KÖY ENSTİTÜLERİ NEDİR?

KÖY ENSTİTÜLERİ NEDİR?

H. Olcay Taşlı yazdı:
“Aydınlanma ateşini tüm yurt sathına yaymak için; 80 yıl önce yasalaşmış Köy Enstitüleri hakkında, bunca yıl üzerine birçok araştırma yapılmış ve birçok makale yazılmıştır. Peki, Enstitüleri bu derece önemli yapan ne idi ya da şöyle soralım Köy Enstitüleri nedir?”

1930’lu yıllara gelindiğinde Cumhuriyet, ilköğretim mecburiyetinde olan çocukların şehir ve kasabalarda %80’ini, köylerde ise ancak %26’sını okutulabilmekteydi. Cumhuriyet ile gerçekleşen eğitim atılımının kentlerde sıkışmışlığına bir çözüm aranıyordu, Cumhuriyet’in aydınlanma ateşi henüz köyleri sarmamıştı. Aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kültürel anlamda canlandırılması gereken bir köy yaşamı vardır. İşte bu yüzden, 17 Nisan 1940’ta çıkarılan 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri, köy öğretmeni ve köylere yararlı diğer meslek erbabını yetiştirmek için açılmıştır.  Aydınlanma ateşini tüm yurt sathına yaymak için; 80 yıl önce yasalaşmış Köy Enstitüleri hakkında, bunca yıl üzerine birçok araştırma yapılmış ve birçok makale yazılmıştır. Peki, Enstitüleri bu derece önemli yapan ne idi ya da şöyle soralım Köy Enstitüleri nedir?

Köy Enstitüleri, yoksul Anadolu köylüsünün yalınayak kalmamasıdır:

1945’te Dicle Köy Enstitüsü’ne kaydolmak için yola çıkar köy çocuğu Mehmet( Buran). Ayağında, okula gideceğini duyan bir yakının verdiği takunya ile gelmiştir. Peki ya daha önce, bazen çarıkla çoğu zaman da yalınayak çobanlık yaparmış köyde. Enstitüde ona iskarpin ısmarlayıp giydirirler, “ O günlerden beri yalınayak kalmadım.” (1)  der Mehmet. 

Köy Enstitüleri, yoksul Anadolu köylüsünün sağlıklı bir yaşam ile tanışmasıdır:

Küçük Tahir( Fakir Baykurt) sıtmadır. Bir türlü iyi olamaz. Hocalara okutulur, birçok muska yazdırır anası, oğlunun boynuna asar; omzuna hameyli bile dikmiştir, yine iyileşmez Tahir. Köyde sıtma gözü vardır. Buraya iyileşmesi için götürülen her çocuk 7 kez soğuk suya batırılıp “ Gurban olem sıtma! Tahir’imi dutma!” yakarışı dile getirilecektir. Bu eylemi 7 kez ayrı zamanlarda sıtma gözüne gidilerek tekrarlandıktan sonra hasta iyileşecektir. Yine iyileşmez bizim Tahir çocuk. 6 yıl sürecektir, kimi zaman beliren kimi zaman kendini unutturan hastalık. 6 yıl sonra yazıldığı Gönen Köy Enstitüsü’nde tedavi edildikten sonra tam olarak iyileşecektir, Tahir.

Köy Enstitüleri, yoksul Anadolu köylüsünün tok bir karınla derin bir uyku çekmesidir:


Enstitüde ilk günü idi. Pirinç çorbası ile etli patlıcanı kabarmış bir iştahla yiyen Talip (Apaydın), tabağını sıyırdıktan sonra yat saati gelince üst kata çıkıp ömründe ilk kez yaylı bir karyolada, yeni çarşafların serin serin bacaklarını dokunmasının heyecanıyla, “ Dünyanın en derin uykusundan birisini uyumuştur.” (2) Çifteler Köy Enstitüsü’nde.

Bazen Köy Enstitüleri, hayal kurmaktır:

Pakize, ( Türkoğlu) Enstitüler sayesinde bisiklet binmeyi, motosiklet kullanmayı öğrenmiştir. Motosikleti binip uzun uzun Enstitü içinde tur atınca, daha çok ve büyük işler yapabileceğinin güveni geliyordu Pakize’ye. Erkek arkadaşlarından bazıları, Enstitünün işlerini görmek için kent merkezine giderken motosikleti kullanıyordu. O yıllarda toplum, henüz bir kızın motorize olarak kent merkezinde görmeye hazır değildi. Ama bir kız çocuğuna Enstitü bakın hangi hayali kurduruyordu: “ Kendimi de böyle motora binmiş bir yerlere iş görmeye giderken hayal ediyorum. ”(3) 

Köy Enstitüleri, çağı yakalamaktı:

Çağ üretimde makineleşmeyi gerektiriyordu, Enstitülerin hedefi bunu köyde sağlamaktı; yine Pakize anlatıyor bize : “Öğrenmek zorunda olduğumuz teknoloji araçları vardı. En başta dikiş makinesi, süt makinesi, modern tarım araçları, traktör, su motoru gibi araçlar hep elimizden geçiyor, bunları iş içinde kullanıyorduk.” (4)

Köy Enstitüleri aynı zamanda, karanlığın son bulduğu bir bayram günüdür:

Henüz 40’lı yıllarda köylerde elektrik yoktur, ocağın cılız ışığında geceleri aydınlanan bir evin çocuğudur, Mustafa ( Aksungur). Mustafa yazıldığı Enstitüde, uzaktaki bir köyden, Hamidiye’nin santral olarak kurulan yerine kadar kanal kazar, arkadaşları ile. Kanaldan su akıtılacak, su akınca dinamo çalışacak, böylece elektrik Enstitüye verilecektir. O gün gelir, Müdür Rauf İnan, emeği geçen herkese teşekkür eder, şaltere basar ve her yer ışıl ışıl olur. Mustafa o gün şöyle diyecektir : “ O gün bizler için bayram günüydü sanki” (5)

Köy Enstitüleri, insan olma davasıydı:

Enstitülerde iş grupları oluşturulur, farklı bir bölgedeki Enstitünün herhangi bir yapısı inşa edilirdi. Görevi biten öğrenciler, ülkenin bir köşesini gezerek ödüllendirilirdi. Hem böylece Enstitülü bir öğrenci ülkenin farklı kültürel zenginlikleri ile tanışmış olurdu. Sabri (Kurt), iş grubu ile Erzurum’a Pulur Köy Enstitüsü’ne gider. Buradaki görevini bitiren Sabri, ödül olarak Kars, Sivas, Samsun, Eskişehir, İzmir illerine gezer ve bu bölgedeki Enstitülü öğrencilerle tanışır. Orada görmüştür bu bölgedeki çocuklarla ortak yönlerini, kaymakam kapısını çalmaktan korkan, hakkını aramayı bilmeyen, ezilen, horlanan köylünün çocuklarıydı, her biri. İşte Sabri gibi çocukların göreviydi artık, köylüyü horlanmaktan, ezilmekten, yoksulluktan kurtarmak. Tüm bu gezi ile ilgili izlenimini şöyle anlatır Sabri: “Çeşitli bölgelerde yaptığımız bu gezilerde hiçbir zaman ve hiçbir şekilde etnik köken veya din, mezhep konu edilmemiştir. Bizim için insan olmak önemliydi.” (6)174

Ne demekti Enstitü?
 Enstitü, iş içinde öğrenmekti, emekti, sanattı, okumaktı, edebiyattı, spordu, imeceydi, özgürleşmekti, öğrenmekti, öğretmekti, sağaltmaktı, tarımdı, çorak toprağın yeşermesiydi, canlandırmaktı köyü, cehalete açılan bir savaştı, demokrasiydi, ulus olmaktı, karma eğitimdi, aydınlanmaydı, cumhuriyetti…

Bu kurumların mimarı Tonguç’un tüm okulların müfredatına koymak istediği dersin adıydı Enstitüler: İnsanın insanı sömürmemesiydi.

Kaynakça:

1.Nazif Evren, Poyraz Köyünden Köy Enstitülerine, 2. Basım, Güldikeni Yayınları, Ankara, Ocak 1997, s.66

2.Talip Apaydın, Karanlığın Kuvveti,  1. Basım, Ararat Yayınevi, İstanbul, 1967, s.19

3.Pakize Türkoğlu, Kısa Süren Hasat, 3. Basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017, s.29

4.Pakize Türkoğlu, age. , s.29

 5.Gülten Başol, Aydınlanmanın Neferleri, 1. Basım, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2016, s. 139

6.Savaştepe Köy Enstitülü Yıllar, 1. Basım, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, Haziran, 2006,İzmir, s.174

Diğer Yazılar