Ekonomik Kriz Sağlığı Vurdu

Ekonomik Kriz Sağlığı Vurdu

Ekonomideki yangın büyümektedir. Bütçe açığı nedeniyle ek kaynak arayışına girecek olan siyasi iktidar çareyi vatandaşa acı reçete kesmekte bulacaktır. Sağlık başta olmak üzere, kamusal hizmetlerin alımında vatandaştan daha fazla katılım bedeli talep edilmesi gündeme gelecektir. Hastalardan daha fazla katılım bedeli ya da ek ücret talep edilmesi kabul edilemez. Sosyal devlet anlayışının gereği yerine getirilmeli, herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ihtiyacı olan sağlık hizmeti sağlanmalıdır…

Ekonomik kriz ve döviz kurları nedeniyle halk sağlığı olumsuz etkilemektedir. Kamu hastanelerinin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz nedeni ile sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanmaktadır. Siyasi iktidar, çareyi vatandaşın cebinde arayacaktır. Kamusal sağlık hizmetlerinde vatandaştan daha fazla katılım bedeli talep edilmesi gündeme gelecektir.

Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaç ve tıbbi malzemelerin büyük oranda ithal olması ve üretimi Türkiye’de yapılanların ise ham maddelerinin ithal olması nedeni ile sağlık harcamaları döviz kurundaki artışından doğrudan etkilenmektedir. Enflasyon ve döviz kurlarında yaşanan yükselişin sağlık sistemindeki yansımaları yaklaşık bir yıldır kendini göstermektedir.  Bir süredir devam etmekte olan ilaç bulunamama sorununa Üniversite hastaneleri başta olmak üzere kamu hastanelerinde tıbbi malzeme temini noktasında yaşanan sıkıntılar eklenmiştir.

Kamu hastanelerinin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz nedeni ile sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanmakta, bu durum Sayıştay raporlarına da yansımaktadır. Sayıştay raporunda üniversite hastanelerinin artan maliyetler ve yanlış politikalar yüzünden eğitim, araştırma ve hizmet sunma görevlerini sürdüremeyecekleri değerlendirmesi yapılmıştır.

Krizin sağlık sistemine yansımaları kamunun sınırlarını bile aşmış, kimi özel hastaneler kapanırken, kimileri yönünü yurt dışına çevirmiştir. Özel sağlık hizmeti sunan şirketler,  Türkiye’deki büyüme sorunları ve ekonominin işinde bulunduğu süreç nedeniyle bundan sonra yatırımları ağırlıklı yurt dışında yapacaklarını ifade etmektedir.

Ekonomik kriz nedeni ile özel hastanelere gidemeyen vatandaş kamu hastanelerine yönelmekte ve kamu hastanelerinde yığılmalar meydana gelmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) resmi verilerine göre; hastanelere yapılan başvuru adedi 2018’in ilk 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8.2 oranında artmıştır.

SGK geçen yılın ilk 11 ayında hastanelere 45 milyar tedavi, eczanelere de 28 milyar lira ilaç parası ödemiştir. SGK’nın ilaç için kesilen fatura tutarındaki yüzde 23’lük artış ilaçta dışa bağımlığın sonucudur. Çözüm ise yerli ilaç ve aşı üretiminde dışa bağımlılığı önleyecek Ar-Ge çalışmalarına bir an evvel başlanmasıdır.

Sağlığın birçok alanında kısıntıya gitme kararı alan Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi cihaz alımları, tetkik ve teşhis hizmetleri, ilaç tedariki, sağlık bakım, hasta hizmetleri ve eğitimde kemer sıkma politikasına gideceği belirtilmektedir. Tasarruf tedbirleri adı altında dayatılan her uygulama, halkın gereksinim duyduğu sağlık hizmetlerini aksatmaktadır. Sağlık hizmetlerinde bir tasarruf gerekiyorsa sağlık hizmetlerine olan kışkırtılmış talebi mümkün olduğunca ihtiyaç ölçüsü ile sınırlayacak bir mekanizma geliştirilmelidir. Siyasi iktidarın tasarruf politikası halk sağlığını olumsuz etkilememelidir.

Kamu sağlık hizmetlerinde ekonomik kriz nedeni ile zorlu günler yaşanırken, böylesi bir süreçte siyasi iktidar kamu-özel ortaklığı modeliyle kurulan Şehir Hastaneleri projelerine milyar dolarlar harcamaktadır. Siyasi iktidar, giderek büyüyen sağlık hizmetlerinde yaşanan olumsuzluklara akla ve bilimsel temellere dayanan çözümler üretmek yerine, tüm uyarılarımıza rağmen yandaş şirketlere para aktaran Şehir Hastaneleri sisteminde ısrarcı davranmaktadır.

Çalışma ortamlarında yaşanan tüm güçlüklere rağmen özveri ile çalışan sağlık çalışanları da hastanelerin içinde bulunduğu dar boğazdan payını almaktadır. Kamu hastanelerinin neredeyse tamamında sermaye gelirlerinin başka ödemelere kaydırılması nedeniyle, sağlık çalışanları döner sermayeden pay alamaz hale gelmiştir. Düşük sabit ücretle çalışan sağlık çalışanları için döner sermayeden pay alamamak demek aile bütçesinin erimesi demektir. Kötü çalışma koşulları ve ağır iş yükü altında ezilen sağlık emekçilerinin bir de düşük ücretle ezilmesinin önüne geçilmelidir. Bu nedenle ivedi olarak maaş ücretlerinde artış sağlanmalıdır.

Ekonomideki yangın büyümektedir. Bütçe açığı nedeniyle ek kaynak arayışına girecek olan siyasi iktidar çareyi vatandaşa acı reçete kesmekte bulacaktır. Sağlık başta olmak üzere, kamusal hizmetlerin alımında vatandaştan daha fazla katılım bedeli talep edilmesi gündeme gelecektir. Hastalardan daha fazla katılım bedeli ya da ek ücret talep edilmesi kabul edilemez. Sosyal devlet anlayışının gereği yerine getirilmeli, herkes için eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ihtiyacı olan sağlık hizmeti sağlanmalıdır.

Genel Sağlık-İş olarak siyasi iktidarı, sağlıkta piyasalaşmaya son vererek, Atatürk’ün başlattığı ulusal, kamucu ve halkçı sağlık politikalarını bir an evvel uygulamaya çağırıyoruz.

Zekiye Bacaksız
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı

Diğer Yazılar