Bir Kahramanlık Hikayesi

Bir Kahramanlık Hikayesi

Kâmuran Şems yazdı:
Bu öykü, gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek kaleme alındı. Bu yazıyı 3 Eylül’de hayatını kaybeden Yvonne ve onun gibi özgürlüğe koşan inek dostlarıma ithaf ediyorum.

Bana Yvonne ismini verdi. Bu ismi almak için ne yapmıştım acaba? Ormanın derinliklerine daldığımda bunları düşünüyordum. Uzaklaştıkça nefeslerimi hissettim. Boğazıma çöken o karabasandan kurtulmuştum sonunda. Peşimdekilerden de.

Yıllarca beni aptal yerine koyduklarının farkında bile değillerdi. Tuhaf yaratıklar. Nerede yaşadıklarını ve nereye ait olduklarını çok azı kavrayabilmiş. Elbette benimkilerden de bu farkındalığı keşfetmemiş olanlar var. Sanırım şanslıyım, yoksa şansı gördüm mü bilmiyorum ama kendimi bu zebanilerden kurtardım.

Risk aldım ve kaçtım.

Kampta sayımız bini buluyordu. Nüfusun yarısını bebekler oluşturuyordu. İster bebek ister yetişkin olsun en besilimizi, sağlıklılarımızı seçiyorlardı. Seçilenler tıpış tıpış gidiyorlardı. O yöne giden bir daha gelmedi. Bu durumu anlamam çok zamanımı almamıştı.

Sıramın yaklaştığını hissediyordum. Çok az kalmıştı. Aynı dönemlerde  çok yakındaki orman beni çağırıyordu. Belki mükemmel zamanlama dedikleri buydu.

Yaklaşan ayak sesleri duydum. Arkamdan emin adımlarla, sohbet ederek geliyorlardı. Bir tanesinin çığlığa yakın isterik kahkahası karar anım oldu.

Koşmaya başladım, delicesine. Tüm gücümle elektrikle donatılmış tellere tosladım. Canım yandı ama o vuruşun özgülüğe ilk adım olduğunu biliyordum. Acıyı umursamadım.

Arkama bakmadan koşuyordum. Ormanın efsunlu sesine git gide yaklaşıyordum. Hava kararıncaya kadar koştum. Yavaşlayıp, minik adımlara geçtim. Kamptaki fütursuz konuşmaların yerini ormanın fısıltıları aldı. Dinginleştim.

Neşeli bir su sesi çok yakından geliyordu. Susuzluktan derim bile kurumuştu. Önce kıpırdamaya çekindim. Geceleyin görmeyi unutmuştum çünkü. Neyse ki gözlerim karanlıkta görmeye çabuk alıştı. Tabiatlarına geri döndü. Uzun yıllardır hücre tipi kapalı mekanda kalmaktan gölge, ışık oyunlarını fark edemez olmuşlardı. Yıllardır körleştiriliyorlardı.

Suyu kana kana içtim ve nihayet uyudum.

Ormanda uyanmak ne harikaydı. Ait olduğum yerde. Huzur içinde otlanırken ansızın orman sustu. Avcıların sesini duydum böylelikle. Sessizce hafif tempo koşmaya başladım. İlerledikçe yabani bitkiler sıklaştı. Dayanmalıydım, avcıların burada hareket etmeleri çok zordu.

Sık ağaçların arasından dümdüz bir yüzey parladı. Detaylı bakınca, güneşlenen minik dalgaların parıltılarını gördüm. Bitki örtüsü de sakinleşmişti. Toprak sertleşmeye başladı. Yavaşladım. Çok uzaktan gelen bağırışlardan izimi sürdüklerini anladım.

Artık sınırları çizmenin zamanı gelmişti. Tekrardan koşmaya başladım. Gözümü kırpmadan bulanık sulara attım kendimi. Derin bir nefes aldım ve daldım. Kendimi karşı yakada bulmam çok sürmedi. Ne var ki rahat yoktu.

Göle konuşlanmış teknelerden beni gözetliyorlardı. İşi silah kullanmaya kadar vardırdıklarını söyleyebilirim. Ancak şaşırtıcı bir gelişme oldu. Tepemde helikopterler vızıldamaya başladı.

Önceleri çok tedirgin oldum ama sadece beni uzaktan takip ettiklerini anlayınca biraz rahatladım. Silahlılar çekildiler.

Tam huzuru bulmuştum ki sabahlardan birinin kör vaktinde bedenimde bir uyuşma hissettim. Oracıkta yığıldım.

Yarı uyur bir halde kendime gelmeye çalışırken, yumuşacık bir ten yanaklarımı okşuyordu. Bir yandan da benimle konuşuyordu. Ses o kadar tatlı bir melodiydi ki hiç korkmadım.

Ertesi gün emin ellerde olduğumu anladım.

Çok geçmeden kurtarıcım Gut elinde bir gazeteyle yanıma yaklaştı. “Bundan sonra senin adın Yvonne benim tatlı kızım” dedi.

Yvonne da ne demekti? Bakışlarımdan anlamış olacak hemen bir açıklama getirdi. Yvonne kelimesinin kökeninde okçu anlamını taşıdığını söyledi.

“Sen bir özgürlük savaşçısısın Yvonne! Ve Kahraman İnek ilan edildin.”

O günden itibaren Gut ile beraberdim. Artık bu dünyada değilim ama sizinle anılarımı elçiler vasıtasıyla paylaşabiliyorum.

Sevgiyle,

Yvonne

Bu öykü,  gerçek yaşam öykülerinden esinlenerek kaleme alındı. Bu yazıyı 3 Eylül’de hayatını kaybeden Yvonne ve onun gibi özgürlüğe koşan inek dostlarıma ithaf ediyorum.

Diğer Yazılar