Köy Enstitülerine İlişkin Bir Değerlendirme Üzerine Eleştiri

Köy Enstitülerine İlişkin Bir Değerlendirme Üzerine Eleştiri

Akasya Kansu yazdı:

“Tanıl Bora şimdi Hasan Ali Yücel’i ve Köy Enstitülerini okuyacak. Ancak, bazen kılavuza hacet yoktur. Hasanoğlan’ı köy çocukları kılavuzsuz, yardımsız tuğla tuğla, çıplak elleriyle, kendileri yaptılar. Belki onları kendilerinden dinlemek gerekir. Siz ne dersiniz?”

22 Nisan 2020 tarihinde Tanıl Bora, Birikim dergisinin internet ekinde Köy Enstitüleri’ne dair bir yazı yayınladı. Dipnotunda, Bora’nın Hasan Ali Yücel biyografisi yazacağını görmesem, 80 sonrası popüler, Marksist yayınları tek elden çeviren İletişim Yayınları’yla/Birikim dergisiyle, Medine Vesikası meselesi üzerinden başlayan ve bugüne kadar liberal-sol saldırıyla Türkiye soluna çalışkan ve azimli liberal bir “ayar” veren ve bir kuşak kafası karışık solcu genci kendi hizasına sokan;  leziz, uzun AKP iç eğitim masalarının prensleri olan bu cenahla, Bora’nın bu yazısı arasında bir rabıta kurmayacaktım. Çünkü Bora’nın her zaman kendi cemaatinin içerisinde daha steril, akademik ve “saygı duyulan” bir kişisel alanı vardır.

Yazıya ilişkin temel savlar ve verilebilecek cevaplar şunlar:

1- Sava cevap: Anti-komünist kurucu tecrübe. Bora, Köy Enstitüleri’nin anti-komünizmin kurucu tecrübelerinin ya da kurucu mitlerinin temel karşıtlıklarından biri olduğunu ileri sürer ve anti-komünist kurucu tecrübenin sadece derdinin komünizme değil bütünsel olarak “modernliğe” karşıtlığını dile getirir ve tumturaklı bir biçimde anti-komünist dar kafalılığın buna içkin olduğunu dile getirir. İlk sav doğru. Cumhuriyet tarihinde anti-komünist cenahın ilk hesaplaştığı kurumlardan biridir Köy Enstitüleri. Yine anti-komünist cenah, bu hareketinin nüvelerine aydınlanmacı-komünist ayrımı yapmaksızın/yapamaksızın saldırmıştır. Ancak dönemin emekçi, ilerici, aydınlanmacı güçleriyle, komünizmi ayırmak da bir başka kurucu fikri muhterem aklın dar görüşlülüğüne içkindir. Tonguç’u gömerken imamın mevtayı nasıl bilirdiniz, sorusuna  cevap aramıştır Bora. İlk cevap: Aydınlanmacı komünist, ikinci cevap komünist ve ilericidir. Kemalizmin üç oku Fransız burjuva-demokratik devriminden üç oku da Bolşevik Devriminden devralınmıştır. Bu nedenle anti-komünist topyekûn saldırısının hedefini tek yüzünü aramak yeterli değildir.

2- Sava Cevap: Mit.  Bora,  Köy Enstitülerinin, Enstitü mezunlarından Halil İbrahim Tunalı’nın anılarından hareket ederek, Enstitülerin ne kadar “erkek!” olduğunu da ortaya çıkarır. Hâlbuki kadın erkek eşitliği temelinde; Saffet Arıkan’ın bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un Milli Eğitim Müdürlüğü döneminde nakış, dikiş dersleri kaldırır onun yerine hem erkek hem kadın öğrenciler için aile bilgisi dersi konur. Bu yapıldığında yıl 1936’dır. Bilir mi bunu Bora? 2000’lerin toplumsal cinsiyet okumalarından 1930’a saldırsalar da olmaz. Bir mittir, ağızdan ağıza söylenen bir Kemalist masaldır Köy Enstitüleri, tamamlanmayan Cumhuriyet projesidir Köy Enstitüleri Bora’nın dediği gibi. Belki de 2000’lerde bozkırın ortasında bir Ankara takımının, taraftarlarının o masala öykünmesidir “Saltanat Gidecek, Cumhuriyet Gelecek” sloganı.

3- Sava cevap: 60’larda Köy Enstitüleri Tartışmaları. 60’larda Köy Enstitüleri tartışmalarının kalitesini sorgular ve bu tartışmadan hareketle Kemalizmin devrimci ve sosyal reformcu potansiyelinin kıt olduğunu savunanları olumlayarak Kemalizmden bir kopuşa sebep olduğuna ağırlık verir. 60 sonrası ve 90’lara kadar devrimci Kemalist hareketlere ne olduğuna hızlıca bakalım; Mümtaz Soysal’ın evine bomba atılması, Bahri Savcı’nın 12 Mart’ta tutuklanması, Cahit Talas’ın gözaltına alınması, Mumcu’nun öldürülmesi, Kışlalı’nın öldürülmesi diye giden bir süreçten bahsedilebilir. Kemalizmin devrimci ve sosyal potansiyelinin tam da 60’lar ve sonrasında nasıl canlı olduğunu Sosyalist-Kemalist ittifakının Yön deneyimini belki Bora benden daha iyi bilir.

4-Yarı-Aydın-Küçük Ukala İdeologlar

Bora, Enstitülülere o dönem yöneltilen yarı-aydın yetiştirme eleştirisinden yola çıkar ve “her şeyi biliyor”lar ancak “yarım biliyor”ları argümanını Şeref Mardin’in 70’lerde beşinci sınıftan itibaren ukala ideologlar yetiştiriyorlar ifadesiyle haklılaştırır. Bora’nın köşesinden değindiği ama hakkını vermediği savı Gramsciyen bir okuma ile değerlendirelim yeniden.

Köy Enstitüleri hareketi sistematik bir hegemonya projesinin (cumhuriyet projesinin) eğitim ayağıdır ve evet rızanın kurulmasında büyük rolü vardır. Ancak liberal okumanın diline dolaşan ve o kısımda ağızlarında ve yazınlarında tutukluk yapan Köy Enstitülerinin devrimciliğidir. O devrim hareketi kendi çocuklarını köylerinden almış ve kendi organik aydınları haline getirmiştir. Aydınlık nasıl ölçülür, bir aydın ölçer var mıdır? Enstitü mezunları yarım aydınlar mıdır? Bilemem. Ama ben Talip Apaydın’ın köyünden Köy Enstitüsü’ne giderken sıtmaya yakalandığını ve yerlerde yattığını bilirim. Ama ben tahta yiyecek kadar aç olan Diyarbakırlı Adnan Binyazar’ın okulunun onun kimliği değil evi olduğunu bilirim. Her ikisi de hem köylüdür hem şehirli. Enstitülü aydınların şehirde kalmalarının sebebi de anti-komünist toptancı bir saldırının eseridir.

Son sava cevap:

Althusser’i anadilinden çevirecek derecede iyi dil bilen birisinin, yazarın çevirisiyle ilgilenmediğine ilişkin serzenişini yazmak bir aydın için melankolik olmayan materyalist bir bakış açısının izdüşümüdür de neden köy çocuklarının kurtuluşunu yazmak nostaljik mitsel bir imgedir sadece?

Birikim/İletişim Yayınları değişik hegemonya projelerinin rıza ayağında eğitsel bir unsur oldu hiç kuşkusuz. Bu damar birçok tanımı, kavramı ele aldı, her dönem dahil olduğu hegemonik unsura göre okudu/okuyor. Bu okumaların en çalışkan neferi Tanıl Bora. Şimdi Hasan Ali Yücel’i ve Köy Enstitülerini okuyacak. Ancak, bazen kılavuza hacet yoktur. Hasanoğlan’ı köy çocukları kılavuzsuz, yardımsız tuğla tuğla, çıplak elleriyle, kendileri yaptılar. Belki onları kendilerinden dinlemek gerekir. Siz ne dersiniz?

Mahmut Makal- Köy Enstitüleri ve Ötesi

Talip Apaydın- Köy Enstitüsü Yılları

Adnan Binyazar- Masalını Yitiren Dev

Diğer Yazılar