Telgrafhane / Emeğin yanında, Aydınlanmanın izinde

Et Ve Süt Üretimi

TÜİK, 12 Kasım 2019 tarihinde; , Temmuz – Eylül, 2019 dönemi (III: Çeyrek) ile ilgili Kırmızı Et Üretim İstatistiklerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre “Toplam kırmızı et üretimi kurban bayramının gerçekleştiği III. çeyrekte bir önceki çeyreğe göre %73,4, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %30,5 oranında arttı.”

“Sığır eti üretimi bir önceki çeyreğe göre %77,9, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %29,8 oranında arttı.”

“Koyun eti üretimi bir önceki çeyreğe göre %13,5, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %21,7 oranında arttı.”

Verilerden de anlaşıldığı gibi kırmızı et üretimi, koyun eti üretiminde artış olmakla beraber, en çok sığır eti üretiminde artış görülmektedir.

                                                                        ***

 TÜİK’in Eylül 2019 ayının Süt ve Süt Ürünleri Üretimi açıklamasında “Toplanan inek sütü miktarı Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %7,3 azaldı.”

TÜİK’in Ekim 2019 tarihli, Süt ve Süt Ürünleri Üretimi verilerinde ise “Toplanan inek sütü miktarı Ekim ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %2,7 azaldı.”

Devletimizin resmi verilerinde de görüldüğü gibi inek eti üretiminde artış, süt tüketiminde azalma yaşanmaktadır.

Bu verilerden anlaşılıyor ki, hayvan üreticisi sağmal hayvanlarını kesime göndermekte. Hayvanların yem gereksinimlerini karşılamada fazla sıkıntı çekilmeyen bu aylarda yaşanan bu sıkıntı ilerleyen kış aylarında yem gereksinimi karşılamak daha da zorlaşınca hayvan kesimlerinin artması kaçınılmaz olur.

Et üretimi artarken süt üretiminde düşüş yaşanması hayvancılık için tehlike çanlarının çalmaya başladığını gösterir.

                                                                ***

Ülkemizde, planlı sürdürülebilir bir hayvancılık politikası uygulanamadığından zaman zaman hayvansal üretim talepten fazla olur. Talepten fazla üretim pazarda fiyatların düşmesine neden olur. Bu durumda üretici para kazanamadığı için üretmez, üretemez. Hayvanını kesime gönderir.

Sağmal hayvanlar kesildiği için bu defa hayvansal üretim talebi karşılayamaz duruma gelir. Hayvansal ürünlerin ederi artar. Tüketicinin hayvansal ürünlere ulaşımı zorlaşır.

Her iki durumda da kaybeden üretici ve tüketici olur. Kazanan ithalat lobileri ve yabancı üreticiler olur.

                                                             ***

Hayvansal üretim yıllık olarak artırılıp, azaltılacak bir uğraşı olmayıp uzun yıllar alan bir uğraşıdır.

Sağmal bir hayvanın bakımı, beslenmesi, büyümesi ve sağmal hale gelebilmesi için dört beş yıl geçmesi gerekir.

Sağmal hayvan üreticileri ıslah edilmiş verimli havanlarını elden çıkardıktan sonra yeniden üretim yapmak isterse işletmesine verimli hayvan koyabilmek için hem zamana hem de desteklenmeye gereksinimi vardır. Önemli olan doğru politikalarla hayvan üreticisi işletmesinde sürdürülebilir bir üretim yapması sağlanmalı.

Ne yazık ki, AKP İktidarı her konuda olduğu gibi hayvancılıkta da günü birlik günü kurtarmaya yönelik aldığı kararlar sonucu üretici üretimden uzaklaşmaktadır.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, seçim öncesi süt destekleme primi litre başına 15 kuruşluk artışla 25 kuruş olarak çiftçiye ödeneceğini müjdeledi. Çiğ süt priminin 25 kuruşa çıkarılması çiftçiyi memnun etmişti. Seçimden sonra Nisan ayında 25 kuruşluk prim ödemesi devam etti.  Dört ay gibi bir süre uygulanan 25 kuruşluk destek tekrar 10 kuruşa düşürüldü. Kazancı destekleme olan çiftçi üretim giderlerini karşılayamadığı için hayvanını kestirmekte. 

Sağmal hayvanlar kesilip süt ürünleri azalınca, ithalat kaçınılmaz olacaktır.

25 kuruş desteklemeyi çiftçisine çok gören zihniyet, zaman kaybı, üretim kaybı yaşandıktan sonra tekrar ithalat açılacak, yabancı ülke çiftçisini milyon dolarla desteklemeye yönelecektir.

Zaman ve ekonomik kayıplar daha fazla yaşanmadan sürdürülebilir bir hayvancılık politikası uygulanmalı. Bunun yolu da işinin uzmanı liyakatli yönetici ve paydaşlarla birlikte çalışıp doğru kararlar almak gerekir.

hasanmacit@gmail.com

Exit mobile version