Arketip

Arketip

Kâmuran Şems yazdı:
“Neredeyse 100 yaşında bir kadının hayatı boyunca yenilik arzusunun, şevkinin ve yaratıcılığının kısıtlanmasına rağmen bu derece berrak bir zihne sahip olması pek de kolay değildir hani. Günümüzde sosyal medya ortamlarında, bu bağlamda, sonsuz bir süratle dolanan, bıktırıcı aforizmaların sebebi budur belki.”

Kurtlarla Koşan Kadınlar, Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler. Kitap hayatıma 2005’de girdi. 32 yaşındaydım. Geride acı bir kayıp bırakmış, yola devam etme çabasındaydım.  Bu süreçte, aradığım cevapları bulduğum başucu kitabım oldu K.K.K. Bir ara kitabı bir arkadaşa ödünç verdim fakat geri gelmedi. Umarım bir köşeye sıkışmamış, kaldığı yerde şifa vermeye devam ediyordur.

Kıymetli kütüphanemdeki bu önemli yitimi neyse ki doldurabildim, birkaç tıkla siparişi verdim. İnternetin en büyük faydası bu olsa gerek, aradığına hemen ulaşabilmek. Bu tip kolaylıklar olsa da prensip olarak bir daha kitap ödünç vermemeye niyetliyim. Yaş almanın de böyle bir lüksü var, git gide akıllanıyorsun. Belki aynı akla sahipsin ama daha verimli yönetiyorsun.

Enerji ve güç kaybına sebep olan sapır saçma insan tavırlarının perde arkasını görüp o sahneden çekiliyorsun. Ancak bu bir küskünlük olmamalı. Hüzün vermemeli. Bilincin, algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci sonunda olmalı. İnsan beyni bunu yapabilecek kapasitede. Bu insan tipinin en iyi örneğini çok yakından tanıma  fırsatım oldu; büyük annem.

Şu anda 94 yaşında ve en çok güvendiği sevdiklerine, anne ve babasına kavuşmak üzere. Yakında bize veda edecek, er ya da geç gerçekleşecek bu ayrılığın acısını dindirmek için Kurtlarla Koşan Kadınlar’ın rastgele bir sayfasını açtım. Sayfa 304  karşıma çıktı. “KURUYUP KALMAK VE SAKATLANMAK” başlıklı bölümün ilk pasajını aktarıyorum.

“Bir kadının depresyonlarının, can sıkıntılarının ve sayıklamalı kafa karışıklıklarının çoğu; yeniliğin, şevkin ve yaratıcılığın kısıtlandığı ya da yasaklandığı son derece sınırlı bir ruhsal yaşamdan kaynaklanır. Kadınların doğal ve vahşi içgüdülerinin kültürel olarak kısıtlanması ve cezalandırılması yüzünden , yeteneklerinin hala büyük oranda çalındığını ve sakatlandığını görmezden gelemeyiz.”

Bir çok şey anlatan bu paragraftan çıkarımım, 1926 yılında doğup 2020 yılının ikinci ayına girdiğimiz şu günlerinde, ananemin zihninin nasıl hala daha bu kadar sağlıklı olduğu.

Onu hiç bir zaman depresif ve kafası karışık görmedim. Hatta kafamın bir hayli dağıldı bir dönemde, ruhumun acı çektiğini anlayan tek insan olmuştu. Bunu ifade ediş zarifliğiyse hep aklımda.

Buna şaşırmayanlarınız olabilir ama neredeyse 100 yaşında bir kadının hayatı boyunca yenilik arzusunun, şevkinin ve yaratıcılığının kısıtlanmasına rağmen bu derece berrak bir zihne sahip olması pek de kolay değildir hani. Günümüzde sosyal medya ortamlarında, bu bağlamda, sonsuz bir süratle dolanan, bıktırıcı aforizmaların sebebi budur belki.

Ananemin de bir çok kadın gibi doğal ve vahşi içgüdülerinin kültürel olarak kısıtlandığından şüphem yok veya yeteneklerinin, kapsama gücünün büyük oranda çalındığından ve ezildiğinden de.

Çok hazin bir evlat ve torun acısı yaşamasına, dengesini hiç kaybetmeden, sezgiye, bilime ve ilahiyata dayanan zekâsına, en önemlisi yaşama bağlılığına hayran kalmamım yanında şimdilerde çok popüler olan anı yaşamak felsefesini bir tek onun bana öğretebilmiş olmasıdır.

Yazımı ananem ile yaptığım bir söyleşiyle kapatmak istiyorum.

K.Ş.: Anane şimdi de olmak dedin az önce, ne anlamda?”

Anane: “Her şeyi hoş görebilmelisiniz, her şeyi, her şeye rağmen. Hakareti bile! Hoş gördüğün zaman, o gördüğün hakaret büyük bir sevinç kaynağı olarak, bir derece rütbe vererek sana döner.”

K.Ş.: “Kur’an-ı Kerimde anı yaşamak var mı?

Anane: “Şimdi Allah şöyle istiyor, düşünceler adamı cinayete götürür. Düşündükçe o eski olan bitenleri, hesap ettin mi zor. O zaman onlar bitmiştir, yaşanmıştır değil mi? Gelecekte yaşanacaklar var. Onları da düşünüp bulamazsın, bir saat sonra ne olup biteceğini bilemezsin. Öyle olunca bu anı değerlendireceksin. Torunların gelmiş…”

Hem kendi kişisel hem de dünya tarihindeki hadiselere neredeyse bir asırdır şahitlik eden ve hala ışıldayabilen yeşil gözlerin, muntazam dil kullanımın, çarçabuk verdiğin cevaplarınla, hiç bir zaman bozulmayan terbiyenle benim en önemli arketipim, yapıtaşımsın. Sen bir kurt sürüsünün Alfa Kadınısın Anane.

Diğer Yazılar