Toksik Derecede Şımartılmış ve Yarı Spastikleştirilmiş Erkeğin Hegemonyası

Toksik Derecede Şımartılmış ve Yarı Spastikleştirilmiş Erkeğin Hegemonyası

Eril hegemonyanın inşası ataerkil pazarlıktan, yöntemi toksik derecede şımartılmış ve kendisini bütün dünyanın merkezinde hissettirilen milyonlarca küçük başka dünyalardan geçer…

Dünyada özellikle 70’lerle birlikte ivme kazanan ve daha görünür hale gelen, biyolojiyi aşan ve sosyal kodlara yaygın toplumsal cinsiyet tartışmalarına yapılan katkılardan bana göre en önemlisi Deniz Kandiyoti’nin “Ataerkil Pazarlık” kavramıdır. Ancak bu topraklarda yaşayan birinin kavramsallaştırabileceği çünkü ancak bu topraklarda yaşayanların gözleriyle görüp iliklerine kadar hissedebileceği bu pazarlık, şimdiye kadar yapılmış tüm modası geçmiş ataerki tartışmaları ile daha güncel eril hegemonya tartışmalarının başka gökyüzüne -belki de Ortadoğu’ya ait gökyüzüne- bakan biricik penceresidir.

Kısaca ataerki, sosyal yaptırımları haiz trajik ve tarihsel bir iktidar meselesidir. Bu iktidarın inşa süreci sadece erkeklerle değil iktidardan pay almak isteyen kadınların ataerkinin inşasına katkıda bulunmalarınan geçer: erkek çocuk doğurarak, erkek çocuğu şımartarak, erkek çocuğu görünür, kız çocuğu daha görünmez kılarak; kısaca doğumdan yaşlılığa kadar erkeğin hegemonyasına katkıda bulunmak suretiyle ondan bazı paylar, sus payları alarak. Ataerkil pazarlık, Bourdieu’nün “Oyun Teorisi” kavramıyla kesişir. Bu teori çerçevesinde ataerkil pazarlık, kadının erkeğin gücünden aldığı pay karşılığında vazgeçtiği ve edilgenleştirdiği kadınlıktır. Kadınlık edilgenleştikçe erkeklik etkenleşir. Erkek etkenleştikçe, kadınların gündelik hayat pratiklerine yaygın sözde, eylemde ve ilişkide pazarlık zorunluluğu doğar. Ataerkil Pazarlık, bu topraklardan beslenmiş bir akademisyenin, Fransa’nın kırsalında doğmuş bir sosyologla Ortadoğu toprağında kucaklaştığı noktadır. 

Pazarlığın yöntemi: Toksik derecede şımartma

Her türlü sınıf, komünite, yığın ya da sosyolojik anlamda bir ismi olan ve bir topluluğu niteleyen bütün kavramları unutun. Bu ülkede üreme organları ikiye ayrılır: Çocukken komşu ve akrabalara göstermekten gurur duyulanlar ve utanılan, bastırılan, eziklenen ve doğduğunda yaşattığı hayal kırıklığıyla meydana gelen anlık suskunluğun halk arasında bir deyimi olan. Üreme bölgesinden gurur duyulan ilk kesim, toplumsal kodlarla başlayan hayat yolculuğunda annesi, ablası, küçük kız kardeşi ve hayatına giren her kadın tarafından toksik derecede şımartılıp yarı spastikleştirildikçe öğretilmiş bir bencilliğin kendisine verdiği yetkiye dayanarak önce ikili ilişkilerde; sonra o ve toplumla olan ilişkisinde her şeyi kendinde hak görme, merkeze alınma, pışpışlanma ihtiyacını sözle ve eylemle dikte eder. Dünya, onun etrafında dönmelidir. Geri kalanlar onun dünyasını eksenini kayırmadan döndürmekle görevli sevilen ancak gönüllü kölelerdir. Küçükken pipisini gururla gösterme imkânı verilen her beden, devamı hayatında bir bulaşık makinesinin düğmesine dahi basmayı bilmemenin haklı gururunu çevresine anlatırken aynen bir sosyopatın empatiden yoksunluğu gibi çevresinin ve toplumun geri kalan yarısının dünyasını görmezden gelir. Felce uğramış muhakeme yeteneği, ona bazı yıkım yöntemleri verir: söz, eylem, laf atma, şiddet ve bencilliğin her türlü ilişkiye yaygın serzenişi.

Eril hegemonyanın inşası ataerkil pazarlıktan, yöntemi toksik derecede şımartılmış ve kendisini bütün dünyanın merkezinde hissettirilen milyonlarca küçük başka dünyalardan geçer.

Şimdi hepsini aynı anda okumak, aynı potada değerlendirmek gerekir: Minibüste şort giydiği için kadın tekmeleyeni, hamile kadının sokakta gezmesine koca ve çirkin burnunu sokanı, kapalı olmayan kadını perdesiz eve benzeteni, adliye koridorlarında boşanmak isteyen karısını döveni, öldüreni, oğlan doğramadığı için gelinini döveni, aileye bir gelin gelse de eziyet etsek diye ellerini ovuşturan görümceyi ve hemen hemen her ilişkiye yaygın empatiden yoksun, toksik derecede şımartılmış, söylemde ve eylemde cebren ve hile ile yarı spastikleştirilmiş ve bu spastikleştirilme süreci şefkatle benimsenmiş tüm erkekleri.

Ama en çok toplumun yarısına bahşedilen bu iktidarın kendisine her şeyi hak görmesindeki cüreti…

Diğer Yazılar