Parası Olmayan Köy Çocukları Okusun Diye…

Parası Olmayan Köy Çocukları Okusun Diye…

İsmail Hakkı Tonguç, parası olmayan köy çocukları okusun diye kurulan Köy Enstitüleri’nin yaratıcısı ve baş uygulayıcısıdır…

Silistre’de yaşama gözlerini açtı. Köy çocuğuydu, köyün orta gelirli ailelerindendi. Her çiftçi çocuğu gibi, ilk oyuncağı toprak oldu. İlkokulu köyün okulunda bitirdi. İyi bir öğrenciydi. Okumayı çok sever, hayalleri vardır, İstanbul’da okuyacak büyük adam olacaktır.

Ortaokulu Silistre’de tanıdık bir ailenin evinde kalarak bitirdi. Hayali olan İstanbul’a bir adım daha yaklaştı. Okul dönüşü hayalini babasını anlatır ama babasının cevabı : “Hayır”dır.

Amcası medrese bitirmiştir ama bir baltaya sap olamamıştır. Çünkü aldığı eğitim yaşadığı ortamın ihtiyaçlarını karşılamıyordu. Köyün işinden anlamaz, üretime katkısı olamayan bir avare olmuştur.

Okul konusu açılınca babasının tepkisi nettir:

“ Amcan gibi avare mi olacaksın? Okuyan adamdan yarar gelmez.”

Ama buna rağmen o hiçbir zaman okuma isteğinden vazgeçmez, umudunu yitirmez. Zaten o amcası gibi medrese okumayacaktır ki o,  öğretmen olacaktır.

Babasının isteği ise ticaret ile uğraşmasıdır, hem kısa yoldan meslek sahip olacak hem de hanenin geçimi için bir kaynak daha doğacaktır.

Babasının isteği gerçekleşir ve çocuk yumurta alım satım işine girer. İş ilk zaman karlıdır, yalnız ilerleyen zamanlarda zarar etmeye başlar. Zararın neresinden dönülürse kardır diyerek bu işi bırakır.

Ülkede nüfus sayımı yapılacaktır, ortaokulda başarılı öğrencisi olduğu için Bucak Müdürü işlenecek fişler için onu çağırır, bu işten para da kazanır. Artık okuyan adamdan yarar geliyordur.

Evde onun durumu için üzülen biri daha vardır. Annesi çocuğunun hayallerini bilmekte ve onu okuyup büyük adam olmasını istemektedir.

Ve anne, babayı ikna eder, cebine koyduğu para ile ver eline İstanbul ama İstanbul’da bir okula yazılmak oldukça güçtür. Orada dolandırılır, elindeki paranın bir kısmını kaybeder.

Aklına çare olarak İstanbul’da yaşayan aile dostu olan Paşa gelir. Bu paşanın ona yaşattığı acı olay, Türkiye Cumhuriyeti’nin en özgün eğitim okullarının kurulmasına vesile olacaktır.

Yanına gittiği Paşa’ya İstanbul’da okumak istediğini anlatır. Paşa’dan şu acı sözleri işitecektir:

“Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz.”

PAŞA’NIN ACI SÖZLERİ

Paşa’nın acı sözleri kulaklarında çınlar ama her şeye rağmen yılmayacaktır, köyden ayrılmadan önce annesine öğretmen olacağına söz vermiştir.

Aklına son bir çare gelir, parasız bir okula yerleştirilmek için Maarif Nezareti’ne yazdığı dilekçeyi, Nazır’a kendi eliyle verir.

Nazır bu genci sever onu bir mektupla memleketi Kastamonu’daki öğretmen okuluna gönderir.

Parası az olan çocuk kimi zaman yürümek zorunda da kalsa Kastamonu’ya varır. Okula yazılır ve annesine verdiği sözü tutar, öğretmen olur.

Daha sonra eğitim alanında başardıkları ile 20. Yüzyıla kadar eğitim alanında fark yaratmış eğitimcileri tanıtmak için derlenen İsviçre Pedagoji Ansiklopedisi’nde ona özel yer ayrılır.

Dedesi onu küçükken kucağına alıp tonguçum (ilk erkek çocuk) diye severmiş, yıllar sonra Tonguç, İsmail Hakkı’nın soyadı olur.

İsmail Hakkı Tonguç, parası olmayan köy çocukları okusun diye kurulan Köy Enstitüleri’nin yaratıcısı ve baş uygulayıcısıdır. Bu özgün ve eşsiz kurumlar, köye öğretmen ve diğer köy meslekleri erbabını yetiştirmek üzere açılmıştır. Ayrıca köy çocukları bu okulda kazanacakları sınıf bilinci ile görev yapacağı köyde,  köylünün ve emeğin yanında toprak ağalarına karşı saf tutacaktır ve artık okumak için bir köy çocuğu kapı kapı gezmeyecek, kilometrelerce yolu yürümek zorunda kalmayacaktır. 

MAZLUM ÜLKELERE ÖRNEK

Hindistan, Unesco’ya başvurarak, içine düştükleri eğitim çıkmazından kurtulabilmek için bir model önermelerini isterler. Unesco onlara adres olarak İsmail Hakkı Tonguç ve Köy Enstitüleri gösterecektir.

Tüm geri kalmış ülkeleri için en ideal model olan Köy Enstitüleri zamanın sınıf ilişkileri ve çıkarlarına kurban edilerek kapatılmamış olsaydı, Türk Devrimi bugün içine düştüğü çıkmazı yaşamayacaktı.

Türk toplumunun 24 Haziran 1960 yılında kaybettiğimiz, Türk köyü ve köylüsü için özveriyle çaba harcayan bu büyük eğitimcimize şükran ve minnet borcu vardır. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 

Diğer Yazılar