Asiye Nasıl Kurtulur ?

Asiye Nasıl Kurtulur ?

Abdullah Özdemir yazdı:
Berthold Brecht’in Epik Anlayışı çerçevesinde oluşturulmuş Asiye Nasıl Kurtulur? adlı tiyatro metnindeki Epik Öğeler; Atıf Yılmaz yönetimindeki filmde birebir korunmuştur.

Epik Tiyatro Anlayışı, Türk Tiyatrosunun 1960’lı yıllarda tanıştığı bir kavram olmakla birlikte birçok Türk tiyatro yazarı tarafından uygulanmış bir tiyatro yaklaşımıdır. Bu bağlamda Türk Tiyatrosu’nun önemli yazarlarından Vasıf Öngören’in yapıtları başı çekmektedir.

Bu bağlamda Öngören’in Brechtyen anlayışla kaleme aldığı ve yönettiği oyunlardan olan “Asiye Nasıl Kurtulur?”u incelemeye başlamadan önce Brecht’in Epik Tiyatro kavramına kısaca değinmek yerinde olacaktır.

Epik Tiyatro ve Berthold Brecht:

Erwin Piscator’un 1920’lerde ilk kez kendi toplu sahne çalışmaları için kullandığı Epik Tiyatro terimi Alman tiyatro adamı Berthold Brecht tarafından geliştirilmiş ve küresel bir yaygınlık kazanmıştır. Brecht, Gerçekçilik, Dışavurumculuk ve Çin Tiyatrosu’ndan etkilenerek bu akımı geliştirmiştir. Anlatı biçeminin ağırlık kazandığı bir yazınsal türe işaret eden epik niteliği, epos yani destan sözünden türemiştir. Kişilerarası gerçekçi diyalog içinde geçen çatışmanın belirlediği tragedya dramatik bir anlatıma sahipken epik oyunda anlatım, episod duraklarıyla gelişir. Brecht, epik tiyatroda sahnelerin, insanların davranışlarını ve onların bağlı bulunduğu yasaları görünür duruma getirmek üzerine kurulduğunu belirtir. Brecht, epik tiyatro ve dramatik tiyatro seyircisinin tepkilerini karşılaştırır. “Dramatik Tiyatroda seyirci şunu söyler kendi kendine: Evet, bunu ben de yaşadım. –Ben de böyleydim. – Eh, doğal bir şey. – Ve hep böyle olacak bu. –Adamın durumu yürekler acısı, zavallı çıkar yol yok. – Sanat buna derler işte: her şey ne kadar doğal. –Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyor insan.” Epik Tiyatro seyircisi ise şunu söyler: Bak bunu düşünmemiştim işte !. –Ama öyle de yapar mı adam!. –Çok garip, inanılır gibi değil!. -E yeter ,artık !” (Brecht 1981).

Epik Tiyatro kuramını dünyaya duyuran Bertolt Brecht, bu anlayışıyla tiyatro sanatına olduğu kadar sinema estetiğine de önemli katkılarda bulunmuş bir sanatçıdır. Brecht’e göre, klasik dramatik yapı, seyirciyi bir süreliğine yaşadığı hayattan koparıp, kurgulanmış bir başka gerçekliğin büyüsü içine sürükleyerek, onlara yapıntının (fiction) dramatik yapısının ortaya koyduğu gerçekliği ya da illüzyonu kabul etmelerini ve ona inanmalarını sağlamayı amaçlar. Brecht, kuramıyla, özellikle tiyatro dünyasında hakim olan mimesis, özdeşleşme ve katarsise dayalı klasik dramatik yapıya karşı çıkar ve Yabancılaştırma Efektleriyle seyirciye müdahalelerde bulunarak seyircinin etkin halde tutulmasını amaçlayan alternatif bir dram yapısı ortaya koyar. Brecht, sanatçının yaşam gerçeğini algılayıp, toplumsal olayların arkasındaki gizli gerçekleri ve ilişkileri irdeleyerek, seyircinin bu gerçekleri ve çelişkileri algılayabileceği uygun bir yapıda sunması gerektiğini savunur. Bunu sağlamak için “Yabancılaştırma Efektlerinin” kullanılması gerektiğini belirtir. Oyunculukta, metinde, ışıklandırmada, müzikte, dekorda ve makyajda, seyirciyi yadırgatıp, sarsacak uygulamalarla onu edilgen halden etken hale getirmeyi amaçlar. Brecht yabancılaştırmayı anlaşılması amaçlanan olgunun, alışıldık, bildik olandan soyutlanarak, şaşırtıcı, beklenilmedik olana dönüştürülmesi olarak açıklar (Brecht,1981). Epik tiyatroda, olaylar episodlar halinde sunulur. Episodlar birbirlerini neden-sonuç ilişkisiyle izlemez, bir gerçeğin farklı boyutlarını gösterecek biçimde yan yana getirilir, bir anlatıcı, episodlar arasındaki bağlantıyı kuracak bilgiyi ve hatta o episodda gelişecek olayın sonucunu önceden seyirciye aktarır. Böylece seyircinin gerilime girmesi yerine olayların nedenleri üzerinde yoğunlaşması sağlanır. Oyunun sonu açık uçlu bırakılarak, seyircinin kendi yorumunu yapması beklenir (Şener, 2001). Seyirciye izlediğinin bir oyun olduğu sürekli hatırlatılır. Oyuncu oynadığı karakterle arasına belli bir mesafe koyarak, özdeşleşmeye engel olur. Öyle jestler ve mimikler kullanır ki seyirci o anda verilen tepkiyle duygudaşlık kurmak yerine ona şaşırır ve verilebilecek başka bir tepki daha olup olamayacağını düşünmeye başlar. Ya da oyuncu oynadığı karakterin sunumunu yaparken ondan üçüncü bir kişi olarak bahseder. Sahne dekorları oyun içinde, seyircinin gözü önünde değiştirilir. Episodlar arasında ortaya çıkan koro ve anlatıcı seyirciyle doğrudan diyalog kurarak oyunu hatırlatır ve onları belli bir mesafede tutmayı amaçlar (Brecht,1981). Brecht, oyunculuktan, metne, makyajdan dekora ve ışıklandırmaya kadar her öğeye alışılmadık, yadırgatıcı bir yaklaşım getirir. Klasik dram yapısının olayda, zamanda ve mekanda bulunması gerektiği ilkesine dayalı anlatım yapısı yerine işte bu kesintili yapıyı, episodik anlatımı koyar.

Türk oyun yazarı ve seyircisi için yeni bir biçim gibi görünen epik tiyatroya, geleneksel tiyatromuzun göstermeci / açık biçim yöntemini kullandığı için, Türk seyircisi yabancı değildir. Buna rağmen Brecht’in eserlerinin anlaşılmasında bazı güçlükler vardır. Zehra İpşiroğlu’na göre: “Brecht’i anlamada güçlük çekmememizin en önemli nedenlerinden biri benzetmeci tiyatro geleneğinin bizde yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen, iyice kök salmış olmasıdır. Dünden bugüne bu geleneğin etkisinden bütünüyle kurtulmak kolay olmuyor. Bu bakımdan Brecht’in çok yönlülüğü, yapıtlarının öğretici, eğlendirici, deneysel özellikleri anlatmak istediği düşüncenin hizmetinde, birbirini tamamlayan bir bütün olarak algılanıyor. Bu da Brecht’i yorumlayanın dünya görüşüne göre kolaylıkla tek bir yöne çekilmesine yol açıyor.”(İpşiroğlu 1992)

Asiye Nasıl Kurtulur ?

Öngören, 1970’te yazdığı “Asiye Nasıl Kurtulur ?”da sistemin kurbanı olan Asiye’nin nasıl kurtulacağına dair düşünceleri ve girişimleri irdeler. En büyük suçu bir hayat kadınının kızı olarak dünyaya gelmek olan Asiye’yi sistem annesinin yaşadığı hayata sürükler. Annesi de aynı sistemin kurbanıdır. Ancak kızının bu yola düşmemesi için çaba göstermez. Onu kaderiyle baş başa bırakır. Kurtuluş yolunu Asiye bulur. Bozuk sistemde duygularıyla hareket eden insanlar daima kaybeder. Aklıyla hareket edenler ise daima kazanır. Brecht’in bu düşüncesi oyunda da kendini gösterir. Asiye yeğenin karısını ve halasını karşısında görünce, duygusal davranıp evi terk eder. Dolayısıyla da kaybeder. Oyunun sonunda zengin müşteri ile annesinin “dost” tarafından öldürülmesinden sonra aklını kullanıp zengin müşterinin içi para dolu olan çantasını alarak kendine yeni bir hayat kurar. Bir randevu evinin sahibi ve patronu olur. Epik tiyatronun özelliklerinden biri olan anlatıcı olayları yorumlar. Fuhuşla Mücadele Dernekleri Genel Başkanı Seniye Gümüşçü’nün Asiye’nin kurtuluşu için önerdiği çözümleri ve bozuk sistemi eleştirir. Anlatıcı, oyunun başında, seyircilere bunun tartışmalı bir oyun olduğunu, bu tartışmaya katılan çok değerli bir konuğu bulunduğunu bildirir. Asiye’nin karşılaştığı her olaydan sonra Seniye’yle tartışırlar ve seyircilerle konuşurlar. Seyircilerle konuşup onları da oyuna dahil etme, böylece seyircinin ilgisini/dikkatini çekme epik tiyatro özelliği olarak burada da kendini gösterir. Oyun başlamadan önce, sahnenin sağ kenarında hazırlanmış özel bir yükseltinin üzerindeki iki döner koltuğa bir bay ve bir bayan oturtulmuştur. Bunlar oyunu izlemeye hazırlanırlar. Birinci oyundan önce bir “ön oyun” vardır. Anlatıcı ile Seniye’nin yorumları, anlatıcının Seniye’nin önerilerinin zaten uygulandığını söylemesi ve sanki plağı başa alıyormuş gibi, olayları yeniden göstermesi, akışın kesintiye uğramasına neden olur. Yine bir epik özellik olarak oyunda şarkıların bulunması dikkati çeker. “Ön Oyun”da Zehra’nın söylediği “Bir Sermayenin Türküsü” ile Asiye’nin 1. ve 2. Final’in sonunda söylediği türküler, son türkünün konusuyla ilgili fona düşürülen fotoğraflar olayları yorumlamada yardımcı olan etmenlerdir. Epik tiyatroda müzik de bir amaç için kullanılır. Metni yorumlar, davranışları belirtir. “Bir sermayenin Türküsü”nde Zehra yaptığı işi özetler: “Biz aşk satarız / Sermayedir etimiz / Biz aşk satarız / Emeğimiz terimiz” “Artık aşk paradır / Gönlümüzde yaradır / Alnımızda karadır / Bizim gibiler için” derken, sadece kendini değil, kendisi gibi olanların durumunu da ortaya koyar. Birinci Final’deki türküde Asiye, Seniye’nin, para karşılığı bir erkekle beraber olmaktansa ölsün daha iyi, sözüne karşılık, ölmek değil, yaşamak zorunda olduğunu, bu işi yapmanın hiç kolay olmadığını uzun uzun anlatır. Son türküde de Asiye bu düzende yaşamanın sırrını, hayatın devam ettiğini söyler. Bütün oyuncularla söylenen Son Deyiş ile kıssadan hisse çıkarılır: “Şu sözleri ataların /Sakın ha unutmayın / Burnu kurtulmaz pislikten / Kılavuzu karga olanın”. Dörtlüğün son iki mısrasının üç kez tekrarlanması çok anlamlıdır. Oyun, başta da belirtildiği gibi tartışmalı bir oyundur. Seyircinin Asiye’nin nasıl kurtulacağına dair fikir yürütmesi, bu konu üzerinde düşünmesi sağlanır. Vasıf Öngören savunmasız ve çaresiz kadınları kötü yola sürükleyen sistemin eleştirisini yaptığı ve dikkatleri bu konu üzerine çektiği oyununda epik tiyatronun temel özelliklerinden yararlanmıştır. (Öngören, 1999)         

Filmde Kullanılan Epik Öğeler:

Film, Fuhuşla Mücadele Derneği başkanı Seniyye Hanım’ın gelişinden itibaren, sahnelenen oyun vasıtasıyla episodik bir anlatımla ilerliyor. Her bir episod arasında Selahattin, Seniyye Hanım’a Asiye’nin kurtulması için ne gibi bir fikri olduğunu soruyor. Seniyye Hanım’ın görüşleri ve değerlendirmeleri doğrultusunda da diğer episod’a geçiliyor. Her bir episod arasında mekan ve kostümler değişiyor. Bir mekandan başkasına, bir sahneden diğerine geçişte zaman zaman montajın yardımına başvurulsa da, “üslup” olarak genel de asıl metne ve sahnelenişe sadık kalınıyor. Episodlar arasında zaman zaman koro, biten episod üzerine konuyla ilintili bir şarkı söylüyor.

Epik Anlatımın en önemli unsurlarından biri olan anlatıcı burada Selahattin vasıtasıyla var oluyor. Selahattin hem hikayeyi ve karakterleri tanımlıyor hem de Seniyye Hanım’la tartışarak olaya yön veriyor. Seniyye Hanım’a ve dolayısıyla seyirciye eleştirel sorular yöneltiyor. Brecht’in oyunlarında anlatıcı yazarın görüşlerini verir. Filmde de Selahattin yazarın görüşlerini aktarma görevini üstlenir.

Filmde seyirci tamamıyla akışın içine bırakılmadığı için bir takım yargılara ulaşır. Mesela, her episod arasında sorulan “Asiye şimdi ne yapsın?” sorusu seyirciyi düşünmeye teşvik eder.

Filmin asıl metni bildiğimiz bir Yeşilçam melodramıdır. Bu da bir sonraki aşamasını az çok tahmin ettiğimiz filmin sonunda ne olacağından çok sebepleri üzerinde düşünmemizi sağlar. Böylece gerilim azalmış olur.

Sahnelerde dekorun hemen orada kurulması, aksesuarların da gene hemen çevreden bulunması etkin yabancılaştırma efektleridir. İzleyici önceden kurgulanmış, kendisinden bağımsız bir kurguya dahil edilmez. 4. duvar ortadan kaldırılmaya çalışır. Filmin içinde kullanılan şarkılar oyunun yazarının / yönetmenin ana fikrini destekler. Atıf Yılmaz bunlardan da ödün vermez ve şarkıları filme de aktarır.

Sonuç olarak Berthold Brecht’in Epik Anlayışı çerçevesinde oluşturulmuş Asiye Nasıl Kurtulur? adlı tiyatro metnindeki Epik Öğeler; Atıf Yılmaz yönetimindeki filmde birebir korunmuştur. Öyle ki filmin jeneriği dahi bir tiyatro perdesi kullanılarak açılır. Film süresince oyundaki yabancılaştırma efektleri, müzikler ve anlatıcı aynı amaçla yine birebir kullanılmıştır ve film kendisine benzer konuları işleyen melodramlardan bu yönüyle ayrılmıştır. 

Kaynaklar:

Brecht, B., Epik Tiyatro, Çev. Kamuran Şipal, Say kitap paz. İstanbul, 1981.

İpşiroğlu, Z., Tiyatroda Devrim, Mitosboyut yay. 3. baskı, İstanbul, 2000

İpşiroğlu, Z., Tiyatroda Yeni Arayışlar, Düzlem Yayınları, İstanbul, 1992

Öngören, V., Bütün Oyunları: Almanya Defteri-Asiye Nasıl Kurtulur-Oyun Nasıl Oynanmalı- Zengin Mutfağı, Mitos Boyut Yayınları, İstanbul, 1999.

Şener, S., Yaşamın Kırılma Noktasında Dram Sanatı, Dost Kitabevi,2. baskı, Ankara 2001.

Tezgören, Ayla Karlı., Brecht Estetiğinin Türk Sinemasındaki Yansımaları, İstanbul:Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007

Yılmaz, A., Asiye Nasıl Kurtulur?, Odak Film, 1986.

Diğer Yazılar