Uyandırma Saati

Uyandırma Saati

Cüneyt Göksu yazdı:
Siyasal İslamın baş rol oyuncularından çok, buna sessiz kalıp gemisini yürüten bir prototip insan tipi var ki, bence bu kitle, bilinçli olsun veya olmasın, en çok destek veren ve kaypak olanı, üstelik en çoğunlukta olan da onlar.

Nazım’ın ‘Vatan Haini’ şiirini bilen bilir. Bilmeyenler önce onu, sonra bu yazıyı okusun lütfen.

“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.

Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”….

diye başlar ve devam eder

Nazım Usta’nın, çürümüşleri, ilkesizleri, işbirlikçileri apaçık, her devirde anlaşılabilecek yalınlıkla tasvirlediği bu şiiri her okunduğunda, yaşadığı çevreye dikkatle bakanlar, pek de bir şeyin değişmediğini fark eder.

Türkiye’nin yakın tarihine katmer katmer işlemiş, bütün damarlarında dolaşan Siyasal İslam, farklı siyasi partiler ile varlığını sürdüre sürdüre bugüne kadar geldi, kolay da gitmeyecek. Ama Siyasal İslamın baş rol oyuncularından çok, buna sessiz kalıp gemisini yürüten bir prototip insan tipi var ki, bence bu kitle, bilinçli olsun veya olmasın, en çok destek veren ve kaypak olanı, üstelik en çoğunlukta olan da onlar.

Biraz açalım;

Beyaz ya da mavi yakalı, iyi kötü işi olan, ortalamanın az çok üzerinde kazanan, okul ev eşya gibi taksit sarmalında olup, yaşadığı hayattan da çok taviz vermek istemeyen bir tip bu. Vatan, millet, tarih, toplumsal hayat gibi öncelikleri var gibi görünse de, yeri gelince biraz Atatürkçü, yeri gelince biraz da solcu gibi gözüken ama özünde ‘hayatta kalmak’ için saydığım ve sayamadığım bütün değerlerinden vazgeçebilecek, tavize hazır bir kesim.

Bu prototipi daha iyi de tarif eden biri çıkar ama tariflerle bu prototipi anlamak yetmez, önemli olan bu tiple nasıl yaşayacağız. Sistemin var ettiği, sistem var oldukça da buna uyum sağlayacak, kendini görünmez yapıp hep saklanacak bu tip. Siyasal İslam’a ister ekonomik çıkarları, isterse de muhafazakârlıktan bağlanmış olsun, bu arkadaşları tanımak şart.

Çalıştığınız işyerinde, bir toplantı sırasında verilecek kararda ki ‘adam sende’ demesinden, işverenin çıkarı ve kendi iş güvenliğini toplum ve insan çıkarının üzerinde tutmasından tanırsınız.

İstanbul’un yeni havalimanını tartışırken, saydığınız yanlışlara, risklere karşılık, ‘Artık Yapıldı’ deyip görmezden gelmesinden tanırsınız.

Gezi için atıp tutup, boy boy Taksim’deki fotoğraflarını paylaşmasından ama Gezi yargılanırken hiç sesini çıkarmamasından şıp diye tanırsınız.

Liste uzar gider…

Bu insanlar, yakın arkadaşlarınız, meslektaşlarınız, akrabanız ve belki de kardeşiniz olabilir. Bu çoğunluk içinde kendinizi yalnız hissettiğinizde Nazım’ın şiirini düşünün. Ben öyle yapıyorum. Onları “Vatan Haini” olarak asla görmüyorum ama belki bir hareketiniz, bir eyleminiz, bir sözünüz her gün o sarmalın içinde olanların bazılarına örnek olur, etki yapar, iz bırakır ve belki bazıları uyanır diye…

Diğer Yazılar