Korona Günlerinde Kapitalizm

Korona Günlerinde Kapitalizm

Doğan Ergenç yazdı:
“Koronavirüs salgını bu düzenin akıldışı bir düzen olduğunu bir kere daha gösterdi. İnsanlık bu adaletsiz düzenden kamuculuğu esas alan, özgürlükçü, eşitlikçi bir politikanın inşa edilmesi yoluyla çıkabilir.”

Neoliberal küreselleşme süreciyle birlikte hemen her şeyin sonu ilan edilmişti:  İşçi sınıfının sonu, ulus devletlerin sonu, modernitenin sonu, tarihin sonu, refah devletinin sonu ve elbette sosyalizmin sonu…

Küreselleşme süreciyle birlikte insanlığın artık yeni bir döneme girdiği söylendi. Otoriter rejimlerin yerini serbest piyasa ekonomisi ve demokrasi alacaktı. En akılcı sistem olan serbest piyasa ekonomisinin alternatifi yoktu. Küreselleşme taraftarlarının söylediklerini kabul etmeyenler, sosyalizmden ya da planlı bir ekonomiden bahsedenler ise zamanın ruhunun dışına düşen dinozorlardı.

Neoliberal program bir bir hayata geçirildi. İşçi sınıfının sosyal refah devleti döneminde elde ettiği kazanımlar ortadan kaldırıldı. Kamu harcamaları kısıldı, kamu işletmeleri özelleştirildi, esnekleşme öne çıkarıldı. Bütün bunlar olurken, emek sermaye çelişkisinin üzeri postmodern kimlik siyasetiyle örtüldü. Dahası akıl ve bilim karşıtlığı öne çıkarıldı. Eşitsizliklere dayanan düzenin devam etmesi için zorunluydu bu.

Sonuç ortada. Küreselleşme sürecinin, demokrasi, barış, refah, özgürlük getireceğini iddia edenler hayal kırıklığına uğradı. Bu süreç ne demokrasi getirdi, ne refah ne de özgürlük. Dahası dünya genelinde eşitsizlikler arttı, savaşlar devam etti. Demokrasi ise otoriter, popülist iktidarların tehdidi altında can çekişmeye başladı. Yani elimizde kala kala otoriter bir kapitalizm kaldı.

Korona günlerinde ise her şeyin sonunu ilan edenlerin sonunun geldiğini izliyoruz sanki. Kapitalizm 2008 yılında girdiği krizden çıkamadı. Dahası bu krizin üzerine bir de korona salgını geldi ve bu salgınla birlikte zaten can çekişmekte olan neoliberal küreselleşmenin hatta kapitalizmin sonunun geldiğine dair epey şey söylenmeye başladı.

Evet, küreselleşme bitti deniyor. Bunu söyleyenler temel olarak iki noktanın altını çiziyor. Birincisi şu: Bilindiği gibi küreselleşme malların, bilginin, sermayenin, emeğin çok hızlı bir şekilde hareket etmesi anlamına geliyor. Bugün bu hareketliliğin ciddi bir darbe yediğini söylemek mümkündür. Dünya genelinde önemli bir güç kazanan popülist partiler göçmen akışını durdurmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Şimdi bir de bunun üzerine koranavirüs salgınının gelmesiyle birlikte sınırların çok daha fazla katılaştığını söylememiz gerekiyor. Geçerken şunu da söyleyelim: Emeğin hareketliliği konusu zaten oldukça tartışmalıydı. Küreselleşme sermayenin özgürce hareketi anlamına gelirken emeğin aynı serbestliğe sahip olduğunu söylemek mümkün değildi. Ama bugün emeğin hareketinin çok daha fazla sınırlandığını görüyoruz.

İkinci gelişme ise şu: Küreselleşmenin bileşeni olan neoliberal politikalar ciddi bir biçimde sorgulanmaya başladı. Bu sorgulama 2008 kriziyle birlikte öne çıkmıştı, korana günlerinde ise bu sorgulama ivme kazandı. Kimileri ‘’Keynes geri mi dönüyor?’’ diye sormaya başladı bile.

Son olarak üç konunun altını çizelim ve bitirelim:

1. Evet, kapitalizm kriz içerisinde. Evet, kapitalizm içinde bulunduğu krizden bir türlü çıkamıyor. Bunlar doğru. Fakat kapitalizmin bağışıklık sisteminin oldukça güçlü olduğunu da unutmamak gerekiyor. Kapitalizm bu süreçten çok daha otoriter, çok daha baskıcı bir şekilde çıkarak yoluna devam edebilir. Bu ihtimali de bir an olsun unutmamak gerekiyor.

 2. Kapitalizmin bu süreçten dört başı mamur bir yeniden yapılanmayla çıkmasını beklemek de pek mümkün görünmüyor. Otoriter kapitalizm bu düzenin normali haline gelmiş durumda. Bu nedenle sosyalizm mücadelesinin demokrasi mücadelesini de içermesi gerektiğini söylememiz gerekiyor.

3. Koronavirüs salgını bu düzenin akıldışı bir düzen olduğunu bir kere daha gösterdi. İnsanlık bu adaletsiz düzenden kamuculuğu esas alan, özgürlükçü, eşitlikçi bir politikanın inşa edilmesi yoluyla çıkabilir. Bu ise birilerinin iddia ettiği gibi kendiliğinden olmaz. Bunun için işçi sınıfının, kapitalizmin mağduru olan çevrelerin mücadelesi gerekmektedir.

Diğer Yazılar