Sesimizi Duyan Var mı?

Sesimizi Duyan Var mı?

Halil Yeni yazdı:
1999 depreminden bu yana 20 yıl geçti. Fakat doğal afetlere karşı devlet politikası ve duyarlılık gelişmedi. Ormanlar yağmalanıp sermayedarlara peşkeş çekilirken, gece yarısı onaylanan torba yasayla TMMOB’un yetkileri elinden alındı…

Gecenin son dakika geçen haberlerinde kandilli rasathanesinden alınan bilgiye göre Marmara bölgesinde Gölcük merkezli bir depremin gerçekleştiği ve ilk belirlemelere göre 50 kişinin öldüğü söyleniyordu. Sonra spiker 100 dedi. 200 dedi. 300 dedi. Spiker sustu. Yayın akışı durdu. Artık deprem bölgesine ulaşılamıyor, hiçbir yetkiliden bilgi alınamıyordu.

17 Ağustos 1999 gecesi gerçekleşen depremin hemen ardından devriye gezip kamera kaydı yapan polis otosundan polis merkezine ‘’ Kocaeli büyük hasar var. Yardım lazım, yardım!’’ çağrısı iletildi. Telsizin karşı tarafında sakin bir ses, ‘’Anlaşıldı. Tamam’’ dedi. Fakat felaketin büyüklüğü gece aydınlanıp sabah olunca, yardım çığlıkları ayyuka çıkınca fark edildi.

Pazartesini Salıya bağlayan gece saat 03.02’de 7,5 büyüklüğünde gerçekleşen deprem 45 saniye sürdü. Deprem de resmi raporlara göre, 17.480 kişi öldü, 23.781 kişi yaralandı, 505 kişi sakat kaldı. 285 bin konut, 42 bin işyeri hasar gördü. Resmi olmayan verilere göreyse kayıplar çok daha fazlaydı. Yaklaşık 50 bin ölü, ağır ya da hafif olmak üzere 100 bin’e yakın yaralı vardı.  Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600 bin kişi evsiz kalmıştı. 

1999 Depremi ve Devletin Acizliği

Deprem sonrası Devletin afetlere karşı ne kadar hazırlıksız olduğu da anlaşılmıştı. Hükümet ve Doğal afet kuruluşları panik içinde ne yapacaklarını düşünürken en yalın haliyle insan dayanışması ön plana çıktı. İnsanlar kendi çabalarıyla enkazlara müdahale ediyor, enkaz altından yaralı çıkanlar hastaneye gitmeyip göçük altında kalanları kurtarmaya çalışıyordu. Askerler elleriyle üst üstte yığılmış betonları kaldırıyor, yıllarca ölüm korkusuyla kazma sallayan maden işçileri Kocaeli ye gelip yaşamı geri getirmeye çalışıyordu.

Devletin tüm olanaklarından faydalanan Türk Kızılay’ında çadır rezaleti yaşanıp, kurum adam kayırma haberleriyle çalkalanırken ve dönemin MHP’li sağlık bakanı Osman Durmuş’un en büyük derdi Ermenistan ve Yunanistan’dan gelen insani yardımların kabul edilmemesi olmuşken, Türkiye’nin her yerinden bölgeye ihtiyaç duyulan malzemeler gönderiliyor, 52 ülkeden uluslararası kurtarma ekipleri dayanışmaya koşuyordu.  

Gerçek Bilgiler Kamuoyundan Gizlendi mi? 

Marmara depreminin 13. Yılında “Gerçek rakam 100 bin ölü” manşetiyle çıkan Yurt gazetesi önemli bir iddiayı ortaya atmıştı. Marmara depremi sonrası kamuoyuyla paylaşılan rakamın gerçeği yansıtmadığını bildiren gazete gerçek ölü sayısının 100 bin olduğunu yazmıştı. Yurt gazetesi dönemin hükümeti tarafından OHAL ilan edilmemesi için gerçek rakamın gizlendiğini bildirerek iddiasını o dönem belediye başkanlığı yapan ve hala görevde olan bir belediye başkanının açıklamalarına dayandırdı.

Adalet Ne yana düşer Usta ?

Deprem sonrası yapılara onay veren ve onları denetlemeyen yetkililer hiçbir ceza almazken bütün suç evleri yapan müteahhitlere atıldı. Yargılanan müteahhitlerin çoğu da yerel yönetimlerle birlikte ortak suç işlemenin verdiği yetkiye dayanarak ceza almadı. Haklarında yaklaşık 2100 dava açıldı. 1800’ü hukuki boşluklardan dolayı cezasız kalırken kalan 300 davanın 110 kadarına verilen cezalar ertelenip geri kalan davalar 2007 tarihinde 7.5 yıllık süreleri dolduğu için zaman aşımına uğradı.

Yalova’da 173 dava açıldı. Açılan davalar arasında ceza alan tek isim adı depremle özdeşleşen Veli Göçer, 18 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi. “Taksîr nedeniyle 198 kişinin ölümüne sebebiyet vermekten” 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Göçer 21 Ekim 2004 tarihinde hapse girip 7,5 yıl hapis yattıktan sonra 2011 yılında tahliye oldu.

Örnek Davalar ve Sonuçları

• Düzce Ersoy Apartmanı: 36 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
• Düzce Ömür Hastanesi: 11 kişi öldü, dava zaman aşımına uğradı.
• Yalova Ceylankent Sitesi: 98 kişi öldü, 2 sanığa verilen hapis cezaları ertelendi.
• Kocaeli Ubay Apartmanı: 58 kişi öldü, müteahhit hakkında verilen ceza ertelendi.
• Yüksel Sitesi: 316 kişi öldü, 5 sanığa verilen çeşitli cezalar ertelendi.
• Can Göçer ve Zafer Çoşkun: Veli Göçer’in oğluyla ortağı yakalanamadığı için haklarındaki dava zaman aşımına girdi.
• Sakarya: 695 davadan sadece 5 kişiye ceza çıktı.
• Kocaeli: 600 dava açıldı, 12 kişi 10’ar ay hapis cezası aldı. 6’sının cezası infaz edildi, 6’sı için süre istendi.
• Yalova: 173 dava açıldı, hemen hemen tamamı sonuçlandı. Ceza aldığı bilinen tek isim Veli Göçer 18 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi.
• Düzce: Yaklaşık 220 dava açıldığı sanılıyor. Yargılamaların sonucunda hiç kimse cezaevine girmedi.

‘’Sesimizi Duyan Var mı?’’

1999 depreminden bu yana 20 yıl geçti. Fakat doğal afetlere karşı devlet politikası ve duyarlılık gelişmedi. Ormanlar yağmalanıp sermayedarlara peşkeş çekilirken, gece yarısı onaylanan torba yasayla TMMOB’un yetkileri elinden alındı. Birinci dereceden deprem bölgesi olan ve kayıtlı 15 Milyon nüfusu içinde barındıran İstanbul’da afet toplanma alanı olarak belirlenen 493 bölgeden 416 tanesi, alışveriş merkezi, rezidans ve gökdelene, kentin acil ulaşım yolları da otoparklara dönüştürüldü. Bu ve buna benzer onlarca durum farklı şehirlerde de kendini gösterirken 20 yıl önce yıkık binalar arasında yankılanan o haykırışı hatırlatmanın yine zamanı.

‘’Sesimizi duyan var mı?’’

‘’Orda kimse var mı? ’’   

Diğer Yazılar