Filmden Kitaba: “Saatler”

Filmden Kitaba: “Saatler”

Selen Erkan yazdı:
“Üç kadın karakter, üç ayrı zaman dilimi, bir de kitap var denilse; bu malzemelerden bir kitap yazmanız, bir de film çekmeniz istense, ödül de almanız şart konulsa bunu nasıl başarırdınız? ”

Üç kadın karakter, üç ayrı zaman dilimi, bir de kitap var denilse; bu malzemelerden bir kitap yazmanız, bir de film çekmeniz istense, ödül de almanız şart konulsa bunu nasıl başarırdınız?

Bazen öyle parametreler bir araya gelir ki başarı kaçınılmazdır. Şampanya kadehlerinizi alıp başarınızın şerefine kaldırabilirsiniz.

Ödül demişken, oscar ödülleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? En çok oscar ödülü alan aktör kimdi, en beğendiğiniz oscar ödüllü film neydi, oscar heykelciği satılabilir mi, heykelcikteki semboller nelerdi?

Heykelcik bir film makarasının üzerinde duran ve elinde kılıç taşıyan bir  şövalye olarak tasarlanmış. Makaradaki beş tekerlek ise, Akademi’nin ana dalları olan aktörleri, yazarları, yönetmenleri, yapımcıları ve teknik ekibi simgeliyormuş. Hatırlarsanız, hepimizin Leonardo Di Caprio sonunda oscar heykelciğine kavuştu diye sevinmişliği bile var. 

Şimdi dönelim bize verilen malzemelerden yazılan kitabın filmiyle nasıl oscar ödülü kazanılmış. Yazar Michael Cunningham, çıkış noktası olarak Virginia Woolf’u seçtiğinde, kuşkusuz başarı tabanlı bir örnek seçtiğinden yazdığı kitabında başarılı olmak için şans yüzdesi daha yüksekti. Bahsettiğimiz kitap “The Hours”-dilimizdeki çevirisiyle “Saatler”.

Bu sefer kitabı okuyup filmini izlemek yerine, önce filmi izlemeyi tercih ettim. Böylece okurken filmdeki muhteşem oyuncular ve oyunculuklar kitabı daha akıcı okumanızı sağlıyor. Üç ayrı zamanda yaşayan Virginia Woolf, Laura Brown ve Clarissa Vaughan ile dönüşümlü olarak tanıştırıyor yazar bizi. Filmi izlemeseydim bu denli akıcı okuyabileceğimi sanmıyorum açıkçası. Üçünün ortak noktası Virginia Woolf’un yazdığı Mrs. Dalloway kitabı. Aslına bakarsanız Michael Cunningham güzel bir içeriği öyle güzel bir ağla birbirine bağlamış ki kendisi Pulitzer ödülü alırken, Virginia Woolf karakterine hayat veren Nicole Kidman Oscar ödülüne layık görülmüş, kitabı dilimize çeviren İlknur Özdemir de dünya kitap çeviri ödülü almış. Bütünsel olarak; kitabıyla, filmiyle göz dolduran, tabiri caizse eli değeni ödüllendirmekten kaçınmayan bir eser olmuş. Öte yandan bir filmde Merly Streep, Nicole Kidman, Julianne Moore, Ed Harris olur da o film kötü olabilir mi?

Kitap ve film birbiriyle oldukça örtüşse de, izledikten sonra okurken satır aralarında atlanan bazı detayları okumak elbette keyifli. İzlerken de okurken de eleştirebileceğiniz oranda çıkmaza giren karakterler olsa da, zaman zaman biraz iç huzuru olmaz mı insanın deseniz de, tüm yaşamı boyunca yaşadığı zorluklar sebebiyle yaşamla ölüm arasında gidip gelirken bile yazmaktan vazgeçmeyen bir Virginia Woolf gerçeğine tanık oluyorsunuz. Onun yazdığı Mrs. Dalloway kitabını okuyan ve okurken kendi varlığını ve hayatını sorgulayan Laura Brown bir tarafta; terkedip gittiği oğlunun, büyüme sancıları çektikten sonra yetişkin olduğunda bile annesinin yokluğunu hala dolduramayışı ve aşık olduğu kadına Mrs. Dalloway diye seslenmesi bu üç karakteri bir kitap çevresinde birleştiriyor.

Gerçek hayatta Virginia Woolf sonunda hayat arkadaşı Leonard’a bir mektup bıraktıktan sonra ceplerini taşlarla doldurup kendisini nehrin sularına bırakıyor. Saatler kitabının yazarı Michael Cunningham ise Virgina Woolf sanki Leonard’a yazmış gibi tasarladığı mektubu şöyle bitiriyor;

“Always the years between us.

Always the years.

Always the love.

Always the hours.”

Yani her zaman aralarında paylaştıkları yıllar, sevgi ve geçirdikleri saatler vardı. Kısacası bunlar yanlarına kalmıştı.

Kitabın adına gelince… Neden mi “Saatler”?

Üç ayrı kadın-üç ayrı zaman dilimi ve bir kitap…

Mrs.Dalloway’i yazan, saatlerce düşündükten sonra mektupları bırakıp nehir kıyısına giden bir Virginia Woolf ve o son gün saatler içinde yaşadıkları,

Oğlunu komşusuna bırakıp otel odasında Mrs. Dalloway kitabı okuyarak saatlerce yaşamla ölüm arasında karar veren ve sonunda evi terk eden Laura Brown ve saatler içinde yaşadıkları,

Annesi onu komşusuna bırakınca saatlerce dönmesini bekleyen, sonunda annesi kendisini alan, ama bir süre sonra da kendisini terk eden Richard’ın gelecekteki kız arkadaşı Clarissa Vaughan’a Mrs. Dallloway diye seslenmesi ve o son gün saatler içinde yaşadıkları…

Hepsinin tek bir günü ve kıymetli saatleri vardı tıpkı bizim de olduğu gibi. Siz saatlerinizi kimlerle ve nasıl geçirmeyi seçiyorsunuz?

Diğer Yazılar