ÖZGÜR RUHLAR

ÖZGÜR RUHLAR

Kâmuran Şems yazdı:
“Mutlak özgürlüktür yoktur, hoşuna giden ne varsa onu seçme özgürlüğü ve sonrasında kendini aldığın bu karara adamak var olandır.” der The Zahir adlı kitabında…

Dünya üzerinde her hangi bir konumda, bir bebeğin doğması beklenmekte. Acaba kime benzeyecek, saçlı mı doğacak, ismi ne olacak, rengi ne olacak, zengin mi olacak?

Zincirleme sorular ve laflarla bu minik varlığın geleceği şekillenecek.

Peki ama bu bebecik ne kadar özgür olabilecek?

Ey Özgürlük…

Özgürlük kavramının bir ikilemin parçası olması onu karmaşık kılmakta. Bu ikilemde hürriyet negatif ve pozitif olarak tanımlanır. Bireyin “bir engel veya sınırlandırmaya maruz kalmaksızın eylemde bulunması”  bir bakıma “kısıtlamaların, harici engeller, yokluğu” negatif özgürlüktür.

Bireyin “arzu ettiği eylemde bulunabilmeye muktedir olması” yani bireyin dahili engelleri kaldırarak kendi efendisi olması ve kendini gerçekleştirmesi pozitif özgürlüktür.

Bu dilemmaya girmeden Gerald MacCAllum çok temel bir tanım ortaya koyar:

Özgürlük gayri ihtiyari üç değerli bir ilişkidir: Özne (x), engelleyici koşullar (y), hedef (z) (yani yapmak ya da olmak)

Kuşkusuz makro ölçekten bakıldığında işin içine güvenlik, politikalar, siyaset, devletler, sistemler, iktidarlar, yönetilen, yöneten değişkenleri girer ve konu daha da sofistike bir hal alır.

İşte tam bu noktada Michel Foucault,’nun özgürlük ile ilgili düşüncelerini çağırabiliriz. Kuramcı önce, “özgür hareketin belirleyici analizini; ve bu hareket  ile gücün, zorlama-baskı ilişkisinin, tabiatını” dile getirir. Foucault gözüyle bakıldığında “özgürlük ve güç, teori ve pratikte birbirlerine karşıt olmanın aksine görelik bağlamında bağlıdırlar.

Öte yandan dört başı mamur modernlik, çeşitli güç ilişkilerinin ve etkilerinin insanın taşıdığı evrilme tohumlarının yeşermesini görmezlikten geldiği bir noktadadır.

Foucault “güçler ilişkisini farklı kuvvetlerden ve boyutlardan yapılar” olarak görür. Yapısal olarak ele alındığında bunlar edilgin birer monoblok olmaktan ziyade tarihi ve kurumsal pratiklerle şekillenmiş kuvvetler ve boyutlardır.”

Kuramı bir taraf bırakıp asıl soruyu hatırlarsak mikro ölçeğe inildiğinde, bunca kuram içerisinde, ferdî özgürlük güçler arasında ne durumdadır?

Özgürlük verilir mi, alınır mı?

Yeni doğacak o yavrucak bu güçler içerisinde nedir?

Elbette bir güç kaynağıdır. Bu kaynağın kimler tarafından, nerede ve nasıl kullanılacağını kestirmek her zaman zor olmuştur. Kimileri bunun cevabını ilimde, hurafede, bilimde, sanatta, sporda, pratikte arayacaktır.

Bu arada bizim bebek tüm siyasi, ahlaki, etiksel ve kültürel normatif şartların oluşturduğu inançlar ve dayatmalar doğrultusunda bir kucak çocuğu mu, bir öteki mi, azılı bir suçlu mu, medyatik şahısları taklit eden bir soytarı mı,  bir halk kahramanı mı olacaktır o da bilinmez.

Her ne olursa olsun, mutlak bir özgürlük içerisinde olamayacağı mutlak bir gerçektir. Paulo Coelho bu vaziyetten harika bir sonuç çıkarmıştır.

Mutlak özgürlüktür yoktur, hoşuna giden ne varsa onu seçme özgürlüğü ve sonrasında kendini aldığın bu karara adamak var olandır.” der The Zahir adlı kitabında.

Bu pencereden bakmak, direnç gösterip üzerine yapışmış , ruhunun ta derinliklerinde doğru bulmadığın inançlar ve hayatına sızmış maddi/manevi tüm sembollerden sıyrılmak emin olun herkese çok iyi gelecektir. Bu yolda büyük bir temizlik en önemli şart.

Şahsen temizliğe evden başladım ve fark ettim ki ne çok kullanılmayan eşya ile çevrilmişim. Aslında resmen boğulmuşum da haberim yok. Yoğun çalışmalarım sonuncunda saffet içindeki mekanda otururken bir karar aldım, daha doğrusu bir seçim yaptım:

Özgür bir tüketici olmaya karar verdim, bir başka deyişle Dirençli Tüketici’yim artık.

Yapılacak şeyler çok basit; Sadece ihtiyaç duyulduğunda ve promosyon dönemlerinde alış veriş yapılacak, gereksiz istiften uzak durulacak. Hatta mümkünse takas benimsenecek. Moda stil ve özgünlük barındırıyorsa kayda alınacak, vs.

Böylelikle pazar mı beni ben mi pazarı kullanıyorum sorunsalından çıkılıp, özgür bir ruhla yaşanıp gidilecek.

Nereden nereye değil mi?

Diğer Yazılar