İlk Türk Sosyalisti: İştirakçi Hilmi

İlk Türk Sosyalisti: İştirakçi Hilmi

Harun Yılmaz yazdı:

‘’İştirakçi Hilmi bir rüzgâr gibi geldi geçti. Belki hiçbir şey yapmadı ya da çok kötü şeyler yaptı fakat bu memlekette ilk olarak sosyalizm fikrini değilse bile sözünü yaydı.

Osmanlı’nın son döneminde gerileyişle birlikte fikri tartışmalar da yoğunlaşıyordu. 1848 yılında Komünist Manifestonun yayınlanması ve Avrupa’daki işçi ayaklanmalarıyla birlikte sosyalizm fikri yayılıyor ancak Osmanlı’da bu terim biraz da Mezdekçilikle karıştırılarak kabul görmüyordu. Yine de kurtuluşu Batıcılık fikrinde gören bazı Osmanlı düşünürleri materyalizm, sosyalizm gibi fikirleri inceliyorlardı.

Osmanlı’da ‘’sosyalizm’’ kelimesinin ilk defa İngiliz diplomat ve gazeteci William Churchill tarafından İstanbul’da yayınlanan Ceride-i Havadis gazetesinde kullanıldığı görülmektedir. Daha sonra Jön Türkler tarafından dile getirilen sosyalizm, Osmanlı tebaası için çok yeni ve yabancı bir kavramdı. Bugün, Türkiye’de sosyalizm sözcüğünü ilk bayraklaştıran, ilk sosyalist dergiyi çıkaran ve ilk sosyalist partiyi kuran ve hatta 1 Mayıs’ı ilk defa tatil ilan ettirerek işçilerle birlikte kutlayan, ilginç bir şahsiyetten, Hüseyin Hilmi‘den bahsetmek istiyorum.

İzmir’de bir dönem polis memurluğu yapan Hüseyin Hilmi, Türkiye’de materyalizmin açıkça savunuculuğunu yapan, düşünür Baha Tevfik ile tanışarak, birlikte Haftalık İzmir Gazetesini çıkarmaya başlar. Bu gazetenin yazar kadrosunda Ömer Seyfettin, Hüseyin Avni gibi önemli isimler yer almıştır.

Hüseyin Hilmi’nin sosyalist oluşu ile ilgili farklı görüşler vardır. Eski gazetecilerden Zeki Cemal 1925 yılında Meslek dergisinde yayınlanan ‘‘Memleketimizde Amele Hareketleri Tarihi’ adlı yazı dizisinde onun Romanya’ya gidip orada bir işçi mitingi gördüğünü ve bundan etkilenerek sosyalizme merak sardığını aktarırken, Hüseyin Hilmi’nin çıkardığı İdrak gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yapan Münir Süleyman Çapanoğlu ise sosyalizmi Baha Tevfik’ten öğrendiğini bildirmektedir.

Baha Tevfik ile birlikte çıkarmaya başladıkları Haftalık İzmir Gazetesi 1907 yılında yayın hayatına başlamış ve yaklaşık bir yıl yayınlanmıştı. 23 Temmuz 1908 tarihinde 2. Meşrutiyet ilan edilince, ortamın sosyalist faaliyet yapmak için müsait olduğunu düşünen Hüseyin Hilmi ve Baha Tevfik, İzmir Gazetesi’ni kapatıp İstanbul’a gitmeye karar verdiler.

İştirak dergisinin kapak sayfası

26 Şubat 1910’da İştirak dergisini kurarak ilk sayısını yayınladılar. Bundan sonra Hüseyin Hilmi ‘’Sosyalist Hilmi’’ veya ‘’İştirakçi Hilmi’’ olarak anılacaktır. Haftalık bir dergi olan İştirak Türkiye’de ilk sosyalist dergi olarak kabul edilir (1908’de yayınlanan Gâve sosyalizm yönünden eleştirilmiştir). Grev, sermaye ve emek konuları ile ilgili yazılar yer alan İştirak dergisinin kapağında ‘’ Sosyalizm Efkârının Mürevvicidir’’ (Sosyalizm fikrinin yayıcısı) yazısıyla birlikte imtiyaz sahibinin Hüseyin Hilmi olduğunu görürüz.

İttihat ve Terakki ile birlikte özgür bir döneme girileceğini düşünenler yanılmıştı. Önce İttihat ve Terakki’yi eleştiren Serbesti gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi, daha sonra da Sada-i Millet gazetesi başyazarı Ahmet Samim ittihatçı silahşörler tarafından öldürülmüşlerdi. İştirak, gazeteci Ahmet Samim’in öldürülmesini 16. sayısında ‘’cinayet-i fecia’’ başlıklı bir yazıyla verdi.

17. özel sayısını ise tamamen Ahmet Samim’e ayırdı ve bu siyasi cinayeti şiddetli protesto etti. Bu yazılarda Ahmet Samim’in İttihat ve Terakki tarafından tehdit edildiği ve öldürüleceğinin kendisine daha önceden tebliğ edildiğinden bahsedilir. Bu yazılanlar üzerine önce kapatılıp sonra birkaç sayı daha devam eden İştirak, 19. sayısında Osmanlı Sosyalist Fırkasının kuruluşunu haber vermiş ve 20. sayısından sonra matbuat ve aydınlara sansür uygulayan ittihatçılar tarafından kapatılmıştır.

Cinayet-i Fecia

Sosyalizm, öğrendiği günden itibaren İştirakçi Hilmi’nin içinde bir tutkuya dönüşmüştü. 1910 yılında İsmail Faik, Namık Hasan ve Pertev Tevfik gibi isimlerle birlikte Osmanlı Sosyalist Fırkasını kurdular. Bazı araştırmacılar Baha Tevfik’i de kurucular arasında sayar.

 OSF’nin programında matbuata hürriyet verilmesi, idam cezasının kaldırılması, doğal ihtiyaç maddelerindeki vergilerin kaldırılması, tekellerin kaldırılması ve millileşme, seçme ve seçilme hakkı, işçilerin haftada bir gün istirahat etmesi, mesai saatinin 8 saate indirilmesi, siyasal özgürlükler ve işçilerin çalışma şartları ile ilgili maddeler yer almaktadır. 11 Haziran 1913 tarihinde Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesi üzerine İttihat ve Terakki her türlü muhalefeti sonlandırmış, OSF kapatılarak Hüseyin Hilmi Sinop’a sürgüne gönderilmiştir.

Mondros Mütarekesinden sonra serbest kalarak İstanbul’a dönen İştirakçi Hilmi İttihatçıların yönetimden uzaklaşmasını fırsat bilerek bu kez de Türkiye Sosyalist Fırkasını kurmuştur. İştirakçi Hilmi’nin esas hareketli dönemi Türkiye Sosyalist Partisi’nin kuruluşundan sonra başlar. Hilmi, Haliç’te Bahriye Nezaretine bağlı fabrikalarda kötü şartlar altında çalışan işçilere öncülük ederek 1300 kişi ile greve gitmişti. Bu kendisine bir ün getirince tersane işçilerinden teklif gelmiş, Hilmi de talepleri karşılanana kadar işçileri parayla desteklemiştir.

Tramvay işçilerinin de tatil yapmadan günde 18 saat çalıştığı İştirakçi Hilmi’ye bildirilince Hilmi, 10 Mayıs 1920 tarihinde Şişli, Beşiktaş ve Aksaray’da grev başlatmış, grevin önü alınamayınca Damat Ferit Paşa devreye girmiş ve yapılan anlaşmaya göre tarifeye %25 zam yapılmış, asgari yevmiye 1 liraya çıkarılmış, çalışma saati 9 saate indirilerek haftada bir gün tatil yapılması kararlaştırılmıştır. Unutulmasın ki tramvay kumpanyasını işgalciler işletiyordu ve o dönemin şartları düşünüldüğünde bu çok büyük bir hareket ve büyük bir cesaretti.

M. S. Çapanoğlu ve yazar Fethi Tevetoğlu, bu olaylar üzerine Fransız ve İngiliz işgal kuvvet komutanlarının Hilmi ile görüşerek para yardımı yaptıklarını aktarırlar. Hatta Çapanoğlu, Hilmi’ye maaş da bağlandığını söyler. Bu grevlerin başarıyla sonuçlanmasının ardından Türkiye Sosyalist Partisine kayıtlar artmış, İştirakçi Hilmi de altına kırmızı bir araba çekmişti. Bu araba İstanbul’daki ilk özel otomobillerden biridir. Bu nedenle Hüseyin Hilmi’nin İngiliz ajanı olduğu söylenir.

Türkiye’de 1 Mayıs gösterileri

1 Mayıs 1921’de ise Hilmi en büyük rüyasını gerçekleştiriyordu. İstanbul işçileri için o günü tatil ilan ettirerek Amele Bayramını birlikte kutladılar. Çapanoğlu, Hilmi’nin bunu yapmak için çok uğraştığını, en çok istediği şeyin işçilerle birlikte 1 Mayıs’ı kutlamak olduğunu Refik Halit Karay’dan nakleder.

İştirakçi Hilmi ile ilgili aktarılan yazılarda hep Hilmi’nin bilgi yönünden eksik ama atılgan ve tutkulu bir adam olduğu anlatılır. Arkadaşlarından birisi gözaltına alınırsa gidip suçu üstüne alır, işgalci polis müdürleriyle görüşür, elinden ne gelirse yapar. Ahmet Samim öldürüldüğünde onun hatırası için çıkarılacak sayıda da Hilmi öne atılmış, kimsenin yazmaya cesaret edemediği cinayeti, ‘’Siz yazıları hazırlayın bana verin, İştirak dergisi ne güne duruyor’’ diyerek özel bir sayı ile yayınlamıştır (17. sayı). Bunun üstüne İştirak dergisi kapatılmış, Hilmi tevkif edilmiştir. Hilmi bütün suçu üstüne almıştır.

İştirakçi Hilmi

İştirakçi Hilmi 16 Kasım 1922 akşamı Bozdoğan Kemeri civarında kurşunlanarak öldürülür. Kimileri Hilmi’nin aktif homoseksüel olduğunu, cinsel ilişkiye girmek istediği bir erkek tarafından öldürüldüğünü, kimileri de Hilmi’yi Fransızların öldürdüğünü nakleder. İşgal kuvvetleri komutanı General Harington hatıratında Sosyalist Hilmi ile baş edemediklerini anlatır ve Hilmi’nin Fransızlarca öldürüldüğünü ima eder.

Bir hakikat varsa o da sosyalizmi yayma uğrunda çok çabaladığı ve hayatını buna adadığıdır. Daha sonraki bir yazımızda Hilmi’ye sosyalistliği öğreten ender zekâlardan Baha Tevfik üzerinde duracağız. Yazıyı İştirakçi Hilmi’yi en iyi tanıyanlardan Münir Süleyman Çapanoğlu’nun sözleriyle bitirelim.

‘’İştirakçi Hilmi bir rüzgâr gibi geldi geçti. Belki hiçbir şey yapmadı ya da çok kötü şeyler yaptı fakat bu memlekette ilk olarak sosyalizm fikrini değilse bile sözünü yaydı. Muhakkak ki o bu kubbede sosyal davalar mevzuunda bir seda bırakan adamdır.’’

Diğer Yazılar