“İşte Bu Bir Musikidir.”

“İşte Bu Bir Musikidir.”

H. Olcay Taşlı yazdı:
Müzik devrimi hakkında Atatürk ile yapılan bir görüşme üzerine, Sadi Irmak anılarında şunları anlatmaktadır : “Biraz sonra Atatürk’ün yepyeni bir konu ortaya attığını gördüm :” ‘En güç devrim nedir’ Sıra ile hepimizin cevabını bekliyordu. Bazı arkadaşlar : ‘Bütün Devrimler birbirinden güçtür.’ dediler. Sıra bana gelince ; ‘En güç devrim laikliktir’ dedim. Nitekim bugün hala o kanıdayım. Ama Atatürk cevaplarımızın hiçbirisini beğenmedi. Bizi bir müddet tereddütte bıraktıktan sonra ‘En güç devrim, müzik devrimidir.’ dedi.

Geçen ay olacak, Beethoven ile ilgili bir haber düştü ajanslara. Alman besteci Ludwig Van Beethoven’ın hayattayken tamamlayamadığı 10. Senfonisi, yapay zekâ tarafından bitirilecek, 2020 yılı ünlü bestecinin doğumunun 250. Yıl dönümü olarak kutlanacakmış. Peki, kimdir Beethoven?

Beethoven, belki de gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici klasik müzik bestecisi ve piyanistidir.  Alman klasik müzik piyanisti ve bestecisi Ludwig Van Beethoven’ın 9. ve 10. senfoni üzerinde çalışırken hastalanmış, son eserini tamamlayamadan 1827 yılında vefat etmişti. Batı’da çok sesli müzik 15. yüzyılda ortaya çıkar, peki ya Anadolu’da ne zaman başlar? Batılılaşma ile birlikte müzik alanında yenilikler yaşanmış olmasına rağmen sorunun cevabını bulmak için Erken Cumhuriyet Dönemi’ne uzanmak gerekmektedir. Birçok müzik kurumunun ilk adımı Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra atılmış ve müzikte bir devrim arayışı başlamıştır.

M ÜZİK DEVRİMİ

Müzik devrimi hakkında Atatürk ile yapılan bir görüşme üzerine, Sadi Irmak anılarında şunları anlatmaktadır : “Biraz sonra Atatürk’ün yepyeni bir konu ortaya attığını gördüm :” ‘En güç devrim nedir’ Sıra ile hepimizin cevabını bekliyordu. Bazı arkadaşlar : ‘Bütün Devrimler birbirinden güçtür.’ dediler. Sıra bana gelince ; ‘En güç devrim laikliktir’ dedim. Nitekim bugün hala o kanıdayım. Ama Atatürk cevaplarımızın hiçbirisini beğenmedi. Bizi bir müddet tereddütte bıraktıktan sonra ‘En güç devrim, müzik devrimidir.’ dedi. Şaşkınlığımızı, yüzümüzden okumuşçasına devam etti : ‘Çünkü müzik devrimi, şahsa önce kendi iç dünyasını unutturmayı, sonra da yeni bir âleme yönelmeyi gerektirir. Onun için çok zordur.’ Kısa bir susma oldu. Işıklar saçan gözünü, üzerlerimizde gezdirerek ekledi : ‘Çok zor ama yapılacaktır’ dedi.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi’nin nihai hedefi çağdaş uygarlıktı. Çağdaş uygarlığa ulaştıracak yollardan biri de güzel sanatlarda evrensel ölçülere ulaşmaktı. Evrensel ölçülere müzik dalında da ulaşılmalıydı. Bu yüzden Atatürk müzikte de devrim yapmayı denedi, çok sesli evrensel müziği toplumumuza kazandırmak için yoğun bir çaba harcadı. Bu çaba ilk meyvelerini icrada olsun, bestede olsun verdi ve vermeye devam ediyor. Anımsayabildiklerimi sayayım isterseniz:

Adnan Saygun, Cemal Reşit, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses, Muammer Sun, Fazıl Say, İdil Biret ve daha nicelerini bu listeye ekleyebiliriz.

MAKİNELEŞMEK

Peki, uygarlığa giden yol sadece müzik ve güzel sanatlardan mı geçiyordu. Tabii ki hayır, çağ, ünlü ozan Nazım Hikmet’in dizelerinden de anlayacağımız gibi makineleşme çağıydı:

Makinalaşmak

trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu!
her dinamoyu
altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor
oto-direzinler lokomotifleri!

trrrrum,
trrrrum,
trak tiki tak
makinalaşmak istiyorum!

mutlak buna bir çare bulacağım
ve ben ancak bahtiyar olacağım
karnıma bir türbin oturtup
kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!

trrrrum
trrrrum
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!

Türk Devrimi de makineleşen, sanayileşen dünyaya ayak uydurmak istiyordu.

ATATÜRK GÜNÜ

Peki, tüm bunları neden anlatıyorum?  Aydınlılar iyi bilir ki, 3 Şubat Aydın’da Atatürk günüdür. 3 Şubat günü Aydınlılar Ata’nın Aydın’a gelişini hatırlayarak, Atatürk’ü anarlar.

İsterseniz 1931’in 3 Şubat’ına dönelim, Atatürk o gün “ … istasyonda vatandaşın büyük sevgisiyle karşılanmış, trenden indikten sonra, yine yol boyunca toplanan Aydınlıların tezahüratı arasında belediye binasına gitmiştir.”  (1)

3 Şubat gecesi Atatürk, geceyi Aydın’da geçirecektir; ertesi gün ise Nazilli’ye geçer. Nazilli de yoğun bir ilgi ile karşılayacaktır Atatürk’ü. Nazilli halkı burada Atatürk’ten bir basma fabrikası kurulmasını istemişlerdir. Ayrıca pamuk üretiminin artırılması için su kanalları ve pamuk ıslah istasyonu açılmasını da talep etmişlerdir. Atatürk tüm bu dilekleri not ettirir. Sonra ne mi olur?

NAZİLLİ SÜMERBANK BASMA FABRİKASI

Nazilli’de pamuk istasyonu kurulur, 1935 yılında Sovyet Rusya’dan faizsiz kredi ve teknik destek alınarak Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası’nın temelleri atılır. 1937 yılında ise fabrikanın açılışı yapılır. Bu öyle bir fabrika olacaktır ki, işçi çocukları için kreşi olacak, yüzmeden patene, atletizmden futbola birçok branşı olan spor kulübü olacak, işçiler tiyatro yapacak, 700 kişilik sineması,40 yataklı hastanesi, eczanesi ve laboratuvarı olacaktır.

1937 yılında büyük önder hastadır ama o, yurdunun çağdaşlaşma yolunda akort tutmasına şahit olmak için Nazilli’ye gelir. Açılışa katılır, isterseniz bundan sonrasını Afet İnan’dan okuyalım:
“ … Nazilli’ye yaklaşıyorduk.

Atatürk,  H. Reşit Tankut’a sordu:

Nazilli ne demektir?

Onun izahatı bitirmeden trenin içini, genç, gür sesler doldurmuştu. Eski cetlerin bugünkü çocuklarının sesleri; tarihin engin derinliklerinden gelen sesler gibi uğulduyor ve çınlıyordu:

Yaşa Atatürk!

Fabrika binalarına giden yollar halkla dolu idi…

Fabrika direktörünün rehberliğinde yürüyoruz. Pamuk, işleyen makinelerde türlü şekiller alıyor. İplikler, binlerce makaralar üzerinde kümeleşiyor. Makaralar çözülerek tezgâhlarda yer almış, büyük bir salonda tezgâhların bulunduğu yerde her makinenin başında duran bir işçi marş emrini bekliyordu…

Büyük yerden çıkan emir, 480 makineyi birden gürültülü bir faaliyete koydu. Bunu üzerine Atatürk şunu dedi:
– İşte bu bir musikidir.” (2)

Söz yine müziğe gelmişken hatırlatalım. Bu fabrikanın ayrıca bir piyanosu vardır. Çok sesli müzik yapılmaktadır, işçilerden kurulan koro, Aydın, Denizli ve Nazilli’de klasik müzik konseri vermektedir. Ne mi çalıyorlarmış: Günümüz insanının yarım kalmış senfonisini yapay zeka aracılığıyla tamamlama çabası içerisinde olduğu, çok sesli müziğin en önemli bestecilerden biri olarak kabul gören Beethoven’u !

  • Atatürk Aydın’da, Atatürk’ün doğumunun 100. yılında hazırlanan kitaptan, s.50
  •  Atatürk Hakkında Hatırılar ve Belgeler, Afet İnan, Türkiye İş Bankası Yayınları, 3. Baskı, Ankara, 1981, s.175-176

Diğer Yazılar