Kurban Bayramı

Kurban Bayramı

Hasan Macit yazdı:
Bazı din bilginleri, mutlaka hayvan kesilmesinin gerektiğini vurgularken, kimisi buna gerek olmadığını, hatta hayvan katliamı olduğunu söylemekte…

Kurban bayramını bu hafta kutlayacağız.

Önceki yıllardaki kurban bayramlarında, kesimden anlamayan acemilerin, kesmez kör bıçaklarla kesmeye çalıştıkları, hayvanlara yaşattıkları eziyeti gördük; yaşadık.

Rast gele yerlerde kurban kesimi yapıldığını, kurban artıklarının  (kan, tırnak, karın v.b) sokaklara ve caddelere, oraya buraya atıldı. Bu durumu görsel ve yazılı basında üzülerek izledik.

Kurban derilerinin delik deşik yapılıp ekonomik değerinin kaybolduğunu biliyoruz. Hayvan kaynağımıza bilinçsizce zarar verildiğini de biliyoruz.

Beklentim, bu bayramda geçmişte yaşananlar yaşanmaz ve çirkin görüntülerle dünyaya rezil olmayız.

                                                                                    ***

Kurban, inanç sömürüsünün pik yaptığı bir konuma geldi.

Kurban ibadeti ticarete dönüşmüş durumda. Büyük marketler kurban işine girdi. Kurban satışı ve kesimi için boy boy ilan ve reklam vermekteler.

Kurban kesmek isteyenlerin yerine, kurban kesip yoksullara dağıtma vaadi ile ortaya çıkan, ne olduğu belli olmayan yüzlerce dernek, vakıf bulunuyor.

Bunlar yurt içinde ve dışında kurban kesmek için trilyonlarca lira toplamakta ve kurban derisi Kapma yarışına girmekteler.

Bunlarla ilgili birçok söylenti ve şaibe…

Kurban bayramında, büyük meblağların döndüğü bir kurban sömürüsü yaşanmakta…

Kontrolü yok! Denetimi yok!

                                                                      ***

Din bilginleri, kurban ibadeti ile ilgili çelişkili açıklamalarda bulunmaktalar. Hangisinin doğru, hangisinin yanlış anlayabilmiş değiliz; kafalar karmakarışık. Herkesin ibadetini doğru yerine getirebilmek için aydınlanma gereksinimi var.

Bazı din bilginleri, mutlaka hayvan kesilmesinin gerektiğini vurgularken, kimisi buna gerek olmadığını, hatta hayvan katliamı olduğunu söylemekte.

Topluma, dini konularda önderlik eden, yol gösteren din bilginlerinin, ayetleri farklı yorumlama ve anlamalarından çelişkiler çıkmakta.

                   ***

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim, Arapça konuşan topluma indiği için dili, Arapçadır. Bu durum çeşitli ayetlerle de açıklanmıştır.

Halkımızın büyük çoğunluğu Arapça bilmediği için, inancını yaşarken ve uygularken, din adamlarının açıklamalarına göre ibadetini yapmakta. Açıklamalar farklı olunca, ibadeti yerine getirenlerin uygulamaları da farklı olmakta.

Kutsal kitabımızın Türkçe çevirileri de yorum ve anlam farklılıkları nedeniyle farklılıklar göstermekte.

                                                                                   ***

Cumhuriyetin kazanımları sonucu, Türkiye’nin her konuda yetişmiş insan kaynağı var. Onlarca ilahiyat fakültesi var. Birçok bakanlığın bütçesinden fazla olan Diyanet İşleri Başkanlığı var.

Bu kurumların yetiştirdiği yetkin, bilgili, donanımlı uzmanlardan oluşan bir şura toplayıp Kur’an-ı Kerim Türkçeye çevirebilir; bütün tartışmalar sonlandırılır.

İnsanlarımız anlayarak, bilerek inançlarını yaşarlar. Bilerek anlayarak yapılan ibadet kadar güzel ne olabilir?

 Ne yazık ki; insanlarımızı din ve Allah ile aldatanlar Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesine şiddetle karşılar.

Mustafa Kemal Atatürk, insanlarımızın bilerek, anlayarak ibadet edebilmesi, batıl inançlardan kurtulmaları için Kuran-ı Kerimi Türkçeye çevirtmişti.

Ünlü şairimiz Ziya Gökalp’in dediği gibi herkes okuduğu duanın anlamını biliyordu:

                                         “Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,

                                          Köylü anlar manasını namazdaki duânın…

                                         Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’ân okunur.

                                         Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ’nın.

                                          Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!”

                İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif de dinimizi anlayarak, bilerek yaşamanın önemini, şiirinde dile getirmiştir:

                                       “Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik,

                                        Çare yok, gösteremezdik bu kadar sersemlik.

                                       “Böyle gördük dedemizden!” diye izmihlali

                                       Boylayan bir sürü milletlerin olsun hali,

                                       İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de!

                                      Yoksa bir maksat aranmaz mı bu ayetlerde?

                                       Lafzı muhkem yalnız, anlaşılan, Kuran’ın:

                                      Çünkü kaydında değil hiçbirimiz mananın

                                      Ya açar Nazm-ı Celil’in, bakarız yaprağına;

                                      Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

                                      İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,

                                     Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.”

                Halkımızın bilerek, anlayarak özgürce ibadetini yapacağı günlerin gelmesi dileğiyle, bayramınız kutlu olsun.

hasanmacit@gmail. com

Diğer Yazılar