Günümüzdeki Cami Ne Denli Cem Yeri?

Günümüzdeki Cami Ne Denli Cem Yeri?

Günay Güner yazdı:
“Günümüzde caminin-mescidin “birliktelik yeri”yle, cem yeriyle bir ilgisi kalmamıştır. İbadet yerleri AKP’nin ve tarikatların şubeleri durumuna getirilmiştir. Din adamlarının çoğu, diğer dinleri, inanç biçimlerini de bilen dinbilim insanları (teolog) niteliğine sahip değillerdir. Dolayısıyla yaydıkları bilgisizliktir, bağnazlıktır. “

Günümüzdeki Cami Ne Denli Cem Yeri?

Belediyeler konu edildiğinde devlet içinde devlet aranırken, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) tam da devlet içinde devlet davranışı sergiliyor. Covid 19 salgını şiddetini sürdürürken, DİB tüm illerde camilerde toplu namazı serbest bıraktı. Peki, cami cemaati namazdan sonra diğer insanların arasına karışmıyor mu? Yalıtık biçimde mi yaşıyor?

Cami denince, kısa süre önce yaşanan, İzmir’de, cami hoparlörlerinden “Ciao Bella” (Çav Bella), ardın da Müslüm Gürses şarkısının çalınması kışkırtmasını anımsamamak olanaksız. Planlı olduğu şundan da belli ki bugün olmuş, yapanlar bulunmuş değil! Oysa sabahın üçünde evlerinden insanlar alınabiliyor…

“Aleviler cami bombaladı” yalanını bugün hemen hemen kimse yemediği, yiyenler bulunsa bile geçmişteki kadar tutmadığı için postmodern kışkırtma taktikleri uygulanıyor. Bakalım sırada hangi şarkılar ya da neler var?…

Cami hoparlöründen şarkı dinlemeye kimsenin gereksinimi, isteği olduğu sanılmasın. Ne ki dincilerin amaca ulaşmak için yolu meşru saydıklarını da görmemek olanaksız. Bunun yüzlerce kanıtı söz konusu.  

Konunun başka bir yanına dikkat çekmek istiyoruz: Günümüzdeki cami ne denli cem yeridir? İslamın ilk dönemlerindeki gibi yaşamak gerektiğini söyleyenler, neredeyse diş fırçası yerine misvak kullanmaya çabalayanlar, günümüzdeki caminin-mescidin, İslamın ilk dönemindeki camiye-mescide benzeyip benzemediğini pek düşünmek istemezler.

Cami, cem, cemaat, cemiyet… aynı Arapça kökten gelen sözcükler. Bir araya gelmekle, toplanmakla, birliktelikle ilgili anlamlar taşıyor. Mescid, İslamın ilk döneminde namazın yanı sıra bir araya gelinerek söyleşilen, haberleşilen, iletişim kurulan, hatta muhabbet edilen, dans gösterisi izlenen yer işlevi görür. Gerçekliğinde görüş, düşün birliği bulunan bir hadise göre, Hz. Ayşe şöyle anlatır: “Bir bayram gününde mescide oynayan (raks eden) Habeşliler gelmişti. Resûlüllah (s.a.v.) beni çağırdı, (ben de) çenemi O’nun omzuna koydum ve seyretmeye başladım, ta ki usanıncaya kadar seyrettim” (Bayram Akdoğan, “Mûsikî ile İlgili Kırk Hadis ve Şerhi”, Mans Medya, 2017, s. 52- Ayrıca İmam Gazali, İhyâu Ulûmid’d-Dîn, C. 4, Kampanya Kitapları, 2016). Bu durumun bir kezle ve kısa süreyle sınırlı, istisnai olmadığı bilinmektedir. Bugünkü ibadet yerinin, Hz. Muhammet’in, mescidin kasvet yeri olmadığı, orada dans gösterisi de izlenebileceği yönündeki yaklaşımından hiçbir iz taşımadığı açık gerçektir. 

Günümüzde caminin-mescidin “birliktelik yeri”yle, cem yeriyle bir ilgisi kalmamıştır. İbadet yerleri AKP’nin ve tarikatların şubeleri durumuna getirilmiştir. Din adamlarının çoğu, diğer dinleri, inanç biçimlerini de bilen dinbilim insanları (teolog) niteliğine sahip değillerdir. Dolayısıyla yaydıkları bilgisizliktir, bağnazlıktır. Bu gerçeğin başlıca kanıtlarından biri Diyanet İşleri Başkanının doğrudan kendisidir. Oruçla, Ramazanla, Ramazan Bayramıyla eşcinselliğin ne ilgisi var? Eşcinselleri, zaten sürekli tehdit altında bulunmaları yetmezmiş gibi, ayrıca hedef göstermek de ne oluyor? Din adamlığı bu mudur?

Toplumun anlak düzeyini öylesine düşürdüler ki ne yazık bu gerçekleri algılayan bir kitle de bırakılmadı. Toplumun yapısı Kahramanmaraş Kıyımı günlerinden de Sivas Kıyımı günlerinden de daha ilerde ve gelişmiş değil ne yazık ki.

Bunu umutsuzluk yaymak için mi söylüyorum? Hayır. Kuşkusuz sabırla, görev bilinciyle gerçekleri yeniden ve yeniden anlatacağız. Yaptığımız da budur.

Diğer Yazılar