Toplum Sersemliği Attı Üstünden

Toplum Sersemliği Attı Üstünden

IŞIK KANSU yazdı:
Toplumsal devinim ve evrim, adım adım sersemleşmeden sıyrılmıştır. Bu atak, önlenemez bir yükseliş gösterecektir…

Yazıyı, demokrasi tarihi açısından bir dönüm noktası olacak 23 Haziran seçimleri öncesinde yazıyoruz. Seçimden sonra, seçim sonuçlarını görerek değil!

Tarihsel süreç içinde tıpkı insanlar gibi, toplumlar da sersemletilebiliyorlar. Rönesansı yaratmış dehaların ülkesi İtalya’da, Mussolini iktidara gelebilmiş örneğin…

Topluca sersemleşmenin çeşitli nedenleri olabilir. Eğitimin çağdışına çıkması, ekonomik çöküş ile birlikte işsizliğin artmasının getirdiği çaresizlik ortamında lümpenleşme, her türlü sömürgeciliğin yarattığı dış etkenler, toplumsal çatışmalar ve hiç kuşkusuz siyaset ile birlikte toplumu etkileyen kurumların çürümesi…

AKP’nin iktidara taşınması, hemen hemen bütün bu etmenlerin bir araya gelmesi ile gerçekleşti.

O günleri anımsayalım:

Köy Enstitüleri’nin kapatılmasından sonra adım adım bağnazlaştırılan, 12 Eylül askeri cuntası döneminde de dinsel zorunluluk ile bütünleştirilen eğitim dizgesi, bugün Türkiye’yi yöneten kadroları ve onlara oy verenleri yetiştirmişti.

Kemal Dervişçi, piyasacı küresel dayatmalar iki sonuç doğurmuştu. Türkiye, emperyalist yeni dünya düzenine eklemlendirilmişti. 15 günde 15 yasa gibi, ulusal iradeyi yok sayan zorlamalarla tarım, sanayi ve hizmet alanlarında yoksullaşma, işsizlik, dolayısıyla toplumsal huzursuzluk ortaya çıkmıştı.

Yine küreselleşmenin bir sonucu olarak, sömürgecilerin karşısındaki güçlü ulus devletin parçalanarak; yerine etnik ve dinsel ayrışmacı yeni yapılanmalar kurgulanması için kışkırtılan iç çatışmalar yükselmişti.

Siyaset ve medya, tümüyle siyasetçilerin ve patronların çıkarları yönünde işlev yürütür; kamu alanı da giderek yolsuzlukla özdeş hale gelmişti.

AKP, işte böyle bir süreçte sersemleştirilmiş toplumun çaresizliği karşısına dünya egemenlerince “seçenek” olarak sunuldu ve kabul gördü.

AKP, toplumu sersemleştiren etmenlerin hiçbirini gideremedi, tam tersine sorunları daha da derinleştirdi.

Toplum, üzerindeki sersemleşmeyi ilk olarak 2013 Gezi olaylarında attı. Uyandığını ve direneceğini gösterdi. Ardından 2015 Haziran seçimlerinde AKP’ye bir ders daha verdi.

Bu uyanışın karşısında, AKP, toplum direncini kırabilmek için bir meşruti monarşi bulamacı olan saray düzenini halkoylamasına sunma gereği duydu. O halkoylamasında, tıpkı kendisini reis ilan eden AKP’li gibi bir imam okulu mezunu başkana sahip Yüksek Seçim Kurulu, mühürsüz oylarla saray düzenini devreye soktu.

Oysa, halk dirildiğini duyumsatıyor, bu düzeni istemediğini açık açık belli ediyordu.

Toplumsal devinim ve evrim, adım adım sersemleşmeden sıyrılma eğilimindedir. Bu atak, önlenemez bir yükseliş gösterecektir.

O yüzdendir saray, toplumu “azgın azınlık” diye tanımlıyor. Çok iyi biliyor, bugün dünden, yarın bugünden çok farklı olacak.


Diğer Yazılar