenim çağına geçenler ( yetişkinler) için zorunlu olanlar

a. Akşam okulları

b. Köy ve bölge meslek kurslarıKöye eleman yetiştiren kurs ve enstitüler

3- Eğitmen kursları

a.Köy Enstitüleri

b.Yüksek Köy Enstitüleri

Yukarıdaki okulların her biri aydınlanmanın santrallerini oluşturan ve büyük bir dizgenin, düzgün işleyen birer parçalarıdır. Ayrıca köy enstitüsünün alt düzeyi olan başlıca üç kuruluş vardır. Bunlardan birincisi “Uygulama Okulu” idi. Enstitüyü bitirip köylerde görev alacak öğretmen ve sağlıkçı adayları, yapacakları işlerin uygulamalarını daha önceden burada yapmaktaydı. Uygulama okulu, işbirliği, dersliği, uygulama bahçesi olan hademesiz, tek öğretmenli ve beş sınıflı bir okuldu. Öğrencilerini de, yakın çevredeki köylerden, üç sınıflı köy okullarından ve enstitü iş görenlerinin çocuklarından sağlamaktaydı. “Uygulama Okulları” Tonguç’a göre elverişli birer laboratuvar haline alacaktır; aynı zamanda “ Uygulama okulu, bir enstitünün kalbi, beyni gibidir; oradaki çalışmalar durdu mu, enstitü ölmüş demektir. Uygulama okulu gece-gündüz etkin durumda olmalıdır.” [1]

Dizgenin ikinci alt tamamlayıcısı, “Köy Staj Okulları” idi. Her enstitü, son sınıf öğrencilerini, inceleme, araştırma yapmak ve öğrendiklerini uygulamak için en az altı hafta süreyle yakın köylerdeki staj okullarına göndermekteydi.

Dizgenin üçüncü ve önemli alt kuruluşu da “ Köy Bölge Okulları” idi. “Köy Bölge Okulları”nın öneminin yeterince anlatılmadığını düşünmekteyim; hâlbuki Tonguç tarafından oluşturulan bu eğitim dizgesinin en önemli tamamlayıcısıdır. O yüzden bu okullara özel bir parantez açacağım. Yalnız “ Köy Bölge Okulları” na geçmeden önce şunu belirtelim ki bu dizge, diğer tamamlayıcısı olan “Yüksek Köy Enstitüsü” ve köy okulları ile birlikte “… bir bütün oluşturmaktadır. Bunların hepsi birbirine bağlıdır. Hepsi aynı amaca yöneliktir… köyün içten canlandırılması.” [2]

 8- 15 köyün ortasında, tarıma elverişli topraklarda kurulan “Köy Bölge Okulları”nda öğrenciler tarımsal ve teknik eğitim görmekteydi. 1945 yılına değin 380 “Köy Bölge Okulu” kurulmuş bulunmaktaydı. “Köy Bölge Okulları” 10-30 köy içine alan bir bölgede kurulan pansiyonlu veya pansiyonsuz öğrenci kabul edecek, küçük bir köy enstitüsü vazifesi görecek ortaokullardır. Bölge okullarına 5 sınıflı köy okullarını bitiren çocuklar alınıyor, burada 3 yıllık bir eğitim veriliyordu. Ayrıca 3 yıllık eğitmenli köy okulu bitirenlerden yetenekli olan öğrenciler de bu okullar sayesinde eksik iki yılını tamamlayarak 3 yıllık programa geçiş imkânı kazanıyordu.

Bu kurumlar Tonguç’un deyimiyle “ köyün canlanmasında ikinci santral görevi yapacaktır.”.  Ayrıca bu kurumlar Tonguç’a göre: “ … örnek tarla ve bahçeleri, kümes ve ahırları, ziraat aletleri, köylerin ihtiyaçlarına göre işletilen işlikleri, dispanserleri ve diğer tesisleriyle bölgesine giren köylerin kültür merkezi olacaktır.” [3]

Nasıl bir santral görevi göreceğini anlamak için bir de “Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu İzahnamesi” nin 23. Maddesine göz atalım:

“Bölge köy okullarının dershane, yatakhane, yemekhane, hamam, çamaşırlık, ahır, depo ve işlik binalarının ve bunlarla ilgili yolların, suyollarının yapılması ve onarılmasıyla bölge köylerinin ortak malları olarak tesisi edilecek fidanlık, dutluk, kavaklık, çayırlık, gibi kuruluşlar; bölgeye giren köylerde oturan köylülerin birlikte çalışmalarıyla ve gelir kaynaklarına uygun olarak bu köylerin bütçelerine her yıl için bu maksatla konulacak tahsisatla meydana getirilir… Bölge okulundaki kurumlardan bölge içindeki köyler halkı beraberce faydalanırlar. Bu okullardan köylülere üretilmek üzere verilen tohumlar, fidanlar ve damızlıklar için hiçbir nam ile para alınmaz.” [4]

Öncelikle yukarıdaki maddeyi incelediğimizde şu sonuca ulaşıyoruz ki: Köylülerin kolektif çalışmasının bir ürünü olacak tarım işletmelerinin kurulmasına yönelik imkân oluşturmak istenmiştir. Özellikle maddenin “ Bölge okulundaki kurumlardan bölge içindeki köyler halkı beraberce faydalanırlar.” bölümü ve sonrasına dikkat edilirse “… öngörülen çalışma şeklinin, küçük toprak mülkiyeti olan köylerde üretim alanlarının büyük ve ortak işletmeler durumuna getirilmesi, büyük toprak mülkiyeti olan köylerde ise, yeni bir ekonomik alternatif ve güç olarak ağanın karşısına çıkacak kolektif işletmeler kurulması yönünde olduğu ortadır.” [5], kanunda bu okul tarafından köylüye karşılıksız olarak verilecek, tohumlar, fidanlar ve damızlıkları baskı ile bir gücün yani ağanın eline geçmemesi için, bu ürünlerin bir başka birine satışı da engellenmiştir. Dolayısıyla “Köy Bölge Okullar”, ağanın karşısındaki yoksul köylüleri korumak ve güçlendirmek maksadıyla hayata geçirildiği kesindir.

Eğitimde demokrasi, ailelerin serveti ve sosyal durumuna bakılmaksızın çocukların sahip olduğu yetenekler ölçüsünde eğitim ve öğrenim olanaklarından yararlanmasıdır. Cumhuriyet’in getirdiği eğitim düzeninde henüz eşitlik ve demokrasi ilkesi, kırsalda hayata geçmemişti. Eğer şansı varsa yani köyünde okul varsa ilkokul okuyabiliyordu, bir köylü çocuğu. Peki ya daha sonrası…

İşte, “Köy Bölge Okulları” sayesinde okumak isteyen köy çocukları ortaöğretim olanağı bulurken, bir bölümü de üst öğrenim olanağı kazanacaktı; ama bu kurumlar sadece yükseköğrenimin önünü açan düz bir okul da değildi, mesleksel beceri kazandıran kurumlar olması nedeniyle buradan mezun köy çocukları bölgelerinde geçerli bir meslek de kazanmış oluyorlardı. “ Bölge Okullarında, ilkokul mezunu olup 16 yaşını tamamlamamış gençler için en az üç yıl daha okumak ve baba mesleği olan çiftçilik bakımından gereken teknik bilgi ve hünerleri kazanarak yetişmek bakımından gereken teknik bilgi ve hünerleri kazanarak yetişmek fırsatı çıkıyor demektir. Bölge okulları müteaddit sanatlara göre donatılmış işliklere sahip bulunacakları için öğrencilerine üç yıl içinde birçok şeyler öğretebilirler. Kısaca bu kurumların üçüncü, önemli ve sürüp gidecek olan amacı ilkokulu bitirmiş köylü gençleri, onları meslekleri için gereken teknik bilgi ve hünerlere sahip kılarak yetiştirmektir.”[6]

“Köy Bölge Okulları”, öncellikle yetenekli veya okumaya hevesli köy çocuklarına orta öğretim şansı sunarak onların şehirdeki çocukların sahip oldukları eğitim olanağını vermektedir. Ayrıca köyünde sadece 3 yıllık eğitmen ile eğitim almış öğrencilerin ilköğretimlerini bitirmelerine de imkân sağlıyordu. Ayrıca incelemelerden anlaşılacağı gibi verdiği eğitim niteliği ve içeriği açısından bir köy enstitüsü modeli olacak olan bu okullar, öğrencileri tarımsal ve kazandırdığı mesleki açıdan da besleyecektir. Burada yetişen ürünler ise köylerin canlanması için köylülere dağıtılacaktır. Ayrıca köydeki 3 veya 5 sınıflı okulların bir veya iki öğretmeni vardır. Köylerde orada bulunan enstitülü öğretmenin uzmanlaştığı mesleğe yönelik bir işliğe sahip olacaktır. Bu işlik ise bütün köyün ihtiyaçlarına gidermeye ve köyü her açıdan canlandırmayı yetmeyecektir. “Köy Bölge Okulları” daha büyük okul olacakları için göreceği santral görevi ile köy okullarının bu eksikliğini de kapatacaklardır. Aynı zamanda “Köy Bölge Okulları”nın da aynı enstitüler gibi bir kültür merkezi olarak var olacaklarını hatırlatalım.

Tüm bu anlatılanların ışığında köy enstitülerini hatırlamak demek, büyük bir eğitim dizgesinin her bir parçasını da hatırlamak demek olduğunu unutmamalıyız. “Köy Bölge Okulları” ise “Vatanın dağlarında bayırlarında kırlarında, hatta en ücra yerlerinde kendi başına açıp solan çiçek bırakmamak…”  için oluşturan eğitim dizgesinin önemli bir parçasıdır.

  1. Tonguç’a Kitap, Derleyen: Halil Koç, İsmail Hakkı Tonguç’un kaleminden, Ekin Basımevi, İstanbul, 1961, s:120
  2. Çağdaş Eğitim ve Köy Enstitüleri Tarihsel Bir Çerçeve,  Cavit Binbaşıoğlu, Dikili Belediyesi Kültür Yayınları, İzmir, 1993, s:94
  3. Kitaplaşmamış Yazıları, İ. H. Tonguç,  Cilt:1, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, 1997, s: 251
  4. Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu ve Müzakereleri, Maarif Matbaası, 1943, s: 109-110
  5. Devrim Açısından Köy Enstitüleri ve Tonguç, Engin Tonguç, Ant Yayınları, Nisan 1970,  s.232
  6. a.g.e, İ.H. Tonguç(1997), s: 365

Diğer Yazılar