Halk Hümanizması

Halk Hümanizması

H. Olcay Taşlı yazdı:
Peki ya, Türk devrimi, bir halk hümanizması mıdır? Kesinlikle evet. Türk devrimi, halk hümanizmasını eğitim gücü ile kurmaya çalışmıştır. Eğitim insanı özgürleştirir, Türk devrimi eğitimin bu gücünü kullanarak, burjuvanın vardığı insancı aşamayı halka taşımaya çalışmıştır. Özellikle Köy Enstitüleri, yüzyıllarca Osmanlı’nın girdiği savaşlar sonucunda cılız, çıplak, hastalıklı ve yoksul düşmüş Türk köylüsüne bu değerleri götürme çabası değil midir?

Ceyhun Atuf Kansu’nun farklı yıllarda kaleme aldığı ve Kurtuluş Savaşı’nın karakterini ilkelerini ve nüvesini coşkulu bir dille ifade ettiği denemeleri “ Kurtuluş Uyanış Direniş” adı altında Telgrafhane Yayınları tarafından basılmıştır. Öncelikle şunu söyleyelim, hala okumamışsanız mutlaka okuyunuz.

 Denemelerin birinde Kansu, “ İnsanlık tarihinin ilk hümanisti, Prometheus’tur. Bu yüzden, tanrıların cezasına uğramış, ciğerini amansız düzenin kargalarına yedirmiştir.”  (1) diye yazmıştır. Peki, hümanizma ne demektir?

Hümanizma, en sade şekliyle insan zihnine özgürlük verilmesidir. Öncelikle insan zihninin özgürleşmesi ile birey özgürleşecektir. Özgürleşen birey, dini otoritenin baskısını kaldıracak ve insan tarihin öznesi mertebesine gelecektir. Böylece yaşadığı dünyanın parçası olacaktır. Hümanizmin Batı’da doğuşu da bu şekilde gerçekleşmiştir. Batı Aydınlanmasının temeli Rönesans ve hümanizmadır. 1776 Amerikan Devrimi ve 1789 Fransız Devrimi aydınlanmanın ürünleridir.

Yalnız Kansu, Batı hümanizmasını yeterli bulmamaktadır, neden mi?

“Batı hümanizmasında, burjuvazi kendi insancı yerini alıyor, ama dünyamızda milyarlarca insan vardır, onların da değerleri, istekleri, yaşama hakları, onurları vardır. Sorun, burjuvazinin vardığı, insanca aşamayı, halka götürmektir. Halkın kendi içindeki insanı bulmasına ve kurtarmasına ‘halk hümanizması’ diyoruz biz… Milyarca ezik, eğitimsiz, giyimsiz ve doyumsuz insanın ihtiyaçlarına karşılık vermek: İşte, halk hümanizması budur ve çağımızın hümanizmasıdır.” (2)

Türk devrimi, Prometheus’un ayak izlerini takip etmiştir; Türk devrimi bir aydınlanma hareketidir.   Aydınlanma hareketinin sonucunda hümanizmin Anadolu’ya gelişi ancak 20. yüzyılda Mustafa Kemal önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi ile mümkün olmuştur. Cumhuriyet ile gelen aydınlanma, kul anlayışından bireye, ümmetten ulusa, din odaklı bir yaşamdan laik bir yaşama, dini hukuktan ussal-laik hukuka, dini bir eğitimden laik eğitime geçiş yapmıştır. Nasıl mı?

1 Kasım 1922’ de Saltanat kaldırıldı. 29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edildi.  2 Ocak 1924’te Şer’iye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı. 3Mart 1924’de Halifelik kaldırıldı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Medreseler kapatıldı. 2 Eylül 1925’te Tekke ve Zaviyeler kapatıldı.  1926 yılında Medeni Kanun kabul edildi. 1928 tarihinde “ Türkiye devletinin dini, din-i İslam’dır” ifadesi anayasadan çıkarıldı. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1934 yılında soyadı kanunu çıkarıldı. 1935 yılında ise tatil günleri Batı’ya uygun bir duruma getirildi.1937 yılında ise Laiklik ilkesi anayasaya eklendi.

Peki ya, Türk devrimi, bir halk hümanizması mıdır? Kesinlikle evet. Türk devrimi, halk hümanizmasını eğitim gücü ile kurmaya çalışmıştır. Eğitim insanı özgürleştirir, Türk devrimi eğitimin bu gücünü kullanarak,  burjuvanın vardığı insancı aşamayı halka taşımaya çalışmıştır. Özellikle Köy Enstitüleri, yüzyıllarca Osmanlı’nın girdiği savaşlar sonucunda cılız, çıplak, hastalıklı ve yoksul düşmüş Türk köylüsüne bu değerleri götürme çabası değil midir?

Öyleyse Türk devrimi halk hümanizmasıdır. 

1- Ceyhun Atuf Kansu, Kurtuluş Uyanış Direniş, Telgrafhane Yayınları, Ankara, 2019, s. 61

2- A.g.e. , s.62

Diğer Yazılar