Tolstoy’un Yıldızları

Tolstoy’un Yıldızları

Selen Erkan yazdı…

17. yüzyıl düşünürlerinden John Locke’a göre hepimiz doğduğumuzda boş bir zihne sahibiz, “tabula rasa” yani boş levha. Bu düşünceye göre bilgiyi beş duyumuzun yardımıyla kazanıyoruz ve deneyimler elde ediyoruz. Düşünün ki yanmayan yıldızlardan oluşan bir gökyüzünüz var ve ne kadar deneyim sahibi olursanız o kadar yıldıza dokunuyor ve o kadar yanan yıldızınız oluyor. Ya da onbinlerce çekmecesi olan bir dolap olan beyniniz bir gün ejder meyvesi yediğinizde bir çekmeceyi daha açmış oluyorsunuz. Bu bilgi artık sizin, tadı nasıl, nasıl görünüyor, nasıl kokuyor, nasıl hissettiriyor, meyveyi kestiğinizde duyduğunuz ses nasıl?

Güzel deneyimler ve elbette yıkıcı deneyimler var hayatta. Önemli olan deneyimlerinizi nasıl harmanladığınız. Kendinize nasıl pay çıkardınız? Çatı katında inzivaya çekildiniz mi? Hasat zamanınız oldu mu?

Tolstoy nasıl bu kadar yüce bir yazar oldu sorusuna cevabım burdan geliyor. Küçük yaşta anne babaını kaybetmiş olmanın verdiği acıdan öğrendiği deneyim mi, Doğu dilleri öğrenmek için başladığı eğitimi yarıda bırakıp Hukuk Fakültesi’ne geçmesinden aldığı deneyim mi, Rus ordusunda geçirdiği günlerde öğrendikleri mi, çıktığı uzun seyahatler mi, bir dönem anlaşmazlıkları çözmek için yaptığı yargıçlık görevinden mi, evlenip on üç çocuk sahibi olmasından mıdır bilinmez öyküleri ve romanlarındaki çok sayıdaki karakterlere tanımladığı özelliklerle, detayları gözümüzde canlandırmasından dolayı nesillerce okunabilecek evrensel başyapıtların sahibidir. Çocukluğum, Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kroyçer Sonat, İtiraflarım, Tanrının Varlığı İçimizdedir, Kazaklar, İvan İlyiç’in Ölümü bu eserlerden bazılarıdır.

Henüz Tolstoy ile tanışmamışsanız gelin öncelikle “İnsan Neyle Yaşar?” ı okuyun. Sadece bir gününüzü ayırarak içindeki birbirinden iyi kurgulanmış, yalın diliyle defalarca okunulası dokuz hikayeden oluşan “İnsan Neyle Yaşar” kitabı insanda ana dilinde okuyabilmek için Rusça öğrenme isteği uyandırıyor.

Dört İncilden ikisi olan Yuhanna ve Matta dan alıntılarla başlayan hikayeler azla yetinmeyi bilmeyenleri eleştirip, yakınlarına arkasını dönenlere, hırsla yoluna devam ederken yıkıp geçenlere, dünya malına ölümüne değer verenlere ihtiyacımız olanları hatırlatıyor. Sevgi ve iyilik…

Peki insan sizce neyle yaşar? Kitaptan bir alıntıyla sizi baş başa bırakıyorum:

“ Tek en önemli an vardır, bu da içinde bulunduğumuz andır, içinde sadece biz hüküm süreceğimiz içindir ki en önemli andır bu. En önemli kişi de o an kiminle birlikteyseniz odur, çünkü hiç kimse kimlerle işi olacağını önceden bilemez. En önemli şey ise iyilik yapmaktır, zira insan bu dünyaya yalnızca bunun için gönderilmiştir.”

Diğer Yazılar