Beethoven 250 Yaşında

Beethoven 250 Yaşında

Can Aksel Akın yazdı:
“Ne olursa olsun Beethoven’in müziği herhangi bir toplumsal sınıfa ait değildir. Farklı millet ve kültürlerden insanlar onun müziğinde kendilerine ait farklı özellikler bulabilir. Bonn’da doğup, Viyana’da yaşasa da Beethoven tüm dünyaya aittir.”

2020 yılı büyük usta Ludwig van Beethoven’ın (1770-1827) doğumunun 250. yılı olarak tüm dünyada kutlanıyor. Birbirinden önemli senfonilerin, bestelenmiş en güzel konçertoların, eşsiz piyano sonatlarının, sayısız oda müziği, sahne eseri ve ilk politik opera olarak da kabul edilebilecek Fidelio’nun yaratıcısının özel etkinliklerle hatırlanması çok önemlidir.  Beethoven’in sanatını ve O’nu anlamanın müziği ve giderek evrensel kültürü anlamak olduğu artık kabul edilmiş bir olgudur. Beethoven’sız bir aydınlanma ne kişisel ne de toplumsal olarak mümkün olabilir. Humanist, aydınlanmacı sanat anlayışı, mükemmeliyetçiliği eserlerinin yerinin doldurulamaz olmasına yol açmıştır. Onun önemi sadece belirli bir dönemle sınırlı değildir. O bir “klasiktir”. Moda akımlardan bağımsız olarak her zaman güncelliğini koruyacaktır

İyi şartlara sahip olamayacağı bir aileye doğmasının ardından temel eğitimini doğduğu şehirde aldı. Ardından kendini geliştirmek üzere Viyana klasiklerinin en önemli ve „yaşlı“ temsilcisi Joseph Haydn’a (1732-1809) müzik dersleri almak üzere gitti. Doğduğu şehir Bonn’dan Viyana’ya giderken Kont Waldstein ona „Mozart’ın ruhunu, Haydn’ın ellerinden almasını“ öğütlemiştir. Hayal ederseniz, genç Beethoven’in at arabasıyla gerçekleştirdiği bu uzun yolculuk genç sanatçının bu sözleri kuşkusuz tekrar tekrar düşünmesine olanak verdi. Bu cümlenin doğrultusunda hareket ettiği ilk eserlerinde açıkça görülebilir. Op.2 üç piyano sonatının başındaki Joseph Haydn’a ithaf edilmiştir“ cümlesi örnek olarak gösterilebilir. Elliyedi yıl süren kısa olarak nitelendirilebilecek ömrü boyunca klasik dönemden romantik döneme evirilen müziği her zaman “Beethoven“ olarak kalmıştır.

Kont Waldstein’a ithaf ettiği ilk senfonisi kendi dönemi için büyük bir yenilikle başlamaktadır. Beethoven 1. Senfoniye kadar uyumlu (konsonans) seslerle başlayan akorların tam tersine bu eser uyumsuz (dissonans) bir akor ile başlamaktadır. Büyük Usta’nın bu eserde yaktığı kıvılcım, yarattığı zengin külliyatla yüzyıllar boyunca sönmeden yanacak kocaman bir meşalenin küçük bir işaretidir adeta.

Aynı zamanda piyanist besteciler kuşağının Wolgang Amadeus Mozart’ın (1756-1791) ardından en önemli temsilcilerinden biridir. Müziği yorumlarken, yeniden yaratma düşüncesi Beethoven’de aynı zamanda yaratırken yeniden yorumlama olarak daha üst bir boyutta kendisini tekrar tekrar yeniden yaratmıştır. Beethoven’in müziği için çok zengin artikülasyon ve dinamik dokular yaratmasının nedeni buna dayanabilir. Mozart’ın, Haydn’ın yazmadığı derecede detaylıkta partisyonlar ortaya koymuştur. Tabii müzikte hızın ölçüldüğü Metronom’ un da arkadaşı ünlü Alman mucit Johann Nepomuk Maelzel (1772-1838) tarafından 1815 yılında keşfedilmesi de tempo değişimlerini de büyük bir detayla belirtebilmesini sağlamıştır.

Beethoven’in vatanını nerede gördüğü önemli bir konu olmasına rağmen günümüzde Beethoven, Mozart, Haydn, Bach, Mahler gibi besteciler evrensel kabul edilirler. Onların müziklerinin vatanı belirli bir coğrafyayla sınırlı değildir, tüm dünyadır. Bu besteciler müziğin soyut evrensel dili aracılığıyla yüzyıllar boyunca Almanca, Fransızca, İtalyanca, Rusçada olduğu gibi Türkçe ve elbette tüm dünya dillerinde insanlara müziğin “evrensel“ diliyle seslenebilmişlerdir.  Zaten evrensel olmalarının sebebi de müziğin soyut bir dil olmasıdır.

Beethoven aslında sessizliği sevmektedir. O dönemde yaşayan birçok insan gibi yaz aylarını sessizlik içerisinde müziklerini üretebileceği kırlarda geçirmeyi tercih etmektedir. “Kimse doğayı benim sevdiğim kadar sevemez.“ cümlesi onun doğada geçirdiği zamanlardaki huzurunu en güzel şekilde ifade eder. Kırlardaki sessizlik ona belki sağırlığını unuttururken aynı zamanda seslerle ördüğü yeni bir dünyada yaratmasına da imkân tanımıştır.

Oscar Wild’ın “Müzik bize bir geçmiş yaratır.“ cümlesinde belirttiği gibi Beethoven sayesinde de farklı bir bireysel ve toplumsal geçmişimiz var. Meşhur 3. Senfonisi “Eroica“yla Napolyon’u lanetlerken, 9. Senfonisiyle kardeşlik, eşitlik, özgürlük ilkelerinde yeniden birleşiriz. Fidelio operası Monarşi’yi lanetlerken, “Ay Işığı Sonatı“ belki durgun bir yaz akşamında bir göl manzarasına davet eder. Für Elise, çocukluğumuza götürür. Kader Senfonisi de olarak adlandırılan 5. Senfonisi bize bir başkaldırıyı çağrıştırabilir. Kimimiz daha çok, kimimiz belki daha az Beethoven eseriyle geçmişimizi yeniden yaratabiliriz.

Ne olursa olsun Beethoven’in müziği herhangi bir toplumsal sınıfa ait değildir. Farklı millet ve kültürlerden insanlar onun müziğinde kendilerine ait farklı özellikler bulabilir. Bonn’da doğup, Viyana’da yaşasa da Beethoven tüm dünyaya aittir.

Diğer Yazılar