Korkudan Kurtulma Özgürlüğü

Korkudan Kurtulma Özgürlüğü

Giderek artan iktidar baskısını sokaktaki adamın bile hissettiği bir ortamda, yurttaş olarak, bir türlü rayına oturmamış ve çağdaş standartlara ulaşmamış ama onu bile arayabileceğimiz günler endişesiyle demokrasimiz ve devamı adına, “cehaletin despotizmi”ne karşı, karınca kararınca herkesin ses vermesi gerektiğini düşündüğümden, “korkudan kurtulma özgürlüğü”nün hatırlanması, hep akılda tutulması ve uygulanması gerektiği kanısındayım.

Sosyal medyanın yaşantımıza girmesiyle, insanlar gezdikleri yerleri, yiyip-içtiklerini, hatıralarını vd. internet ortamında paylaşarak, bir nevi bu koca dünyada biz de varız demeye başladılar.

Bu paylaşımlar arasında, ülkemizdeki konjonktüre paralel olarak,  fikirlerini, düşüncelerini, güncel olaylarla ilgili görüş ve yorumlarını paylaşan “kısıtlı” bir kitle de var.

Memlekette bu denli büyük olay, haksızlık, adaletsizlik olurken sesi, sedası çıkmayan, üç maymunu oynayan, “aman başıma bir iş gelmesin” kaygısıyla hareket eden,  eşinin dostunun yaptığı bir paylaşımı dahi beğenmekten çekinen, korkan çok daha geniş bir kitle var bunun karşısında da.

Bu kaygı, bu çekingenlik, giderek “adam sen de”ciliğe ya da”, “ben mi kurtaracağım bu ülkeyi” umursamazlığına  dönüşürken, bana ABD’nin unutulmaz başkanlarından Franklin D. Roosevelt’in dört özgürlük ilkesini hatırlattı. Onlar arasında da özellikle “korkudan kurtulma özgürlüğü”nü.

ABD’nin, bu üç kez seçilmiş efsane başkanı, 1929 Büyük Buhranı’nda kapitalist sisteme devlet elinin değmesini sağlamış, onun “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” azgınlığını, sosyal devletle dizginleyerek bunalımdan çıkışı gerçekleştirmiş ve II.Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın kurtarıcısı ABD imgesini parlatmıştır.

Bununla birlikte, savaş sonrasında Stalin’e çok ödün verdiği, Doğu Bloku’nun ve komünizmin önünü açtığı savıyla, muhafazakâr ABD’lilerden ve Cumhuriyetçilerden yoğun eleştiri de almıştır.

Franklin D.Roosevelt, dört ana özgürlük tanımlar:

  1. İfade ve konuşma özgürlüğü
  2. İnanç ve ibadet özgürlüğü
  3. Yoksulluktan kurtulma özgürlüğü (yoksulluğu sorun edip, onunla ilgili çareler, çözümler bulma isteği bile kapitalist bir yönetim için devrim sayılabilir)
  4. Sonuncusu ve en önemlisi ise bütün bunları yapabilme gücü, direnci ve hareketi sağlayacak olan “korkudan kurtulma özgürlüğü”dür.

Giderek artan iktidar baskısını sokaktaki adamın bile hissettiği bir ortamda, yurttaş olarak, bir türlü rayına oturmamış ve çağdaş standartlara ulaşmamış ama onu bile arayabileceğimiz günler endişesiyle demokrasimiz ve devamı adına, “cehaletin despotizmi”ne karşı, karınca kararınca herkesin ses vermesi gerektiğini düşündüğümden, “korkudan kurtulma özgürlüğü”nün hatırlanması, hep akılda tutulması ve uygulanması gerektiği kanısındayım.

Gazetecilerin sudan sebeplerle, mantık ve hukuk dışı gerekçelerle içeri alındığı, hafifçe ses yükseltenlerin, ufak bir eleştiri yapıp,  demokrasi adına hasbelkader bir fikir belirtenlerin bile “”haddinizi bilin” diye azarlandığı bir iklimde; geçim derdindeki sıradan yurttaş için ister istemez bir kaygı ve çekince içerse bile özgürlük ve demokrasinin  bu ülkedeki tüm yurttaşların hakkı olduğunu ve herkese gerektiğini unutmamak gerekir. Bunun için de önce “korkudan kurtulmak” tabii ki…

Diğer Yazılar