Bağlantı Kopunca

Bağlantı Kopunca

Yeni Dalga akımının tek kadın temsilcisi Agnes Varda, janrlar arasında geçiş yapabilen nadir yönetmenlerden biri olarak hayatıma yeni girdi ama hayıflanmaya gerek yok, belki de doğru zaman budur.

Gün gelir çok sevdiğiniz hobilerden, konulardan sıkılıverirsiniz. İlginiz bir şekilde oralarda değildir artık. Epey bir süredir görsel sanatlara olan ilgimi kaybetmiştim halbuki güzel sanatlar fakültesi kökenliyim. Sanatsız bir dünya düşünemezken ansızın bağlantımız koptu.

Bu arada sosyal medya dünyasına da mesafeli bir duruşum vardı ama nedense baskın bir merak hissiyle instagram dünyasına adım atma gereği duydum.

Orada olmak önce bayağı bir şaşkınlık yarattı zira bu ortamlara doğmuş bir nesil olunmadığından uyumlanmakta güçlük çekildi. Kendini imajlarda kaybetmek, şiddet içeren görüntülere maruz kalmak pek de hoş değil ancak bu ortamın kişisel olarak faydalarını da görmedim değil.

İlkin çektiğim anlamlı, anlamsız her imgenin, her hikayenin, kullanılan her emoji ya da gif denilen hareketli imgeciklerin yaratıcılığımı tetiklediğini gördüm. Öte yandan tuhaf da olsa yeni bir dil, iletişim biçimi olduğu kanısına vardım. Hele o dolaylı anlatımlar yok mu? İmajların arkasında saklı zekaları keşfetmek çok eğlenceli.

Bunlar belki vasat etkiler olarak görülebilir ne var ki yadsınamaz gerçek ortada. Dünya müzelerine bağlı olmak, yayınlarıyla güncel sanatı veya mükemmel koleksiyonlarını takip etmek ve sanatın neden var olduğunu hatırlamak için bir sosyal medya ortamına dahil olmak gerekiyormuş. Bir de buna yorumlarınızı itina ile beğenmeleri ile interaktif bir anlayış sergileyen isim yapmış bu kurumların vazifelerini ne kadar mükemmel yaptıklarını eklersek konu daha bir ciddiyet kazanabilir. İşte bu kurumlar sayesinde, Tate, Musee D’orsay, Louvre vb. tekrardan sanat dünyasına bağlandım. Bu üçünden de yaptığım yoruma bir beğeni almak oralara gitmiş kadar iyi hissettirdi.

Örneğin ilgimi kaybettiğim dönemlerde kaçırdığım JR ile Louvre müzesi için yaptığı olağanüstü çalışma ile tanıştım. Oysa ki kendisi 2015 yılında İstanbul’da çok etkili bir iş yapmış! Bu bilgiye ulaşınca utanmadım değil. Zararın neresinden dönsen kardır deyimi imdadıma yetişti de bu utançtan sıyrıldım. Sonrasında her şey zincirleme gelişti: JR, Agnes Varda ile tanışmamı sağladı. Bu konu da ilginçtir, deneme filmi türünde çalışmalar yapmak için bir üniversitede özel öğrenci olmak için konuştuğum değerli bir akademik bana Agnes Varda’yı önermiş haberim yok, notlarımda buldum.

Velhasıl kelam instagrama kendi notlarımdan daha çok baktığım gerçeğini bir kenara bırakırsak bu karşılaşmalar çok faydalı oldu. Özellikle Fransız sinema akımı Nouvelle Vague, Yeni Dalga akımının tek kadın temsilcisi Agnes Varda, janrlar arasında geçiş yapabilen nadir yönetmenlerden biri olarak hayatıma yeni girdi ama hayıflanmaya gerek yok belki de doğru zaman budur. Nasıl ki öğrenmenin yaşı yoktur. Hocalık yaptığım dönemlerde öğrencilerimin bana çok katkısı olmuştur. Agnes Varda ve JR’ın beraber yaptıkları Mekanlar ve Yüzler adlı belgesel de adeta bir hoca öğrenci ilişkisi kurgusunda fakat kesinlikle bildiğimiz formatta değil bu ilişki.

Farklı kuşakları temsil eden bu ikilinin birlikte üretiminden doğan film mutlaka izlenmeli. Hiçbir ağırlık ve dram yüklemeden sadece mekanların ve yüzlerin hikayelerini olduğu gibi aktaran nefis bir yapım. Hele bir sahne var ki kıskançlığı hiç anlamayan biri olarak bende bile bu hissi uyandırmıştır. Varda ve JR’ın Louvre müzesinin salonlarından birinde, muhteşem eserlerin arasında neşe içinde dolanmaları. Neden Türkiye’de böyle müzelerin olamadığı ise ayrı ve uzun bir konu.

Agnes Varda orada bir takım ressam isimlerini zikreder. Bunlar biri Guiseppe Arcimboldo. Bir kere daha Louvre’a gitme şansım olursa ilk iş ressamın eserlerini görmek olacak çünkü sanatına yeni vakıf oldum ve bu gözle yeniden görmek isterim.

Kendisi ile ilgili düşüncelerimi bir başka başlık altında paylaşmayı dilerken, Mekanlar ve Yüzler filmini şiddetle yeniden tavsiye ederim. Hatta yavrularınızla beraber izlemek çok daha iyi bir fikir olabilir. Çocukların çağdaş sanat örneklerinden birinin en yalın, duru ve samimi anlatımına kolayca ulaşacakları bir seans olacaktır. Bir de kendi sıcakların hafitten bastırdı ellerinizle yaptığınız yoğurtlu meyveli dondurma olursa tadından yenmez..

KISACIK YOĞURTLU DONDURMA TARİFİ

2 adet şeftaliyi bir avuç çilek ve minicik bir tutam toz tarçın ve yoğurdu mutfak robotunda pürüzsüz bir kıvama alıncaya kadar karıştırın. Sonrası çok kolay karışımı ister derin bir kapta, ister dondurma kalıplarında derin dondurucuya koyun. Hepsi bu! Farkındaysanız özellikle şeker ve krema olmayan bir tarif verdim. Malum yaz..

Diğer Yazılar