İDEOLOJİ mi İDEAL mi?

İDEOLOJİ mi İDEAL mi?

Kâmuran Şems yazdı:
Gerçekten de her canlı ister istemez bu mülkiyet oyunlarının birer kurbanıdır. Oysa şimdilik tek yaşam alanı olarak görünen bu dünyada tüm canlılara, kültürlere, inanışlara, varoluşlara, yönelimlere, eğilimlere, fikirlere saygı gösterip belli bir ölçü çerçevesinde bir arada var olmayı denese, belki, insanlık yeni bir mertebeye yükselebilir…

İdeolojiden, temsil sisteminden, kaçış yoktur der Althusser özetle; çünkü bilinç ile ilgisi yoktur ideolojinin. İmgeler ve kavramların oluşturduğu temsillerin insan üzerinde oluşturduğu yapılardır, ve bunlar bilinç yoluyla olmaz.

Bu durumda gerçekten kaçış olmayabilir ama sıkılmadık mı artık ideolojik safsatalardan, doğallığını yitirmiş, ön yargıyla yoğrulmuş, matlaşmış sağduyulu söylemlerden.

Geçenlerde Goya’nın Hayaletleri filmini  izlemek için ekran başına geçtim, içim almadı filmi desem. Cadı avı, engizisyonun ağırlığı ve  insanda uyandırdığı iğrenme duygusu. Yarım bıraktım, sonra aniden aklıma Rusya’da açlıktan şehirlere inen o görkemli postunu yitirmiş, bir deri bir kemiğe dönmüş,  çöplerde yemek arayan, bembeyaz koca patileri çamur içinde kalmış kutup ayısı aklıma geldi.

Sarsıldım.

Çocuk işçiler, mülteciler, soyu tükenen hayvanlar, yok olan ormanlar, denizler, akarsular, göller, plastik torbalar yutup yaşamını yitiren deniz memelileri. 

Görünen o ki, 21. Yüzyıl’da insanlığın, ehven veya yıkıcı ideolojilerin ortak ve muhteşem eseri bu.

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın ideoloji içerisindeki farklı işaretler, bildiriler, anlamlar, kavramlar, tanımlar anlam kazandırmak için bir mücadeledir.

Dick Hebdige, ideolojiyi gündelik yaşamın en dünyevi alanlarına bile yayılmış olan sahip olma mücadelesi olarak görür.

Gerçekten de her canlı ister istemez bu mülkiyet oyunlarının birer kurbanıdır. Oysa şimdilik tek yaşam alanı olarak görünen bu dünyada tüm canlılara, kültürlere, inanışlara, varoluşlara, yönelimlere, eğilimlere, fikirlere saygı gösterip belli bir ölçü çerçevesinde bir arada var olmayı denese, belki, insanlık yeni bir mertebeye yükselebilir.

Yani düşünceden önce ihtiyaçların aşırıya kaçmadan karşılanması meseledir. Seslerini duyamadığımız tüm canlı türlerinin gereksinimleri doğrultusunda sesi duyulanlarla eşit olarak yaşaması söz konusudur.

Burada bilinci işe katmak gerekebilir. Mimarlıkta, inşaatta, mutfakta, sanatta, matematikte, fizikte, kimyada, sporda kısacası her alanda doğru ölçüler kullanılmazsa hedeflenen işlerde istenilmeyen sonuçlar doğabilir.  Bilinçsizce ve izansız olarak yapılmış, yepyeni görünen asfalt bir yolda yanlış yapılan bir eğim hesabı yüzünden, yağmurlu bir havada bir viraj gölete dönüşebilir. Burada hayati olan standartlara uyulmasıdır.

Sömürüye dayalı her türlü ilişki rasyonel bir pencereden yeniden yazılmalıdır.

İdeoloji orantıyı, dengeyi ve saygıyı merkeze koyan yeni bir formül ile tanımlanmalıdır.

Alman mimar Ernst Neufert özellikle yapı üretimi sanayiinde teknik olarak kullanılabilecek ideal ölçüleri ve oranları geliştirmiş, en sağlıklı uygulamaları sağlayacak standartlar belirlemiştir.

Bunları Yapıları Düzenleme Bilgisi adlı yapıtında toplamıştır. Söz misali bir tekerlekli sandalyenin her yerde en rahat biçimde kullanılması için gerekli tüm bilgiler bu kitapta bulunabilir.

Bu bağlamdan yola çıkarsak, dünya barışı ve sağlığı için çalışan tüm kuruluş, örgüt ve vakıfların tez zamanda Toplum Düzenleme Bilgisi adlı bir manifesto yayınlaması ve adalet duygusu ile arkasında durması gerekmektedir.

Ve en önemlisi bu manifesto mitleştirilmeden yaşadığımız planetin ivedi ihtiyacı olan ideal anayasası olmalıdır.

Haftaya ideolojik toksinlerden nasıl arınılır?

Diğer Yazılar