Dünden Bu Güne Şeker Üretimi

Dünden Bu Güne Şeker Üretimi

Hasan Macit yazdı:

“Gelinen nokta; Rusya’dan şeker ithaline başlandı. Cumhuriyeti kuranların, yokluklar içinde sekiz yılda halkın şeker gereksinimini yerli ve ulusal üretimden karşılar duruma getirdikleri Türkiye’yi AKP on yedi yıllık iktidarlarında Rus’un şekerine muhtaç duruma getirdi.”

Mustafa Kemal, 9 Eylül 1922’de İzmir’deki Belkahve’ye geldiğinde herkes sevinç içinde “Paşam başardık, düşmanı yendik, zaferle bitti” derler.

Mustafa Kemal “Hayır! Asıl mücadele şimdi başlıyor…” der.

Durumu, Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Silahlı bir dayatış savaşından silahsız bir dayatış savaşına geçiyorduk.” Diye açıklar.**

Vatan toprakları düşman işgalinden kurtarıldı.

Kurtarılmasına kurtarıldı, ama genel manzara;

Yıkılmış, yakılmış köyler kentler!

Elde yok! Avuçta yok!

Üstelik saraylarda sefa süren padişahların edindikleri borçlar da bu yoksul halkın üzerinde kaldı!

Yol yok! Köprü yok! Fabrika yok! Okumuş insan kaynağı yok! Toprağı işleyecek ne makine ne de sağlıklı, güçlü insanımız var!

İğneden ipliğe, halkın bütün gereksinimi ithalatla karşılanmakta!

Osmanlı döneminde, yabancıların baskı ve etkisi ile halkın her türlü gereksinimi ithalatla karşılanmaya çalışılmış. Yerli üretime önem verilmemiş.  Zaman zaman yerli girişimciler, yerli ve ulusal üretim için çaba göstermiş olsalar da çeşitli engeller sonucu başarılı olamamışlardır.

Tıpkı bugün yaşadıklarımız gibi!

Falih Rıfkı Atay ekonomimizin durumunu; “1918 Aralık’ında bütün ekonomi, bütün iç ve dış ticaret, bakkallara kadar çarşılarımız, kadrolarında bir tek bulunmayan banka ve imtiyazlar, hepsi Hristiyan, Yahudi ve ecnebiydi. Su, ışık, gaz her türlü ulaştırma, telefon, rıhtımlar ve limanlar, fenerler hepsi yabancıların elindeydi.” Diye özetlemekte.**

Vatanımızı düşmanlardan kurtaran Mustafa Kemal ATATÜRK, böyle bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruyor. “ Asıl mücadele şimdi başlıyor…” diyerek, Türk Ulusunu çağdaş uygarlık seviyesine çıkarmak için yapacağı devrimlere ve ekonomik savaşa işaret eder!

Daha, Lozan görüşmeleri sürerken İzmir İktisat Kongresi’ni toplar.

Devletin güçlenmesi, halkın gönenç düzeyinin yükseltilmesi için ekonomik olarak nelerin yapılması gerektiğinin yanıtını bulmaya çalışır.

                                                                 ***

Bugün, Rusya’dan ithal eder duruma geldiğimiz şekeri, o tarihlerde de ithal ediyorduk.

 Araplar, şeker kamışından şeker üretmeyi başarırlar.

Haçlı seferlerine katılan savaşçılar şekeri Avrupa’ya götürürler. Avrupalılar şekeri bu yolla öğrenir.

İlk defa şeker, 11 Ocak 1799 tarihinde, Berlin’de bir imalathanede pancardan üretilir.***

Avrupa, Rusya ve dünyanın her tarafında yaygın olarak üretilmeye başlanan şeker, ne yazık ki Osmanlı’da üretilemez. Bunun en çarpıcı örneğini İngiliz Avam Kamarası zabıtlarından göstermek mümkündür. İlgili zabıtlara göre “bazı önemli nedenlerden dolayı Türkiye’nin şeker pancarı üretimi açısından iktisaden bağımsız olmasına müsaade edilmemiştir.” ****

Osmanlılar, şekeri sarayda tüketmek için veya savaşlarda ilaç olarak askeriyede kullanmak üzere ithal ederler.

Cumhuriyet kurulduğunda pancar üretimini bilen yoktur.

Uşak şeker fabrikasının kurucusu olan Nuri Şeker, 1907 yılında Avrupa’da bulunan bir yakınından duyduğu Pancar tohumunu Viyana’dan zarf içinde getirtir.* Bu tohumlardan ürettiği pancardan pekmez kaynatır. Şeker üretme hayali oluşur. Hayali, ancak 1926 yılında gerçekleşir.

Osmanlıda olduğu gibi, cumhuriyetin ilk yıllarında halkın şeker gereksiniminin tamamı ithalatla karşılanmaktadır.

                                                                                   ***

İzmir İktisat Kongresinin 16. maddesi; “Memleketimizde, pancar yetiştirilerek şeker fabrikaları tesis ve ziraatta münavebe yaygınlaştırılması ve bu suretle hayvanatımızın ve hububatımızın islah ve çoğaltılması.”

Mustafa Kemal “Ülke halkının en asil ihtiyacı olan üç beyazları (un, şeker, bez) memleket içinde karşılamak ve bu hedefe kısa zamanda ulaşmak, amaçlarımız arasındadır.” ***

İzmir İktisat Kongresi’nde alınan bu kararlar hızla uygulamaya geçiriliyor.

Şeker pancarı ve şeker üretimi için yasal düzenlemeler yapılır.

Yurt dışından tohum, uzmanlar, makineler getirilip, pancar üretimi ve şeker sanayisinin kurulma çalışmaları başlatılıyor.

5 Nisan 1925’te kabul edilen “Şeker fabrikalarına Bahş Olunan İmtiyaz ve Muafiyet Hakkında Kanun” ile şeker fabrikalarının kurma girişimlerinin hukuki zemini hazırlandı.***

6 Kasım 1925’te Uşak Şeker Fabrikasının temeli atıldı. 17 Aralık 1926’da açıldı.

22 Aralık 1925 ‘te Alpullu Şeker Fabrikasının temeli atıldı. 26 Kasım 1926’da açıldı.

7 Mart 1934’de Turhal Şeker Fabrikasının temeli atıldı. 19 Ekim 1934 açıldı.

1 Şubat 1933’de Eskişehir Şeker Fabrikasının temeli atıldı. 5 Aralık 1933’da açıldı.

Fabrikaların temel atma ve açılış tarihlerinde görüldüğü gibi çok kısa sürelerde üretime açılmış olmaları, konuya verilen önemi göstermektedir. Elde yok, avuçta yok koca Turhal şeker fabrikası yedi ay gibi kısa sürede üretime açılıyor.

 Şeker gereksiniminin tamamını dışarıdan ithal eden, pancar üretimini bilmeyen bir ulus sekiz yıl gibi kısa bir sürede ülkenin şeker gereksiniminin tamamını karşılar duruma geliyor.

Bu başarı; ulusuna güvenen bir önder ve de önderine güvenen kararlı ve inançlı bir ulusa aittir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün açıklamalarından ve bu çalışmaları her aşamasında adım adım takip etmesinden, şeker üretimine verdiği değer ve önem anlaşılmaktadır.

Atatürk, 20 Aralık 1930 Alpullu şeker fabrikası ziyaretinde anı defterine yazdıkları ”Memleketimizin her müsait mıntıkasında şeker fabrikalarının çoğalması ve bu suretle memleketin şeker ihtiyacının temini mühim sırasında tanınmalı.”***

1937 Pertek’te M. Kemal “şeker fabrikalarının sayısı, yirmiye çıkmaz ve şekeri ekmek kadar kolay alınır hale getirmezsek, gürbüz çocuklara hasret kalacağız.”

Falih Rıfkı Atay, pancar üretiminin köylü için önemini şu sözlerle ne güzel anlatmış “Pancar, sarı tarlaya bir medeniyet gibi girmiştir. Köy; para, toprak, at, pulluk ve gübre yüzü görmüştür. Para getiren ürün, köylünün hürriyeti ve saadeti demektir. Pancar köylülerden ilk işittiğimiz söz şu olur; ‘Kul borcundan kurtuldum!’”***

                                                           ***

Pancar ve şeker üretiminin ülkemiz ve ulusumuz için önem ve değerini bilen cumhuriyetin ilk yöneticileri şeker fabrikalarını halkımıza kazandırdılar.

Daha sonraki yıllarda da Cumhuriyet hükümetleri, ilk yıllardaki gibi heyecan ve bilinçle olmasa da tüm yurt sathına Atatürk’ün Pertek’te, ‘yirmi şeker fabrikası yapılması’ hedefini aşarak 33 fabrika kurarak gerçekleştirdiler. 

Taki AKP iktidara gelene kadar.

AKP İktidarında, pancar üretiminde girdilerin artışına paralel pancar taban fiyatı artırılamadı. Pancar üretiminde kullanılan gübre, motorin fiyatları AKP iktidarı devraldığı 2002 yılından bu yana yaklaşık beş-altı kat artarken, pancar taban fiyatı ancak 2,5 kat artırılabildi. Girdilerin yüksekliği, pancar fiyatının düşüklüğü çiftçiyi zarar eder duruma getirdi. Bunun sonucu, 2002/2003 kampanya döneminde 416.619 çiftçi pancar üretimi yaparken, 2017/2018 kampanya döneminde, bu sayı 40 240 kişiye düşmüştür. 2002 yılına göre pancar üreticisi onda bire düşmüştür.*****

2002/2003 kampanya döneminde 0,6 bin ton şeker ithalatı yapılırken, 2017/2018 kampanya döneminde 252 bin ton ithalat yapılır duruma gelmiştir.*****

Maliyeti, pancar şekerine göre daha ucuz olan NBŞ kotasının artırılması şekerleme ve bisküvi fabrikalarının pancar şekeri yerine NBŞ şurubunu tercih eder duruma getirdi. Pancar şekerine talebi azaldı. Bunun sonucu hem üretici hem de tüketici kaybetmiş küresel sermaye kazanmıştır.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmeleri yıllarca gündemde tutuldu. Özelleştirilecek gerekçesi ile şeker fabrikalarının bakım ve yenileme çalışmalarının yapılamaması, fabrikalardaki uzman çalışanların emekli ve değişik nedenlerle işten ayrılmaları sonucu yerlerine uzmanlaşmış elemanların yetiştirilememesi üretim kayıplarına neden olduğu Sayıştay raporlarında yer aldı.

Tüm uyarılara rağmen gerekli önlemler alınamadı. Bu olumsuzluklar şeker fabrikalarının zarar etmelerine sebep oldu.

Son darbe özelleştirme ile vuruldu. Yoksul halkın dişinden tırnağından artırarak yaptırdığı şeker fabrikaları deposundaki şeker parasına özelleştirildi. Satılamayan 15 fabrikanın da 2023 tarihine kadar özelleştirildiği açıklandı.

Gelinen nokta; Rusya’dan şeker ithaline başlandı. Cumhuriyeti kuranların, yokluklar içinde sekiz yılda halkın şeker gereksinimini yerli ve ulusal üretimden karşılar duruma getirdikleri Türkiye’yi AKP on yedi yıllık iktidarlarında Rus’un şekerine muhtaç duruma getirdi.

* “Türkiye’de dünden Bugüne Şeker Pancarı Tohumculuğu” Dr. Muzaffer Adıyaman

** “Çankaya” Falih Rıfkı Atay 167. Sayfasında

*** “Cumhuriyet Döneminde Türk Şeker sanayisinin Kurulması”  M. Gökhan Polatoğlu sayfa 3.

**** “Türkiye’de Tarımsal Yapının Gelişimi (1923-1938)” Oya Silier sayfa 12.

*****Pankobirlik verileri

hasanmacit@gmail.com

Diğer Yazılar