Sendikal Direnişin 170. Gününde Saica Pack İşçileri

Sendikal Direnişin 170. Gününde  Saica Pack İşçileri

Halil Yeni yazdı:

Yaşadığımız ağır çalışma koşullarına karşı sendikalaşmanın hak değil zorunluluk olduğu bu dönemde baskı ve yıldırma politikalarına karşı ‘gücümüz birliğimizdir’ diyerek fabrika önüne çadır kuran direnişçiler sendikalardan, siyasi partilere, derneklerden, meslek kuruluşlarına kadar toplumun her kesiminden dayanışma bekliyor.

Sendikalı olmak isteyen işçilerin bunu düşlerken tek bir niyeti var. Sendikalı çalışmak. Başka hiçbir şey değil. Sendikalı olduğu için işten atılan işçilerin ise direnirken tek bir talebi var. Oda sendikalı olarak işlerinin başına dönebilmek. Bu kadar. Fakat ülkemizde anayasal güvence altına alınmış olan sendikalaşma bugün ancak büyük mücadelelerin sonunda kazanıla bilinen bir hakka dönüşmüş durumda. Ne acı.

Örneğin, daha önce Norm Ambalaj şirketine ait olan şimdiki adıyla Saica Pack fabrikası, 1 Nisan’da İspanyol sermayesine satılınca fabrikanın satılmasının ardından gasp edilen haklarını temin etmek isteyen işçiler örgütlenmeye karar verdi.  

Verilen karar sonrası artık sendikalı çalışmak isteyen işçiler bunun için Selüloz-İş Sendikasına üye oldu. Patronun karşı hamlesi yüzlerce kez denenmiş olan aynı yöntemdi. Haber duyulur duyulmaz öncü işçileri İşten atmak.  İşçilerse hemen karşılık verdi. İşten atılmalar sonrası fabrika önünde çadır kurularak direniş başladı.  Yaz kış demeden aralıksız süren direniş 170. gününü doldururken işçiler sendikalı olarak işe geri dönene kadar mücadeleyi sürdürmekte kararlı olduklarını bildiriyor ve patronlarını, sendika kararlarına saygı duymaya davet ediyor.  

Çünkü işçiler çalışırken yada çocuklarını büyütürken geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısı yaşamadan üretmenin ne demek olduğunu tatmak istiyor. Kardan, kazançtan hak ettikleri payı biraz olsun almak istiyor. Sadece ekonomik değil sosyal ve yaşamsal olarak daha iyi şartlarda alın teri dökmek, iş kazası yada meslek hastalıklarına yakalanmadan çalışmak istiyor. Bunun için sendikaya üye oluyor, bunca derdi cefayı bunun için çekiyor.

Direniş fotoğraflarına bakıyorum. Yazın kısa kollu elbiselerle başlayan direnişin yerini montlar ve direniş çadırına kurulan soba almış. Dayanışma ziyarerlerinde serinlemek için yiyilen karpuz, yerini iç ısıtmak için içlen çaylara bırakmış. Yani mevsim dönmüş. Ama işçiler yolundan dönmemiş.

İşçilerin yolu uzun… Bunun farkındalar. Hukuksuz hiçbir şey yapmıyor ve ekliyorlar ‘’Asıl hukuksuzluğu yapan Saica Pack patronudur.’’ Direnişin 150. Gününde açıklama yapan Erkan Gürlü, 5 yıldır çalıştığı işyerinden sendikalaşma çalışmaları sonrası bu çalışmanın öncülerinden biri oluğu için çıkarıldığını belirterek, şunları söylüyor “29 Mayıs’tan bu yana mücadelemiz sürüyor. Tek istediğimiz işe iade edilmemiz. Bunun için açtığımız davalar sürüyor. Kesinlikle savaştan yana olmadık. Tek istediğimiz işe dönüp, sendikalı olarak burada çalışmak.’’

Yaşadığımız ağır çalışma koşullarına karşı sendikalaşmanın hak değil zorunluluk olduğu bu dönemde baskı ve yıldırma politikalarına karşı ‘gücümüz birliğimizdir’ diyerek fabrika önüne çadır kuran direnişçiler sendikalardan, siyasi partilere, derneklerden, meslek kuruluşlarına kadar toplumun her kesiminden dayanışma bekliyor. Bekliyorlar ki kazanırlarsa Sakarya gibi sanayinin yoğun olduğu bir kentte diğer işçilere de örnek ve öncü olabilsinler. Dayanışmayla…

Diğer Yazılar