Marx’ın Hindistan’a Bakışı Üzerine( Bir Tartışmaya Giriş)

Marx’ın Hindistan’a Bakışı Üzerine( Bir Tartışmaya Giriş)

Ü.Yaşar ERDEM yazdı:

Hindistan’ı bugün okurken ezen- ezilen çelişkisi üzerinden yani emperyalizm 3. dünya çelişkisi üzerinden, okumak gerekir. Bugün İngiliz emperyalizmi ile aynı cepheye düşmek tehlikesine ve Hintli demokratik devrimciler ile dayanışmak adına bunu böyle okumak şarttır.

Marx’ın Doğu sorunu üzerine yazdıklarını anlamak adına,” HİNDİSTAN’DA İNGİLİZ EGEMENLİĞİ’NİN GELECEKTEKİ SONUÇLARI yazısını, eleştirel bir okumaya gayret ettim. Kimileri Doğu Sorununu değerlendiren Marx’ın, yanlış anlaşıldığını ifade eder. Ancak tarihin ve Marx’ın yazdıklarının, somut koşulların somut tahliline yönelik bir okuması bizi gerçeğe yakınlaştıracaktır denilebilir. Sonrasında Marx’ın bir eleştirisini oluşturmaya gayret ederken, Marx’ın Hindistan yazılarını ele almaya gayret eden kaynaklara da temas etmek elzemdi. Tekelci kapitalizm yani emperyalizm dönemine henüz girerken Marx Hint ulusal kurtuluş savaşının zorunlu bir uğrak olduğunu söyleyerek, ezen- ezilen ulus çelişkilerine de temas etmiştir. 

Öyle bir ülke ki, yalnızca müslümanlar ve Hintliler arasında bölünmekle kalmamış, kabileler arasında da, kastlar arasında da bölünmüş: öyle bir toplum ki, çatısı, bütün bireyleri arasındaki genel bir benimsemeyişten ve yapısal dıştalayıştan ortaya çıkan bir dengeye dayandırılmış. “(Marx,Hindistan’da İngiliz Egemenliği’nin Gelecekteki Sonuçları)Burada Marx yazısının ilerleyen bölümlerinde ifade edeceği şekilde Hindistan’ı Asyatik Toplumlar arasında ele almakta ve kastlardan oluşan, feodalizm öncesi bir toplum olarak değerlendirmekte Hindistan’ı, dersek sanırım yanlış bir tanımlama olmaz.

Marx’ın Doğu toplumlarını  belki Asya Tipi Üretim Tarzından ötürü, tarihsiz topluluklar olarak ele alışını burada da görebiliriz:” Hindistan toplumunun bir tarihi, hiç değilse bilinen bir tarihi yoktur. Onun tarihi dediğimiz şey, imparatorluklarını bu direnmeyen ve değişmeyen toplumun edilgin temeli üzerine kurmuş bulunan ve peşpeşe gelen davetsiz yabancıların tarihinden başka bir şey değildir.

Demek ki, sorun, İngilizlerin Hindistan’ı fethetmeye hakları olup olmadığı değil, Türkler, Persler, Ruslar tarafından fethedilmiş Hindistan’ı, İngilizler tarafından fethedilmiş Hindistan’a yeğleyip yeğlemeyeceğimizdir. derken Marx böylece Doğu ve Hindistan sorununun tanımı ve perspektifini yani sorunu bu açıdan ele almanın emperyalizme karşı duruş açısından nereye konacağı sorunludur. Yenileyici ve yıkıcı etkileri ele alınarak bir eşitlemeye gidilmiştir denilebilir.

” İngiltere’nin Hindistan’da yerine getirmesi gereken ikili bir görevi vardır: biri yıkıcı, öteki yenileyici — eski asyatik toplumun ortadan kaldırılması, ve Asya’da Batı toplumunun maddi temellerinin atılması.Yıkıcı etki Asyatik toplumun ortadan kaldırılması ise,yenileyici etki Asya’da batı toplumunun maddi  temelinin atılmasıdır. Batı toplumunun yenileyici etkisi, kapitalizmin bir başat sistem olarak etkisi olarak ele alınmalıdır ve Asyatik toplumun ortadan kaldırılması tam olarak yıkıcı da değil yenileyici ve yıkıcı olarak yorumlanmaktadır Marx’da.

İngilizler, yerli toplulukları parçalayarak, yerli sanayiin kökünü kazıyarak, ve yerli toplumda büyük ve yüce olan ne varsa yerle bir ederek bu uygarlığı yıktılar. ” burada Hindistan’da İngiliz yıkıcılığına değinir Marx. “Demiryollarının getirilmesi, set yapımı için toprak gereken yerlerde sarnıçların oluşturulmasıyla ve suyun değişik yollardan nakledilmesiyle tarımsal amaçlara da hizmet edebilir. Sulanan topraklardan sulanmayan topraklara nazaran üç misli daha fazla vergi ödediği bir gerçektir. Asya Tipi Üretim’de toprak vergisi bir gerçeklik olarak görünür.

 “Burjuvazinin herhangi bir ilerlemeyi, bireyleri ve halkları kan ve çirkef içinde, sefalet ve aşağılanma içinde süründürmeden sonuçlandırdığı görülmüş müdür? ” derken Marx İngiliz burjuvazisinin Hindistan’da ki yenileyiciliğinin olumsuz tarafına yani yıkıcı olduğuna da değinir.

Marx… “burjuva uygarlığına içkin barbarlıktan” söz ederek, makalesine başlarken öne sürdüğü etnik merkezci –üstün ve aşağı uygarlıklar ayrımını adeta tersine çevirmiş olur. Komünist Manifesto’da ki konumunun değişmekte olduğunun ilk göstergesi budur.”(Kevin Anderson, Marx Sınırlarda,s.61)

Hindistanlılar, bizzat Büyük Britanya’da halen egemen olan sınıfların yerine sanayi proletaryası geçene dek, ya da Hintlilerin kendileri İngiliz boyunduruğunu tümüyle kıracak denli güçlenene dek, kendi aralarına İngiliz burjuvazisi tarafından saçılmış yeni toplum öğelerinin meyvelerini toplayamayacaklardır. derken Marx, Hindistan’ın İngiltere tarafından istilasının ancak ya metropollerde ki bir proleter devrim sonucu(ki bu günümüzde imkansız gibi görünmektedir) veya Hindistan halkının İngiliz sömürgecilerine karşı verecekleri bir ulusal kurtuluş savaşı sonucu kurtulabileceği sonucuna ulaşmaktadır diyebiliriz.Ezen-ezilen ulus çelişkisinin Marx döneminde keskinleşmemesine rağmen, Marx bir Hint kurtuluş savaşının zorunlu etkisine değinmektedir.  “1853 Hindistan yazılarının sonuncusu olan “Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları”nda Marx’ın ileri sürdüğü tezin yapısı ve havası hafiften değişerek daha diyalektik bir hal kazanır. Burada ilk defa İngiltere’de sömürge politikasını değiştiricek bir toplumsal devrime gereksinim olduğundan söz etmeye başlar. Daha da dikkat çekici olan, ulusal bir hint kurtuluş hareketinin olasılığına işaret etmiş olmasıdır…“(Kevin Anderson, Marx Sınırlarda, s.61)

Saygıdeğer biçimler aldığı kendi ülkesinden, çırılçıplak dolaştığı sömürgelere yönelen burjuva uygarlığının köklü ikiyüzlülüğü ve doğuştan gelen barbarlığı apaçık gözlerimizin önünde yatıyor. Bunlar mülkiyet savunucusudurlar, ama Bengal’dekine, Madras’takine ve Bombay’dakine benzer bir tarımsal devrimi hiç bir devrimci parti başlatabilmiş midir?derken ise Marx, Asyatik Üretim Tarzı ve tarihsiz toplumlar tezleri üzerinden Hint devrimci hareketinin yokluğuna veya yetersizliğine de değinmektedir.

Böylelikle denilebilir ki; yıkıcı etki Asyatik toplumun ortadan kaldırılması ise yenileyici etki Asya’da batı toplumunun maddi  temelinin atılmasıdır Marx’da. Hindistan yani Asyatik üretim tarzının geçerli olduğu toplum ise tarihsiz, kastlardan oluşan, feodalizm öncesi bir toplum olarak   ve Hint devrimci hareketinin yetersiz olduğu bir yapı olarak ele alınmaktadır dersek sanırım yanlış olmaz. Batı toplumunun yenileyici etkisi olarak, kapitalizmin başat sistem olarak etkisi şeklinde de ele alınmalıdır ve Asyatik toplumun ortadan kaldırılması, tam olarak yıkıcı da değil de, yenileyici ve yıkıcı olarak yorumlanmaktadır Marx’da açıktır ki. Yapma ve yıkımın diyalektik olarak yani bir süreç içerisinde ve birbirleriyle ilişki içerisinde ele alınması da denilebilir buna. Marx’ın böylece Doğu ve Hindistan sorununun tanımı ve perspektifi ile  sorunu bu açıdan ele almanın emperyalizm ile ilişki açısından nereye konacağı sorunludur. Yenileyici ve yıkıcı etkileri ele alınarak bir eşitlemeye gidilmiştir denilebilir. Yine Marx, Hindistan’ın İngiltere tarafından istilasının ancak ya metropollerde ki bir proleter devrim sonucu veya Hindistan halkının İngiliz sömürgecilerine karşı verecekleri bir ulusal kurtuluş savaşı sonucu kurtulabileceği sonucuna ulaşmaktadır diyebiliriz.

Buraya kadar Marx’ın Hindistanda İngiliz egemenliği üzerine yazdığı makaleyi yorumlaya çabaladıktan sonra, tarihi nasıl okumamız gerektiği konusuna gelelim; bu konuda bazı alıntılardan faydalanmak gerekmektedir. Hint ayaklanması, yukarda ele almaya çalıştığımız bu  kitabın yazılmasından 3 yıl sonra gerçekleşmiştir ve tarihsiz bir toplum olarak ele alınan Hindistan’da, Marx’ın mecburi bir uğrak olarak ele aldığı kurtuluş mücadelesi ortaya çıkmıştır.  “Bengal, feodal bölünme ile burjuva yönetiminin birleşimi sonucunda fethedildi. Avrupalıların Asya, Amerika ve Afrika’da ki fetihleri içinde aynı şey geçerlidir… Emperyalizm ekonomik durgunluğa neden oldu. Bunun açık örneği tekstil sanayisiydi. Britanya tekstil üretiminin sanayileşmesi hız kazandıkça tutsak Hindistan piyasası ucuz mallarla doldu. Yerli tekstil tüccarları ile el işçilerinin hayatı karardı. Tarıma bağlı Hintlerin oranı, 19. yüzyıl içerisinde %50’den %75’e yükseldi. Britanya yönetimi altında Hindistan “gelişmede çözülme” yaşadı”. (Neil Faulkner, Marksist Dünya Tarihi, s.208-209) İngiliz Emperyalizminin Hindistan’da ekonomik durgunluğa neden olduğu ve Hindistan’da gelişmede çözülme yaşandığı görülmektedir. Marx’ın belirttiği gibi İngiliz sömürüsünü yıkıcı ve yenileyici yönlerinden ziyade daha çok yıkıcı yönleriyle ele almak daha doğru olacaktır diyebiliriz.

1857’de kuzey-orta Hindistan patladı. “Murdar” hayvanların yağıyla yağlanmış fişekler kullanarak dini taburları çiğnemeleri emredildiğinde Hindu, Müslüman ve Sih sepoylar ayaklandılar. Asiler Britanyalıları gafil avlayarak Kuzey Hindistanın büyük kısmında denetimi ele geçirdiler. Cawnpore ve Lucknow garnizonlarını kuşatarak eski başkent Delhi’de yeni bir Babür imparatorunu tahta çıkardılar. Britanya’nın yeniden fetih seferi oldukça zorlu ve acımasız oldu… Hint Ayaklanması (1857-59), hem alt kıtanın ilk bağımsızlık savaşı, hem de farklı etnik ve dini kökenden gelen Hintlerin omuz omuza çarpıştıkları ilk emperyalizm karşıtı mücadeleydi. Britanya’nın desteklediği “böl ve yönet” politikasının tam tersi”(a.g.e, s.208) Ama geçmiş, asilerin ayaklarına dolanıp onları zayıflatmıştı. Britanya yönetimi karşısında tasavvur edebildikleri yegane alternatif, feodal geçmişe dönmekti. Geleneksel yöneticilerin mülklerine ve iktidarlarına karşı çıkılmıyordu; köylülerin çoğunluğunu harekete geçirebilecek bir toplumsal kurtuluş vaadi yoktu. Gene de Britanya yönetimi tehdit edilmiş, ayaklanmanın ardından emperyal yönetimin baştan aşağı yeniden şekillendirilmesine vesile olmuştu. “(a.g.e, s.208) Marx’ın tarihsiz bir toplum ve feodalizm öncesi kastlar şeklinde tanımladığı ve devrimcilerini yetersiz bulduğu Hintliler, bu tanımdan tam 4 yıl sonra muazzam bir birliktelikle,ayaklanma ve emperyalizm karşıtı mücadele becerisi göstermişlerdi.

Sömürü ve fakirleşme sıkı sıkıya kontrol edilen bürokrasi ve reformdan geçirilmiş İngiliz-Hint ordusu tarafından belirleniyordu. Ayrıcalıklar hiyerarşisi oluşturulması ve etnik, dini, kast kökenli bölünmelerin bilinçli bir şekilde kaşınması , Hindistan’ın emperyal yöneticilerinin Raj’a karşı yerli direnişi parçalamak için kullandıkları mekanizmalardı.”(a.g.e, s.208) Buradan da yine çıkan sonuç; İngiliz emperyalizminin “yenileyici” yönlerinden ziyade tarihsel olarak daha fazla yıkıcılığı ön plandadır.

 ” Çeşitli ürünlerini nakletme ve değişim araçlarının son derecede kıt olması yüzünden Hindistan’ın üretici güçlerinin felce uğradığı herkesçe biliniyor.Değişim araçlarının kıt oluşu yüzünden, doğal bolluk ortasında toplumsal yokluk durumunu, Hindistan’da olduğu ölçüde bir başka yerde göremeyiz...Doğuda çiftçiliğin sine qua non’u olan sulama, böylece, büyük çapta yaygınlaştırılabilir ve su kıtlığından doğan ve sık sık ortaya çıkan yerel açlıklar önlenliş olur.” (K. Marks, Hindistan’da İngiliz Egemenliğinin Geleceği) Marx’ın bu yorumu yapmasından kısa bir süre sonra emperyalizmin sömürüsü ve fakirleşmeden ötürü, yani kıtlıklardan ötürü ölen Hintli insanlara bir bakalım derim:”Kıtlıklar 1860’larda 1 milyon, 1870’lerde 3.5 milyon ve 1890’larda 10 milyon kişiyi öldürdü– radikal Amerikan tarihçisi Mike Davis buna”Üçüncü Dünyayı yapan Geç Victoria dönemi soykırımları”(üzerinde güneş batmayan katliam) diyordu“(a.g.e, s.209)

Burada Faulkner da açıkça söylemektedir ki;”Hindistan’ın İngiliz emperyalizminden faydalandığını vurgulayan iddia bir yalandır. Tarım fakirleşti, yerli sanayiler tahrip oldu ve zenginlik yabancı sermaye tarafından yurtdışında taşındı. Bu gerçek Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesini yeniden alevlendirecekti.“(a.g.e, s.209) Marx’ın aksine emperyalizmden faydalanmanın yenileyici etkisi Faulkner’e göre yalandır. Sonuç olarak Hindistan’ı bugün okurken ezen- ezilen çelişkisi üzerinden yani emperyalizm 3. dünya çelişkisi üzerinden, okumak gerekir. Bugün İngiliz emperyalizmi ile aynı cepheye düşmek tehlikesine ve Hintli demokratik devrimciler ile dayanışmak adına bunu böyle okumak şarttır.

Ü.YAŞAR ERDEM

KAYNAKÇA

-Ele aldığımız yazı olan Marxın “Hindistanda İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları”; 22 Temmuz 1853’te Marx tarafından yazılmıştır. New-York Daily Tribune, 8 Ağustos 1853, n° 3840’ta yayınlanmıştır. K. Marx and F. Engels, Selected Works, Progress Publishers, Moscow 1969, s. 494-499

[Türkçe’ye çevirisi, K. Marks, Hindistan’da İngiliz Egemenliği, Marks-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: I, s: 597-603, Birinci Baskı, Sol Yayınları, Aralık 1976]

-Neil Faulkner, Marksist Dünya Tarihi, Yordam Kitap

-Kevin Anderson, Marx Sınırlarda, Yordam Kitap

habermerkezi
habermerkezi
ADMINISTRATOR
PROFILE

Diğer Yazılar