Nureyev: “Beyaz Karga”

Nureyev: “Beyaz Karga”

Can Aksel Akın yazdı:
Balede erkeklerin rolünü ve giderek baleyi yeniden yaratan Nureyev’in iç dünyasında yaşadıklarını, sanatsal olarak ortaya çıkışını izlemek istiyorsanız bu filmi kesinlikle izlemelisiniz…

Efsanevi Rus balet Rudolf Nureyev’in (1938-1993) hayatının belli başlı aşamaları, “Beyaz Karga” (The White Crow) filmiyle yeniden beyaz perdeye aktarıldı. Film ismini, Nureyev’e farklı olduğu için çocukluğunda verilen takma isimden alıyor.

Avrupa’da Mart ayında gösterime giren film, 21 Haziran’dan itibaren ülkemizde de izlenebiliyor. Müzik olarak içerisinde bale repertuvarının baş yapıtların yanı sıra film için özel olarak bestelenmiş parçalar da bulunmakta. Besteci, İlan Eshkeri bütün müzikleri tek bir tını ortamında birleştirmeyi başarmış. Filmin yazarı, David Hare de düşünsel boyuttaki yol göstericiliği atlanmamalı. Hare daha önce başka bir beyaz perde adaptasyonuyla Oscar’a aday gösterilmiş dikkat çekici fikirleri olan bir yazar.

Kuşkusuz filmde Nureyev’den sonra en etkili karakterlerden biri ünlü oyuncu Ralph Fiennes’in canlandırdığı Nureyev’in bale hocası Alexander Pushkin karakteri. Fiennes aynı zamanda “Beyaz Karga”da üçüncü filminin de yönetmenliğini yapmış.  Ülkemizde özellikle 1993 yapımı “Schindler’in Listesi” ve 1996 yapımı “İngiliz Hasta” filmleriyle tanınıyor.

“Beyaz Karga” basit bir anti-sovyet propagandası değil aynı zamanda sanatsal olarak derin içeriği ile farklı bir biografik drama olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda, ileride de Nureyev üzerine çekilen filmler arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olacaktır.

Tutkulu, coşkun dans sahneleri haricinde, melankolik bir yapısı var. Müzikleriyle de Eshkeri bu kurguyu mükemmel bir şekilde destekliyor. Resim olarak da pastel tonları tercih etmiş Fiennes. Bu renklere uygun bir profilde, çok başarılı bir oyunculuk da ortaya koymuş. İçine kapanık, mesafeli, derin bir karakter oynadığı. Felsefi dialogları Nureyev’e aktarırken, bale hocası olmanın ötesinde bir akıl hocası olarak da ağırlıklı bir konumu var. Sanki Nureyev’in engel tanımaz, sürekli çabalayan, coşkun sanatsal kişiliği değil de, Fiennes’in canlandırdığı Pushkin’in KGB odasındaki kaygılı ve hüzünlü hali film müziklerine ilham olmuş. Müzik açısından bu soyutlama filme olması gerekli özel bir boyut katmış.

Fiennes, bale hocası olmasının dışında da bir sanat hocası olmanın yükümlülüklerini de başarıyla aktarıyor. Nureyev de onun söylediklerini kavrayarak, sadece fiziksel kapasitesini değil, entelektüel birikimini de geliştiriyor.

Pushkin naif, kibar sınırları çerçevesinde sanatta tekniğin zaten olmazsa olmaz olduğunu ancak sanatın bunun çok ötesinde başladığını net bir şekilde aktarıyor. Sanat ona göre tekniğin çok ilerisinde bir yerlerdedir. 

Chulpan Khamatova ise Pushkin’in eşi karakterinde , Nureyev’in duygusal olgunlaşmasını ve hocasını giderek de hayatı daha iyi anlamasını sağlıyor. Genç yaşta annesinden ve kardeşlerinden ayrılarak devam ettiği bale eğitiminde, sanatı için ihtiyacı olan duygusallığı Pushkin’in eşi ona öğretiyor. Fırtınalı bir kış günü, bir trende dünyaya gelen Nureyev’in daha sonra bir “Trans-Sibirya Treni” ile Puschkin’lere “vedası”  güzel bir metafor ortaya koyuyor.

“Beyaz Karga” Julie Kavanagh’ın Nureyev Biyografisi’ne dayanarak sinemaya aktarılmış.  

Özellikle Nureyev’in Paris’e geldiği ilk turnesinde batı’ya iltica etmesi konusuna odaklanılmış. Bütün kurgu, sanatçının özgürce dans etme arzusunu ulaşmak için “özgür batı”’ya iltica etmesinin zorunluğu olduğunu vurgulayacak şekilde düzenlenmiş.

Trendeki doğumundan, Sovyetler Birliği’nin ortasındaki küçük Ufa şehrindeki ilk çocukluğuna, annesi ve kardeşleriyle bir çekilişte kazanılan tek kişilik biletle gittiği temsile, salondaki kocaman avizelerden son derece etkilenmesinin baleye başlamasına neden olmasına, bale okuluna devam etmesi eğitim ve meslek hayatının sakatlığa varan çeşitli zorluklar içeren aşamaları, büyük finale giden bir gerilim çizgisi sergilemektedir. Hiçbir durum Nureyev’in hayata tutunmasını ve kendini ortaya koyabilmesini engelleyemeyecektir. Genç sanatçı sonunda Kirov Balesi’yle Paris turnesine çıkabilecek.  “Beyaz Karga” sanatçının dirayetli, çalışkan, kendine ve sanatına daima sadık olması şiirsel bir şekilde ortaya konmuş.

Turne’ye çıktıktan sonra Paris’teki özgürlüklerden, sanat müzelerinden de çok etkilendiği görülür genç Nureyev’in. Batıyla, batılı dansçılarla ve sanatseverlerle kurduğu dialog, evrensel sanatın sınır tanımazlığını da vurgulamaktadır adeta. KGB ajanlarının baskısını bütün turne boyunca üzerinde hisseden Nurejev, turnenin sonunda Londra’ya başka bir temsile devam edecek dansçı arkadaşlarının yanından ayrılarak, Moskova’ya dönmesi için zorlanır. Paris “Le Bourget” havaalanında  hayatının en zor tercihini yapmak zorunda kalır 23 yaşındaki Nureyev. Arkadaşı Clara Saint rolünde Adele Exarchopolous ona gerekli yardımı yapmasıyla hayatını değiştirmeyi göze alacaktır. Nureyev, sanatını, ülkesi ve ailesine tercih etmek zorunda kalıyor.

Genç sanatçının kendini bale sanatına adamışlığı, Sovyetler’in sanatçı yetiştirmedeki üstün başarısı, 60’lı yılların gerilimli politik tablosunun sanat ve sanatçılar üzerindeki etkisinin sergilenmesi aktarılan diğer başlıca konular olarak sıralanabilir. Nureyev’in kendisini bale sanatına adamasının öyküsü şiirsel bir kurguyla, çoğunlukla sert, dramatik geçişlerle çok güzel bir şekilde aktarılmış.

Besteci İlan Eshkeri, post romantik ve minimalist tınılarını güzel bir orkestrasyonla aktaran Jessica Dannheisser sayesinde,  filmin pastel renklerine uygun, harika yumuşaklıkta müzikler ortaya çıkartmış. Gürcistan doğumlu ünlü Alman kemancı Lisa Batiashvili’nin yorumu ise ayrıca dinlemeye değer. Filmin ve müziklerin uyumu çok başarılı.

Balede erkeklerin rolünü ve giderek baleyi yeniden yaratan Nureyev’in iç dünyasında yaşadıklarını, sanatsal olarak ortaya çıkışını izlemek istiyorsanız  bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.  Henüz ilk filmi olmasına rağmen başrolü oynayan Ukrayna’lı genç balet Oleg Ivenko’yu, meşhur aktörlere tercih ettiren özellikleri taktire şayan. Ivenko, Nureyev’e fiziksel benzerliğinin yanı sıra onun danslarını da eşsiz bir performansla yeniden yaratıyor. Ralph Fiennes yönetmen ve oyuncu olarak “Beyaz Karga”yla küçük bir başyapıt yaratmış.

Diğer Yazılar