Hafif Bir Yazı

Hafif Bir Yazı

Kâmuran Şems yazdı:
Her kelime, her sayı bir gizem, ayrı bir formül, bir açılım. Cümleler, problemler birer yapı, birer labirent. Dünya sanki insan keşfetsin diye yaratılmış bir planet fakat gel gör ki işin içinden çıkılmaz bir noktaya geldik. Ne neşe kaldı, ne sağlık, ne de mutlu üretim.

Kabul ediyorum, bundan önceki yazım akıllara zarar, takibi zor. Kimi okuyucuma göre zulüm, kimine göre kirpik uyuşturucusu. Evet, yanlış okumadınız,  meğerse yazımı okurken kirpikleri uyuşmuş güzel gözlü genç okurun. Ancak okuyana zor yazı, yazana iki kat daha zor. Yaşanan travmaların ortasında yaklaşık bir ay sürmüş tamamlanması. Şimdi sırada post travmatik stres bozukluğu ve normalleşme kaygısı.

Kaygı karmaşık bir kavram, az biraz olması bireyin kendini koruması, geliştirmesi adına iyi bir durum. Fazlasının sonuçlarını tahmin edebilirsiniz.

Kaygı, tasa üzüntü anlamını taşıyan Uygurca kadĞu kelimesinden türemiş. Aslında kelimenin kökenini araştırmadan önce Uygurca’dan geldiğini tahmin etmiştim.

Bir vahiy gelmedi tabi ama beklenmedik biçimde bir kitap geldi ellerime. Hepimizin ismini çok iyi bildiği bir siyasetname, Kutadgu Bilig. Yıllardır merak eder dururum zira ortaeğitim ezberinden hatırda kalan tek tük bilgilerden biridir.

Siyasetnamenin ilk nüshası Uygurca. Nitekim kitabın 47. sayfasında geçen ibare ilginç bir bilgi içeriyor.

“Yanılmaktan gelir insan adı “

“Yanılgı insan için yaratıldı”

Özgün metinde  yalnguk insan, yangluk sözcüğü de yanılmak anlamında kullanılmış. G harfi bende kaygı kelimesinin Uygurcadan geldiği fikrini uyandırdı ama tamamen temelsiz bir his. Sayısal loto tutturmak gibi.

Her kelime, her sayı bir gizem, ayrı bir formül, bir açılım. Cümleler, problemler birer yapı, birer labirent. Dünya sanki insan keşfetsin diye yaratılmış bir planet fakat gel gör ki işin içinden çıkılmaz bir noktaya geldik. Ne neşe kaldı, ne sağlık, ne de mutlu üretim.

Gerçekten de şu soruyu sormaktan ve şaşırmaktan alamıyorum kendimi : dile kolay 2020 yıl, 20 yüzyıl, 20 yıldır insanın geldiği durum bu mu?

Kutadu Bilig’in, Mutluluk Bilgisinin 11. yüzyılda yazıldığını göze alırsak şaşırmamak mümkün değil. Adam yazmış tane tane.

“Yanılmamış kişi kim, söyle bana

Yanılmış binlerce sayayım sana.

Bilgisiz bilgiliye düşmandır

Bilgisiz bilgiliyle savaşır ( Buna katılmıyorum çünkü bir de çokbilmiş bir kategori var ki, idaresi en zor olan. Bir şifre ile örnek vereceğim, topa tutulmamak için: <#π  £`π` £€¥≥€. ) Deşifre edene söz bir kitap hediye!!!

Kendi tarzımda alegorik ve didaktik bir siyasetname ile son vereyim yazıma.

1000 yıl önce neyse bugün bir gelişme yok vaziyette.

İnsan yanıla yanıla geldi bu hale, yanıla yanıla gidiyor felakete.

Şimdilerde normalleşme derdinde.

Kanımca normalleşmese .

Anormal belki de normal olan.

Normal olandan, geldiğimiz hal gerekli olan.

Ah ! Ahmak insan biraz kendinden utan.

Sus Kamuran sus, sen davran.

Diğer Yazılar