Zamana Yaygın Bir Katliam ve Onun Tekerrür İhtimali

Zamana Yaygın Bir Katliam ve Onun Tekerrür İhtimali

Her türlü teknikten bağımsız, çırılçıplak bir insan olarak nükleere karşı çıkmak, ömründe bir kere dahi bir ağaç gölgesinde oturup gökyüzüne bakan her insanın boynunun borcudur…

Ben tam bir Çernobil çocuğuyum. Anne rahmine düştüğü an Çernobil’in bulutlarının tüm gökyüzünü sardığı; okullarında radyasyonlu fındıkların bir cinayet aleti gibi çoktan çocuklara dağıtıldığı, bir bakanın televizyon ekranında taze koyu çayını keyifle höpürdettiği tüm zamanların içine doğan, hepsini soğuran ve bu yüzden de annesinin her gece rüyasında üç kollu, dört gözlü ya da sadece ölü bir bebek doğurduğunu gördüğü bir Çernobil çocuğu.

İnsan türünün doğaya zararının zamana yaygın ve teknik bir katliama dönüştüğü ve günümüzde ancak bir diziyle görünür olan oysa görünmez varlığıyla belki de en sevdiklerimizi sessiz sedasız elimizden alan Çernobil faciasından bu yana 33 sene geçmiş. 33 senedir doğa, insanın inadına ve onun gözlerinin içine bakarak ve hatta güç gösterisi yaparak ölümün dalga dalga dünyaya yayıldığı Pripyat’ı bir yorgan gibi sarıyor. İnadına zehirli de olsa bir hayat yeşeriyor. İnsansa, tarihten hiç ders almamak üzerine edilmiş bir yemine sadık kalırcasına aynı kumara bir daha giriyor. Kumarda riske attığı: insan hayatı, doğa ve bir bütün olarak gelecek. Oysa bu kumarı dünyanın hem en kötü hem de en şanslı kumarbazları dahi oynamazdı. Gelin görün ki hayatımız, kazanç-risk dengesinde kaybı üzerine düşünülmeyecek kadar değersiz bir değişim nesnesi. Ne hoş. 

Her türlü teknikten bağımsız, çırılçıplak bir insan olarak nükleere karşı çıkmak, ömründe bir kere dahi bir ağaç gölgesinde oturup gökyüzüne bakan her insanın boynunun borcudur. Hem de bu karşı çıkışta klişeleşmiş enerji ihtiyacı tartışmaları, Çernobil’i işleten firmanın şimdi de Akkuyu’yu inşa etmesi, şimdiden dibinde oluşan çatlak dahi yok; tek başına, doğaya ait ve yine doğaya gidecek bir insanın yaşama isteğiyle karışık geleceğe ve başka insan hayatlarına hissettiği ödenmemiş borç var. 

Bunları paranoyak bir duruşun taraflı bir söylemi olarak söylemiyorum. Söyleyeceklerim her türlü teknikten arî, siyasi söylemden bağımsız. Gerçi, kendisine zehirli fındıkların bizzat öğretmenler tarafından dağıtıldığı her çocuğun taraflı bir duruşu ve öznel bir söylemi olması son derece olağandır ve kimsenin onu taraflılıkla suçlamaya hakkı yoktur. 

Çünkü bu ülkenin yetişkinleri, o fındıkları o çocuklara dağıttıkları ve onları acı veren bir masumiyetle zehirli fındıkları yerken izledikleri an itibariyle o çocukları herhangi bir şeyle suçlama hakkından vazgeçmişlerdir.

Diğer Yazılar