İngeborg Bachmann Ödülü ve Özlem Özgül Dündar

İngeborg Bachmann Ödülü ve Özlem Özgül Dündar

Can Aksel Akın yazdı:
İngeborg Bachmann Ödülleri Alman Edebiyatı’nın en saygın ödüllerinden biri olarak dikkatleri edebiyat ve edebiyatçılar üzerine çekmekte, takip edilmelerini ve yaygınlaşmalarını sağlamaktadır…

Avusturya’lı kadın yazar, şair, aktivist, librettist, radyo tiyatrosu yazarı, senaryo yazarı 20. yy. Alman Edebiyatının ve “Gruppe 47”nin en önemli temsilcilerinden İngeborg Bachmann 1926-1973 yılları arasında yaşamıştır. İngeborg Bachmann ödülleri ise 1977 yılından başlayarak düzenlenmektedir. Ödül etkinliği, televizyon ve radyo üzerinden canlı yayınlanmakta geniş çevrelerce takip edilmektedir. Öyle ki 2013 yılında Avusturya Televizyonu’nun (ORF) bütçe kısıtlamaları nedeniyle yayından kaldırılacak olması büyük tepki görmüş ve üst düzey siyasetçiler duruma çözüm bulmak zorunda kalmışlardır.

Bachmann, uyumlu bir aile hayatı içerisinde mutlu bir çocukluk geçirdi. Babası Matthias Bachmann ilkokul öğretmeniydi. Kendinden küçük kız kardeşi İsolde ile arasında iki yaş ve en küçük erkek kardeşi Heinz ile arasında 13 yaş vardı. Annesi Olga Haas derin bir sinema hayranıydı. Klagenfurth’da gittiği filmleri en ince detaylarına kadar kardeşlere aktarırdı.

İngeborg, küçük yaşlarında beste yapmaya, şiirler yazmaya başladı. 1970 yılındaki bir röportajında, hayatını değiştiren hatıralarının ilki olarak Adolf Hitler’in Avusturya’yı ilhak etmesinden bahseder.  İlhak sırasındaki, yüksek sesle bağırışmalar, marşlar, onbinlerce kişinin yaptığı Hitler yanlısı yürüyüşler, onun çocukluğundan gelen korkunç acılarının da sebebidir. Avusturya’nın, Almanya’ya katılması ve süreç içerisinde  haftalarca süregelen kutlamalar onu derinden etkilemiştir.  Doğduğu ve yaşadığı şehir Nazi’lerin kalesi olarak kabul edilen Kaernten eyaletinin başkenti Klagenfurt’dur. Bu bağlamda babasının da henüz 1932 yılında NSPD (Nazi Partisi)  üyesi olması onu şaşırtmaz. Klagenfurt’u kuşkusuz bu yüzden de hiç sevmemektedir. Babasının ailesinin Slovenya-Avusturya sınırındaki köyü, Gailtal’daki Oberfallach çocukluk hatıraları içinde çok önemli yer tutar. Geçirdiği uzun tatil ayları, burayı daha çok sevmesine sebep olmuştur.

Bachmann’ın şiire başlaması müzik üzerinden olmuştur. Besteler yapmaktadır. Bir röportajında bestelediği müziğine söz bulamadığından ve çözüm olarak kendi sözlerini yazmaya başlamasından bahsetmektedir. 19 yaşına geldiğinde savaş henüz bitmiştir. Klagenfurt’u terk edecek ve bir daha geri dönmeyecektir. II. Dünya Savaşı’nın yıkımı her yerde sürmektedir. Viyana Üniversitesi öğretime henüz yeniden başlamamıştır. İnnsbruck’da başlar üniversiteye. Graz’da devam eder. Ancak sonunda Viyana’ya gelir. Felsefe, Alman Dili ve Edebiyatı, Pisikoloji ve Hukuk bölümlerinde savaş sonrası açılan ilk öğretim yılından itibaren eğitim alma fırsatı bulur.

Ünlü Filozof Victor Kraft’ın (1880-1975) öğrencisi olmuştur. Savaş öncesi Viyana’nın kültürel ve bilimsel birikimininden geriye kalanların tamamından faydalanmayı başarır. Filozof “Martin Heidinger’in Varoluşçuluk Felsefesinin Eleştirel İncelemesi” başlıklı bir doktora tezi yazarak öğrencilik hayatını tamamlar.

İlse Aichinger, Paul Celan ile birlikte okumalar yapar. Şiirleri, “Lkyneus, Dichtung, Kunst, Kritik” dergisinde yayınlanır. Avusturya Radyosu’nda çalışmaya başlamasının ardından 28 Şubat 1952’de “Bir Düş Alışverişi” adlı radyo oyunu yayınlanır. Gruppe 47’nin 10. buluşmasına Hans Werner Richter tarafından davet edilir. Bu oluşum Alman edebiyatı için çok önemlidir. İki yıl sonra Gruppe 47’nin 12. buluşmasında ödül  alır. Burada ünlü besteci Heinz Werner Henze ile tanışır. Henze ve Bachmann çok yakın dost olacaklardır. “Die Gestundete Zeit” (Ertelenmiş Zaman) Frankfurt’ta yayınlanan ilk şiir kitabıdır. Henze için bir pandomim bale, radyo oyunu ve iki opera metni yazar. Ünlü besteci Henze bir konuşmasında Bachmann hakkında kendisinden 6 gün önce doğduğunu ancak bilgisinin gün farkının çok çok üzerinde olduğunu belirtmektedir.

1959-60 yılında Frankfurt Üniversitesi’nin yeni kurulan şiir kürsüsüne ilk doçent olarak davet edilir.  İngiltere, İtalya, Almanya, ABD. başta olmak üzere birçok seyahatler gerçekleştirmiştir. Sayısız ödül kazanmıştır. Bunlar arasında:

1953, “Gruppe 47” Ödülü

1959, “Savaşta Kör Olanlar Adına” verilen radyo oyunu ödülü,

1961, “Alman Eleştirmenler Ödülü”

1964, Alman Dil ve Edebiyat Akademisi’nin Georg Büchner ödülü,

1968, Avusturya Devleti Büyük Edebiyat Ödülü,

1971, Anton Wildgans Ödülü aldığı başlıca ödüller olarak sıralanabilir.

Sanatçı’nın ütopik bir hayali vardır. Herşeyin mükemmel olduğu bir ülke, herşeyin mükemmel olduğu bir dünya hayal etmektedir. Sürekli iğrençlikler, gündelik hayattaki paradokslar, sahip olduklarımızın hiç bir şey olduğunu ifade etmesine neden olmuştur. Günün birinde gelecek olan bir şeye inanmaktadır. Ancak onun gelemeyeceğini, çünkü çoktan yok edildiğini bilmektedir. 1973 yazında verdiği son röportajlardan birinde yine de, o şey’e inandığını yoksa yazamayacağını ifade etmektedir.

Bachmann’a  göre sanat, yaralanabilir ve güvenceden yoksun olmalıdır. Bir kirpiye benzetir, dikenlerinin altındaki karnı yumuşaktır. Ona göre her şeyin sonu yine başarısızlıktır ancak hangi seviyede başarısız olduğu ona göre değerlidir.

Bachmann’ın şiirleri  iki soyut sanatı: felsefe ve müziği birleştirmekte. Kendi ifadesiyle şiir zamanında veya zamanı gelmeyen bir şeyi anlatmaktadır.

1973 Mayıs’ında Avusturya Kültür Ofisi’nin davetlisi olarak, Polonya’da Ausschwitz ve Birkenau toplama kamplarını ziyaret eder. Üniversitelerde konuşmalar yapar. Aynı yıl, 26 Eylül’de Roma’daki evinde aşırı dozda uyku ilacı alan Bachmann, elinde yanık sigarayla uykuya dalar, çıkan yangında ağır yaralanır ve 17 Ekim’de arkasında geniş bir külliyat bırakarak ölür.

1953’de aldığı ödüle bir gönderme olarak “Gruppe 47”den esinlenen “İngeborg Bachmann Edebiyat Ödülleri”1977 yılından itibaren Avusturya’nın Klagenfurt şehrinde düzenlenmektedir. Bu ödül, Alman Edebiyatı’ın en önemli ödüllerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Yaz başında, üç gün olarak düzenlenen etkinliklerde, seçilerek davet edilen yazarlar birbirlerinin ardından 25 dakika boyunca henüz yayınlanmamış metinlerini, şiirlerini salondaki halka ve değerlendirme kuruluna sunarlar. Metinler Almanca yazılmış olmalıdır. Bu şekilde değerlendirilerek her yıl, İngeborg Bachmann ödülü ve diğer ödüller sahiplerini bulurlar. 2008 yılında değerlendirme kurulu üyelerinin sayısı dokuzdan yediye, davet edilen edebiyatçıların sayısı da onsekizden, ondörde indirilmiştir.

2017 yılından itibaren “Deutschlandfunkpreis” (Alman Radyo Ödülü) ödül kategorilerine dahil edilmiştir. “Bergmann ödülü” ve “Deutschlandfunkpreis” dışında 3Sat Ödülü, “Kelag Ödülü”, “BKS Halk Ödülü” verilmektedir. 

2018 Kelag ödülünü kazanan Özlem Özgül Dündar “und ich brenne” (ve yanıyorum, daha sonraki ismiyle Türkenfeuer) metniyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Yaklaşık 10 sayfalık kısa metinde 1993 yılında Almanya’nın Solingen şehrinde çıkartılan yangında ölen üçü çocuk beş kişiyi konu almaktadır. 1983 yılında Solingen’de doğan ve yangın olduğunda 10 yaşında olan Dündar bu yabancı düşmanı saldırıdan kişisel olarak derinden etkilenmiştir. Ailesiyle yanan evi ziyaret etmiştir. 

Dündar, bir ropörtajında metninde hayali kişilerin varlığından ve hayali dialoglarla  metninin belgesel niteliğinden uzaklaşmakta olduğunu ifade eder. 2019 yılı içinde bir romana ve bir tiyatro eserine de dönüşen metin, Klagenfurt’ta düzenlenen İngeborg Bergmann ödüllerinde sadece dört anne üzerinden anlatılmaktaydı. Dündar’ın kazandığı bir diğer ödül de Retzhofer Drama Ödülü’dür. Bu ödülü “Jardin d’Istanbul” (İstanbul Bahçesi) adlı oyunuyla kazanmıştır. Özlem Özgül Dündar aynı zamanda çevirmen olarak da faaliyet göstermektedir. Ünlü şair Haydar Ergülen’in şiirlerini Almanca’ya çevirerek (Die Ecken deiner Stille) Elif Verlag tarafından yayınlanmalarını sağlamıştır. 

Geçen hafta 2019 yılı için  ödül kazanan edebiyatçılar ve eserleri açıklanmış, yine büyük ilgi çekmiştir. Kazananlar: İngeborg Bachmann Ödülü; Birgit Birnbacher:Der Schrank”

“Deutschlandfunkpreis”; Leander Fischer: “Nymphenverzeichnis Muster Nummer eins Goldkopf”

3Sat Ödülü”; Yannic Han Biao Federer: “Kenn ich nicht”

“Kelag Ödülü”; Julia Jost: “Unweit vom Schakaltal”

ve “BKS Halk Ödülü”; Ronya Othmann: “Vierundsiebzig”.

İngeborg Bachmann Ödülleri Alman Edebiyatı’nın en saygın ödüllerinden biri olarak dikkatleri edebiyat ve edebiyatçılar üzerine çekmekte, takip edilmelerini ve yaygınlaşmalarını sağlamaktadır. İngeborg Bachmann’ın asla vazgeçmediği umut, Avusturya’nın hiç sevmediği Klagenfurt şehrinden onun aracılığıyla yeniden yeşermektedir. Ünlü yazar’ın eserlerini değerli yazar, çevirmen Ahmet Cemal Türkçe’ye kazandırmıştır.

Diğer Yazılar