Halk Okulu

Halk Okulu

Baktım sonra ben Ceyhun Atuf’un halk çocuğu olmuşum…
Yazılmışım Mustafa Kemal’in halk okuluna…
Başında deli rüzgârlar esen kırmızı kurdeleli küçük kız çocuğu…

Okulsuz kaldık sanmıştım. Köy öğretmenleri yolumuzu gösterememiş, kurtuluşu görememiş, emekten yana tavrımızı alamamış, gericiliğe teslim olmuşuz sanmıştım.

Kulaklığımın sesini yükseltince unuturum sanmıştım bir çocuğun tacizcisiyle adliyede karşılaşmaktan korktuğu için kalp çarpısından öldüğünü.

Dans edersem gözümün önünden gider sanmıştım: Yakılan ozanlar, minarenin önünde öldürülen avukat.

Konuşursam aklımdan gider sanmıştım: 2008’de Ankara’nın göbeğinde tüberküloz olan kız çocuğu.

Hatırladım sonra tek tek:

Bozkıra inat çiçek açan ahlatı, ucundaki mor çiçekle kandıran, sonra dikenini batıran devedikenini, ardıç ağacını, baharda gelin olan kayısıyı…

Sağlık Sokak’ta soğuğa rağmen fabrikalarını vermeyen tekel işçilerini…

Kaz Dağlarını altın için satanlara direnen Bergama köylülerini…

Gezi Parkı’nda çocukları için el ele tutuşan anneleri…

Baktım sonra ben Ceyhun Atuf’un halk çocuğu olmuşum.

Bütün urbalarından soyunmuş, katılmışım halkın arasına.[1]

Yazılmışım Mustafa Kemal’in halk okuluna. Başında deli rüzgârlar esen kırmızı kurdeleli küçük kız çocuğu.


[1]  Ceyhun Atuf Kansu- Şimali Şarkiye Doğru şiirinden alınmıştır.

Diğer Yazılar